Kök
نفق
Kur'an'da 111 yerde, 86 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Bir kapta su var, kenarındaki ince yarıktan dışarı sızıyor. Kur’an’daki bu kök de böyle çalışır: içeride olan dışarı akar. Malda bu, rızıktan pay vermektir; kişide ise insanın içiyle sözü ayrılır.
Türkçedeki izi
- nafaka
- Boşanmada verilen geçim parası; harcayıp geçindirme fikrinden gelir.
- münafık
- İçiyle dışı ayrılan kimse; iç-dış yarığı bu kökten.
- infak
- Rızıktan pay vermek anlamında kullanılır; kökün mal boyutu.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileعلن(aleni, aleniyet, ilan)
İnfak (eldekinden vermek) işi anlatır: içeride olan dışarı çıkar. Aleni (açık) ise yalnız görünürlüğü söyler: gizli mi açık mı. Kısacası infak iş, aleni sunuluş biçimi.
Müfessir diliyle
İçerdekini bir açıklıktan dışarı akıtmak; maddede dışa verme, kişide iç–dış ayrığı doğuran hal.
Somut çekirdek, yerde bir geçit/yarık aramakla görünür: ابتغاء نفقًا في الأرض (6:35). Aynı çekirdeğin malda görünümü, elde olandan dışarıya vermektir: مما رزقناهم ينفقون (2:3, 8:3, 13:22); tükenme korkusu da bu dışarı akışın karşı yüzüdür: خشية الإنفاق (17:100). Kişideki soyut görünüm ise içle dışın ayrışmasıdır: يقولون بأفواههم ما ليس في قلوبهم (3:167), المنافقون لكاذبون (63:1), تُنَبِّئُهُم بما في قلوبهم (9:64).
Somuttan soyuta
Betimlenebilir en somut anlam, ‘yerde bir geçit’ (6:35); buradan ‘eldekini dışarı akıtma’ (2:3, 17:100) ve nihayet ‘iç ile dış arasına gedik açan hal’ yani نفاق (9:77, 3:167) düzeyine yükselir.
Kardeş köklerden farkı
Anlam alanları · 4
Genel dışa verme (ibadet ve yakınlık aracı)
Rızktan dışarıya pay akıtmak; yön ‘min’ ile kaynağı, ‘في سبيل الله’ ile amacı belirir.
Geçim temini ve yönlü ödeme
Belirli kimselere yönelik iaşe/ödemeyi ifade eder; hedef ‘على’ ile işaretlenir.
Boşa giden veya günaha sürükleyen dışa verme
Gösteriş, engelleme veya küfür için dışarı akıtma, sonunda hasrete veya iptale döner.
İç–dış ayrığı (nifak) ve kişilik hali
Söz ile kalbin ayrılması; içeriğin gizli kalıp dışarı başka bir yüzle akması.
Biçimlerin kullanımı
- أَنفَقَ
- Eldekinden dışarı pay akıtmak; kaynaktan hedefe tahsis etmek (2:3, 2:254, 13:22).
- إِنفَاق
- Dışarı akıtma eylemi; tükenme/endişe boyutuyla da anılır (17:100).
- نَفَق
- Yerde/aşağıda geçit, açıklık; somut çıkış yolu (6:35).
- نَفَقَة
- Yapılan iaşe/masraf kalemi; küçük-büyük her ödeme (9:121; ayrıca 65:6 bağlamında).
- نِفَاق
- İç–dış yarığının kalpte yerleşik hali (9:77, 9:97, 9:101).
Güven: Güçlü · incelenen 63 ayetin 29'i açıklandı (%46) · toplam 86 ayetten dengeli örnek
Maddî dışa akış ve iç–dış ayrığı iki geniş ve tutarlı kümeyle çok sayıda ayette belirgin; somut ‘geçit’ kullanımı tek ayette olsa da çekirdeği destekler.
Açık soru: Somut ‘geçit’ ile ‘iç–dış ayrığı’ arasındaki kavramsal bağ ayetlerde ima düzeyindedir; doğrudan tanım verilmez.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 34
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:3Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlarيُنفِقُونَ
- 2:195Allah yolunda mal harcayın da kendinizi ellerinizle tehlikeye bırakmayın ve güzel hareket edin. Çünkü Allah güzellik ve iyilik edenleri severوَأَنفِقُواْ
- 2:215Ey Muhammed! Sana nereye infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayır olarak verdiğiniz nafaka, ana baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak daha ne yaparsanız herhalde Allah onu bilirيُنفِقُونَ
- 2:219Ey Muhammed! Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır. Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür. Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin. İşte böylece Allah, size âyetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüzيُنفِقُونَ
- 2:254Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin bulunmadığı bir gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın. Kâfirlere gelince, onlar zalimlerdirأَنفِقُواْ
- 2:261Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir tanenin durumu gibidir ki, yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var. Allah, dilediğine daha da katlar. Allah'ın rahmeti geniştir. O, her şeyi bilirيُنفِقُونَ
- 2:262Allah yolunda mallarını infak eden, sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayı, gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin Rableri yanında mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar, üzülmeyeceklerdirيُنفِقُونَ
- 2:264Ey iman edenler! Sadakalarınızı, başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin. O adam gibi ki, insanlara gösteriş için malını dağıtır da ne Allah'a inanır, ne ahiret gününe. Artık onun hâli, bir kayanın hâline benzer ki, üzerinde biraz toprak varmış, derken şiddetli bir sağnak inmiş de onu yalçın bir kaya halinde bırakıvermiş. Öyle kimseler, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu doğru yola iletmezيُنفِقُ
- 2:265Allah'ın rızasını aramak, kendilerini veya kendilerinden bir kısmını Allah yolunda sabit kılmak için mallarını Allah yolunda harcayanların hâli ise, bir tepedeki güzel bir bahçenin hâline benzer ki, ona kuvvetli bir sağnak düşmüş de yemişlerini iki kat vermiştir. Böyle bir bahçeye yağmur düşmese bile mutlaka bir çisenti vardır. Allah, yaptıklarınızı görürيُنفِقُونَ
- 2:267Ey iman edenler! İnfakı gerek kazandıklarınızın, gerek sizin için yerden çıkardıklarımızın temizlerinden yapın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olamıyacağınız fenasını vermeye yeltenmeyin. Biliniz ki, Allah sadakalarınıza muhtaç değildir ve hamde layık olandırأَنفِقُواْ
- 2:270Her ne çeşit nafaka verdinizse veya ne türlü bir adak adadınızsa, Allah onu kesinlikle bilir. Ve zalimlere hiçbir şekilde yardım olunmayacaktırأَنفَقتُم
- 2:272Onları yola getirmek senin boynuna borç değildir, ancak Allah dilediğini yola getirir. Yaptığınız her iyilik sırf kendiniz içindir. Siz yalnızca Allah rızasını gözetmenin dışında infak etmezsiniz. İyilik cinsinden ne infak ederseniz o size aynen ödenir. Size hiçbir şekilde haksızlık yapılmazتُنفِقُواْ
- 2:273Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adamış olan fakirlere veriniz. Onlar yeryüzünde gezip dolaşmaya güç yetiremezler. Utangaç olduklarından dolayı, bilmeyenler, onları zengin sanırlar. Oysa sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük yapıp kimseden birşey de isteyemezler. Ne türden bir iyilik yaparsanız, şüphe yok ki, Allah onu bilirتُنفِقُواْ
- 2:274Mallarını gece ve gündüz, gizlice ve açıkça infak edenler yok mu, işte onların Rableri katında ecir ve mükafatları vardır. Ve onlara herhangi bir korku yoktur, onlar hiçbir zaman mahzun da olmazlarيُنفِقُونَ
- 3:17O sabredenleri, o doğruluktan şaşmayanları, o elpençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları (görür)وَٱلمُنفِقِينَ
- 3:92Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça, gerçek iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilirتُنفِقُواْ
- 3:117Onların bu dünya hayatında harcadıklarının durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın hali gibidir. Allah onlara zulmetmedi. Fakat kendileri, kendilerine zulmediyorlarيُنفِقُونَ
- 3:134O (Allah'tan hakkıyla korka)nlar, bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar, insanları affederler. Allah iyilik edenleri severيُنفِقُونَ
- 3:167İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musibet de Allah'ın izniyledir. Bu da müminleri belirlemesi ve hem de münafıklık yapanları ayırt etmesi içindir. Ve onlara: "Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz." denilmişti. Onlar ise: "Biz savaşmasını (veya savaş olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik." demişlerdi. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakındılar. kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendirنَافَقُواْ
- 4:34Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktürأَنفَقُواْ
- 4:38Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman etmedikleri halde mallarını, insanlara gösteriş yapmak için harcarlar. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştırيُنفِقُونَ
- 4:39Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah'ın verdiği rızıktan gösterişsiz harcasalardı kendilerine ne zarar gelirdi? Allah onların söz ve işlerini çok iyi bilendirوَأَنفَقُواْ
- 4:61Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve Peygambere gelin!" denince, münafıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsünٱلمُنَٰفِقِينَ
- 4:88O halde, siz niçin münafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? Allah onları kazandıkları günah yüzünden terslerine döndürdüğü halde Allah'ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, sen onun için bir çıkış yolu bulamazsınٱلمُنَٰفِقِينَ
- 4:138Münafıklara da haber ver ki, kendileri için çok acı bir azab vardırٱلمُنَٰفِقِينَ
- 4:140Allah size Kitab (Kur'an)da: "Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, o kâfirlerle oturmayın. Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz" diye hüküm indirdi. Muhakkak ki Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktırٱلمُنَٰفِقِينَ
- 4:142Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Halbuki Allah, onların oyunlarını başlarına geçirecektir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı pek az anarlarٱلمُنَٰفِقِينَ
- 4:145Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara bir yardım edici de bulamazsınٱلمُنَٰفِقِينَ
- 5:64Yahudiler, "Allah'ın eli çok sıkıdır" dediler. Söyledikleri söz sebebiyle onların elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Aksine Allah'ın elleri açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü azdırıyor. Biz, onların aralarına tâ kıyamete kadar düşmanlık ve kin atmışızdır. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozğunculuğa koşarlar. Şüphesiz Allah bozguncuları sevmezيُنفِقُ
- 6:35Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa yerin içine (inebileceğin) bir delik, ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde cahillerden olmaنَفَقٗا
Bu kök 86 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.