Kök

مول

Kur'an'da 86 yerde, 80 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Masada birinin para saydığını düşün. Kur’an bu kökle, elde birikip el değiştiren, geçimi ayakta tutan imkânı anlatır. Yani bu, hem kişiyi hem toplumu destekleyen bir paydır; adaletle korunur, yolunda harcanınca artar, sırf ona güvenince ise hiçbir işe yaramaz.

Türkçedeki izi

mal
Aynı kök; elde biriken ve devredilen şeyleri anlatır.
mali
Parayla ve para işlerine dair demektir.
maliyet
Bir işi yapmak için gereken para toplamı.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileجهد(cihat, mücahit)

    Bizim kök, eldeki imkânı ve birikimi anlatır. Jhd ise bu imkânla sarf edilen çabayı anlatır. Kısacası mal araçtır, cihat gayrettir.

    • 2:261Burada Mallarını geçer; verilen ve harcanan imkân anlatılır.
    • 9:41Burada mallarınızla der; gayretin hangi vasıtayla yapıldığını söyler.

Müfessir diliyle

Kişinin elinde birikip devredilebilen somut imkân; hayatın idamesini ve nüfuzunu taşıyan vasıta.

Bu lafız, verilip alınan, artıp eksilen, harcanıp biriktirilen birikimleri gösterir (2:155, 2:261, 2:274, 104:2-3). Hem ferdin hem toplumun ayakta durmasına tahsis edilmiş bir dayanak olarak anılır: “Allah’ın sizin için kıyam (geçim/ayakta durma) kıldığı” şeydir (4:5), bu yüzden hakka riayetle korunur ve başkalarının hakkı da içindedir (2:188, 4:2, 51:19, 70:24). Bu imkân, Allah’a karşı bir yaklaşma aracı kılınabilir veya aldanışa dönüşebilir; “yolunda” sarf edilirse bereketlenir (2:261), fakat kendisine güvenilirse hiçbir fayda vermez (3:10, 58:17, 69:28).

Somuttan soyuta

Önce bütünüyle hissî ve devredilebilir kaynak olarak görünür: verilmesi, sayılması, biriktirilmesi, sermayesi, artışı/azalışı (2:279, 30:39, 57:20, 74:12, 104:2-3). Buradan ahlâkî imtihan ve aldanış düzlemine yükselir: fitne, meşgale ve sahte güven (8:28, 63:9, 104:3).

Kardeş köklerden farkı

  • جهدile farkı

    Bu kök, eldeki imkânın kendisini ifade eder; jhd ise sarf edilen çabayı. Beraber geldiğinde ‘b-’ edatıyla, çabanın hangi vasıtayla yapıldığını gösterir: “onların imkânları ve canlarıyla gayret etmeleri” (vasıta + fiil ayrımı) (9:41, 61:11, 8:72, 9:81).

Anlam alanları · 5

  1. Geçim dayanağı ve destek

    Toplumu ve bireyi ayakta tutan, Allah’ın ‘kıyam’ kıldığı imkân; yardım ve takviye vasıtasıdır.

  2. Artış-azalış ve biriktirme

    Sayılabilen, çoğalabilen, uzayıp yayılabilen yahut eksilen bir birikimdir; sermaye, çoğaltma ve yığın yapma temaları öne çıkar.

  3. Tasarruf ve sarf

    İnfakın nesnesidir; ‘yolunda’ sarf edilince bereketlenir ve arındırır; içinde muhtaçların belirli bir payı bulunur.

  4. Hak ve mülkiyet ihlâli

    Başkalarına ait olana el uzatma, karıştırma veya haksız yeme açıkça yasaklanır; yetim hakkı özellikle vurgulanır.

  5. İmtihan ve aldanış

    İnsan için deneme vesilesidir; zikri perdeleyebilir ve güvenilecek bir sığınak değildir.

Güven: Güçlü · incelenen 60 ayetin 27'i açıklandı (%45) · toplam 80 ayetten dengeli örnek

Kullanımlar çok sayıda ve tutarlı biçimde devredilebilir-destek sağlayan birikimi göstermektedir.

Açık soru: Kapsamın somut türleri (arsa, hayvan, nakit vb.) metinde ayrıştırılmadığından alt sınıflar hakkında hüküm çıkarmıyorum.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

38 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:155'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 31Medenî · 49
isim · 86

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 37

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

أَموَٰلَهُم9بِأَموَٰلِهِم8مَالٗا6أَموَٰلُهُم5أَموَٰلِهِم5أَموَٰلُكُم4ٱلأَموَٰلِ3أَموَٰلَكُم3أَموَٰلِكُم3أَموَٰلَ3بِأَموَٰلِكُم3ٱلمَالَ2أَموَٰلِ2مَالَهُ2مَالَ2أَموَٰلٗا2وَأَموَٰلَهُم2بِأَموَٰلٖ2مَالُهُ2ٱلمَالِ1أَموَٰلَهُمُ1أَموَٰلَكُمُ1وَأَموَٰلٌ1وَأَموَٰلٗا1مَالًا1أَموَٰلِنَا1ٱلمَالُ1مَّالٖ1مَّالِ1مَالٞ1بِمَالٖ1أَموَٰلُنَا1وَأَموَٰلِهِم1مَالٖ1مَالِيَه1مَالُهُٓ1مَالَهُٓ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:155Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleriٱلأَموَٰلِ
  2. 2:177Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardırٱلمَالَ
  3. 2:188Bir de aranızda mallarınızı batıl sebeplerle yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günah ile yemek için, o malları hakimlere rüşvet olarak vermeyinأَموَٰلَكُم
  4. 2:247Peygamberleri onlara: "Allah, size hükümdar olmak üzere Talût'u gönderdi." demişti. Onlar: "Ona bizim üzerimize hükümdar olmak nereden geldi? Oysa hükümdarlığa biz ondan daha lâyıkız, ona maldan bir genişlik, bir bolluk da verilmemiştir." dediler. Peygamberleri de "Onu sizin başınıza Allah seçmiş ve ona bilgi ve vücut bakımından bir güç, bir genişlik vermiştir." dedi. Hem Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah'ın rahmeti geniştir, o her şeyi bilirٱلمَالِ
  5. 2:261Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir tanenin durumu gibidir ki, yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var. Allah, dilediğine daha da katlar. Allah'ın rahmeti geniştir. O, her şeyi bilirأَموَٰلَهُم
  6. 2:262Allah yolunda mallarını infak eden, sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayı, gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin Rableri yanında mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar, üzülmeyeceklerdirأَموَٰلَهُم
  7. 2:264Ey iman edenler! Sadakalarınızı, başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin. O adam gibi ki, insanlara gösteriş için malını dağıtır da ne Allah'a inanır, ne ahiret gününe. Artık onun hâli, bir kayanın hâline benzer ki, üzerinde biraz toprak varmış, derken şiddetli bir sağnak inmiş de onu yalçın bir kaya halinde bırakıvermiş. Öyle kimseler, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu doğru yola iletmezمَالَهُ
  8. 2:265Allah'ın rızasını aramak, kendilerini veya kendilerinden bir kısmını Allah yolunda sabit kılmak için mallarını Allah yolunda harcayanların hâli ise, bir tepedeki güzel bir bahçenin hâline benzer ki, ona kuvvetli bir sağnak düşmüş de yemişlerini iki kat vermiştir. Böyle bir bahçeye yağmur düşmese bile mutlaka bir çisenti vardır. Allah, yaptıklarınızı görürأَموَٰلَهُمُ
  9. 2:274Mallarını gece ve gündüz, gizlice ve açıkça infak edenler yok mu, işte onların Rableri katında ecir ve mükafatları vardır. Ve onlara herhangi bir korku yoktur, onlar hiçbir zaman mahzun da olmazlarأَموَٰلَهُم
  10. 2:279Eğer böyle yapmazsanız, o zaman Allah ve Resulü tarafından size savaş açılmış olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz, sermayeleriniz sizindir. Haksızlık etmezsiniz, haksızlığa da uğramazsınızأَموَٰلِكُم
  11. 3:10Gerçek şu ki, kâfirlere, Allah'tan gelecek bir zararı, ne malları, ne de evlatları engelleyemez. İşte onlar, o ateşin yakıtı olacaklarأَموَٰلُهُم
  12. 3:116O inkâr edenler (var ya), onların ne malları, ne de evlatları, onlara Allah'a karşı hiçbir fayda sağlamayacaktır. Onlar, ateş halkıdır; orada ebedi kalacaklardırأَموَٰلُهُم
  13. 3:186Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'dan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendirأَموَٰلِكُم
  14. 4:2Öksüzlere mallarını verin ve kötüsünü (onlara vererek) iyisiyle değiştirmeyin. Onların mallarını, kendi mallarınıza karıştırıp yemeyin. Zira bu, büyük bir günahtırأَموَٰلَهُم
  15. 4:5Allah'ın, sizi başına diktiği mallarınızı aklı ermezlere vermeyin; o mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyinأَموَٰلَكُمُ
  16. 4:6Evlenme çağına gelinceye kadar yetimleri gözetip deneyin. Onların akılca olgunlaştıklarını görürseniz, mallarını kendilerine teslim edin. "Büyüyecekler de mallarına sahip olacaklar" endişesiyle onları israf ederek, tez elden yemeyin. Zengin olan, onların malını yemekten çekinsin. Fakir olan ise, meşrû sûrette yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, bunu şahitler karşısında yapın. Hesap görücü olarak Allah yeterأَموَٰلَهُم
  17. 4:10Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, muhakkak ki karınlarını ateşle doldurmuş olurlar ve cehennemi boylarlarأَموَٰلَ
  18. 4:24Bir de harb esiri olarak sahibi bulunduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlarla evlenmeniz de size haram kılındı. Bütün bunlar Allah'ın üzerinize farz kıldığı hükümlerdir. Bunların dışında kalanlar ise iffetli olarak zina etmeksizin mallarınızla mehir vermek suretiyle evlenmek istemeniz size helal kılındı. O halde onlardan nikah ile faydalanmanıza karşılık mehirlerini kendilerine verin ki, bu farzdır. O mehri takdir edip kesinleştirdikten sonra birbirinizi razı etmenizde bir mahzur yoktur. Şüphesiz ki Allah her şeyi çok iyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidirبِأَموَٰلِكُم
  19. 4:29Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızanızla yaptığınız ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin canına kıymayın. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidirأَموَٰلَكُم
  20. 4:34Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktürأَموَٰلِهِم
  21. 4:38Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman etmedikleri halde mallarını, insanlara gösteriş yapmak için harcarlar. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştırأَموَٰلَهُم
  22. 4:95Müminlerden özür sahibi olmaksızın oturanlarla Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, oturanlardan üstün kıldı. Allah onların hepsine de cenneti vaad etmiştir. Bununla beraber Allah mücahitlere, oturanların üzerinde büyük bir ecir vermiştirبِأَموَٰلِهِم
  23. 4:161Yahudilerin zulmetmeleri ve birçok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları, yasaklandıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle daha önce kendilerine helâl kılınan temiz şeyleri haram kıldık. Onlardan kâfir olanlara can yakıcı bir azap hazırladıkأَموَٰلَ
  24. 6:152Yetimin malına yaklaşmayın; yalnız erginlik çağına erişinceye kadar (malına) en güzel biçimde (yaklaşabilir ve uygun şekilde harcayabilirsiniz). Ölçü ve tartıyı tam adaletle yapın. Biz kimseye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz. Söylediğiniz zaman da, yakınınız da olsa âdil olun ve Allah'a verdiğiniz sözü tutun. Öğüt alıp düşünesiniz diye Allah bunları size emretmiştirمَالَ
  25. 8:28Ve iyi biliniz ki, mallarınız ve evlatlarınız birer imtihan aracından başka birşey değildir. Allah katında büyük ecir vardırأَموَٰلُكُم
  26. 8:36Mallarını, Allah yolundan engellemek için sarfeden o kâfirler, hiç şüphesiz yine onu sarfedecekler. Varsın sarfetsinler, sonra o yüreklerine inen bir acı olacak, sonra da mağlup olacaklar. Zaten kâfirler toplanıp cehenneme gönderileceklerأَموَٰلَهُم
  27. 8:72Gerçekten de iman edip hicret eden, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad veren, onları barındırıp yardım edenler, işte bunlar birbirlerinin dostlarıdırlar. İman ettiği halde henüz hicret etmemiş olanlar, hicret edinceye kadar onlar üzerinde herhangi bir velayet hakkınız yoktur. Bununla beraber dinde sizden yardım isterlerse, sizinle arasında antlaşma bulunanlar aleyhine bir durum olmadıkça, onlara yardım etmeniz de üzerinize borçtur. Allah bütün yaptıklarınızı görüp duruyorبِأَموَٰلِهِم
  28. 9:20İman edip de hicret edip, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, Allah katında en büyük dereceye sahiptirler. İşte bunlar murada ermiş olan mutlu kullardırبِأَموَٰلِهِم
  29. 9:24Onlara de ki; eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmezوَأَموَٰلٌ
  30. 9:34Ey iman edenler, şurası bir gerçektir ki, yahudi hahamları ile hıristiyan rahiplerinin bir çoğu insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah yolundan saptırırlar. Bir de altın ve gümüşü hazineye doldurup, onları Allah yolunda sarfetmeyenleri bu yüzden acıklı bir azap ile müjdeleأَموَٰلَ

Bu kök 80 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.