Kök

مدد

Kur'an'da 32 yerde, 29 ayette geçer.

Kur'an'daki izi

24 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:15'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 22Medenî · 7
fiil · 23isim · 6sıfat · 3

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 27

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

مَدَّ2مَدَدنَٰهَا2تَمُدَّنَّ2فَليَمدُد2أَمَدَّكُم2وَيَمُدُّهُم1يُمِدَّكُم1يُمدِدكُم1يَمُدُّونَهُم1مُمِدُّكُم1مُدَّتِهِم1وَأَمدَدنَٰكُم1نُّمِدُّ1مِدَادٗا1مَدَدٗا1مَدًّا1وَنَمُدُّ1مَدّٗا1نُمِدُّهُم1أَتُمِدُّونَنِ1يَمُدُّهُ1وَأَمدَدنَٰهُم1مَّمدُودٖ1وَيُمدِدكُم1مَّمدُودٗا1مُدَّت1مُّمَدَّدَةِ1

Geçtiği ayetler

  1. 2:15(Asıl) Allah onlarla alay eder ve taşkınlıkları içinde serserice dolaşmalarına mühlet verirوَيَمُدُّهُم
  2. 3:124O zaman sen müminlere: "Rabbinizin size, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordunيُمِدَّكُم
  3. 3:125Evet, sabreder ve (Allah'tan) korkarsanız, onlar ansızın üzerinize gelseler, Rabbiniz size nişanlı nişanlı beş bin melekle yardım ederيُمدِدكُم
  4. 7:202Şeytanların kardeşlerine gelince, onlar öbürlerini sapıklığa sürüklerler, sonra da yakalarını bırakmazlarيَمُدُّونَهُم
  5. 8:9O vakit siz Rabbinizden yardım diliyordunuz. O da: "Ben işte ardarda bin melekle size yardım ediyorum" diye duanızı kabul buyurmuştuمُمِدُّكُم
  6. 9:4Ancak kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklerden size olan ahitlerinde hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiçbir kimseye yardımda bulunmamış olanlar bunun dışındadır. Siz de onlarla olan antlaşmanızın hükümlerine antlaşma süresinin sonuna kadar uyunuz. Muhakkak ki, Allah müttakileri severمُدَّتِهِم
  7. 13:3Yeryüzünü enine boyuna yayıp döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar meydana getiren ve yeryüzünde meyvelerin hepsinden iki çift yapan O'dur. Sürekli olarak gece ile gündüzü birbirine dolamaktadır. Düşünecek olan bir kavim için bunda muhakkak ki, ibretler vardırمَدَّ
  8. 15:19Yeryüzünü düzgün bir şekilde yarattık ve oraya sabit dağlar yerleştirdik. Orada hikmetle ölçülmüş her şeyden bitkiler bitirdikمَدَدنَٰهَا
  9. 15:88Sakın o kâfirlerden birtakımlarına verip de kendilerini zevklendirdiğimiz şeye (mal ve servete) heveslenip göz dikeyim deme. Onlardan dolayı üzülme. Müminlere merhamet kanatlarını indirتَمُدَّنَّ
  10. 17:6Sonra sizi tekrar o istilacılar üzerine galip kıldık ve size mallarla ve oğullarla yardım ettik. Ve toplum olarak sizin sayınızı artırdıkوَأَمدَدنَٰكُم
  11. 17:20Hepsine; (dünyayı isteyenlere de, ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildirنُّمِدُّ
  12. 18:109Deki: "Eğer Rabbimin sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden önce, deniz muhakkak tükenecekti, bir mislini daha yardımcı getirsek bileمِدَادٗا
  13. 19:75Onlara de ki: "Kim sapıklık içinde ise, Rahmân ona mal ve evlatça ziyadelik ve azgınlığında mühlet verir. Nihayet kendilerine vaad edilen azabı, yahut kıyamet günü cehennemi gördükleri vakit, artık bilecekler kimin mevkii daha fena ve yardımcıları daha zayıfmışفَليَمدُد
  14. 19:79Hayır, asla öyle değil; biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını çoğalttıkça çoğaltacağızوَنَمُدُّ
  15. 20:131Kâfirlerden bir kısmına, onları sınamak için dünya hayatının zineti olarak verdiğimiz ve onunla kendilerini geçindirdiğimiz şeye (mal ve saltanata) sakın rağbetle bakma. Rabbinin (ahiretteki) rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdırتَمُدَّنَّ
  16. 22:15Allah'ın ona (peygambere) dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini sanan kimse hemen yukarıya bir ip uzatsın, sonra (kendini intihar edip) boğsun da baksın bu hilesi kendisini öfkelendiren şeyi giderecek miفَليَمدُد
  17. 23:55Sanıyorlar mı ki, onlara verdiğimiz servet ve oğullar ileنُمِدُّهُم
  18. 25:45Rabbinin gölgeyi nasıl uzatmakta olduğunu görmedin mi? Dileseydi onu elbet hareketsiz de kılardı. Sonra biz güneşi, ona (gölgeye) delil kılmışızdırمَدَّ
  19. 26:132O Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekteأَمَدَّكُم
  20. 26:133Davarlar, oğullarأَمَدَّكُم
  21. 27:36(Elçiler, hediyelerle) gelince Süleyman şöyle dedi: "Siz bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha iyidir. Ama siz, hediyenizle böbürlenirsinizأَتُمِدُّونَنِ
  22. 31:27Eğer yeryüzündeki ağaçlar hep kalem olsa, deniz de arkasından yedi deniz daha kendisine destek olduğu halde mürekkep olsa, yine de Allah'ın kelimeleri yazmakla tükenmez. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirيَمُدُّهُ
  23. 50:7Yeri de nasıl uzatmış, üzerine sabit dağlar oturtmuşuz. Orada görünüşü güzel her çeşit bitkiden çiftler yetiştirdikمَدَدنَٰهَا
  24. 52:22Onlara canlarının istediği meyvalar ve etlerden bol bol verdikوَأَمدَدنَٰهُم
  25. 56:30Uzamış gölgelerمَّمدُودٖ
  26. 71:12Mallar ve oğullar vererek sizin imdadınıza koşsun. Sizin için bahçeler yapsın, ırmaklar yapsınوَيُمدِدكُم
  27. 74:12Hem ona bol servet verdimمَّمدُودٗا
  28. 84:3Yer uzatılıp düzlendiğiمُدَّت
  29. 104:9Cehennemlikler, dikilmiş direklere bağlı oldukları halde, o ateşin kapıları üzerlerine kapatılacaktırمُّمَدَّدَةِ

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.