Kök
ظلل
Kur'an'da 33 yerde, 31 ayette geçer.
Mekkî · 25Medenî · 6
isim · 20fiil · 11sıfat · 2
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 29
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
وَظَلَّلنَا2ظَلَّ2ظُلَلٞ2وَظِلّٖ2ظُلَلٖ1ظِلّٗا1ظَلِيلًا1ظُلَّةٞ1وَظِلَٰلُهُم1وَظِلُّهَا1فَظَلُّواْ1ظِلَٰلُهُ1ظِلَٰلٗا1ظَلتَ1ٱلظِّلَّ1فَظَلَّت1فَنَظَلُّ1ٱلظُّلَّةِ1ٱلظِّلِّ1لَّظَلُّواْ1كَٱلظُّلَلِ1ٱلظِّلُّ1ظِلَٰلٍ1فَيَظلَلنَ1فَظَلتُم1ظِلَٰلُهَا1ظِلّٖ1ظَلِيلٖ1ظِلَٰلٖ1
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:57Ve üstünüze o bulutu gölge yaptık, ve size ihsan ettiğimiz hoş rızıklardan yiyin, diye üzerinize kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Onlar, bize zulmetmediler, lakin kendi nefislerine zulmediyorlardıوَظَلَّلنَا
- 2:210Onlar sadece gözetiyorlar ki, Allah, buluttan gölgelikler içinde meleklerle birlikte geliversin de iş bitiriliversin. Halbuki bütün işler Allah'a döndürülüp götürülürظُلَلٖ
- 4:57İman edip salih ameller işliyenleri ise, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Orada ebedî olarak kalacaklar. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağızظِلّٗا
- 7:160Biz onları oniki kabileye, o kadar ümmete ayırdık. Ve kavmi kendisinden su istediği zaman Musa'ya, elindeki asâ ile taşa vur, diye vahyettik, vurunca hemen o taştan oniki pınar akmaya başladı. Halkın her biri su alacağı yeri iyice öğrendi. Bulutu da üzerlerine gönderdik, gölgeledik. Onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak ihsan ettiğimiz nimetlerin temizinden yiyiniz, dedik. Onlar zulmü bize yapmadılar, lakin kendi kendilerine zulmediyorlardıوَظَلَّلنَا
- 7:171Hani bir zamanlar biz o dağı gölgelik gibi tepelerine çekmiştik de üzerlerine düşüyor zannettikleri bir sırada demiştik ki; "size verdiğimiz kitabı kuvvetle tutun ve içindekini hatırınızdan çıkarmayın, umulur ki korunursunuzظُلَّةٞ
- 13:15Oysa göklerde ve yerde kim varsa ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah'a secde ederlerوَظِلَٰلُهُم
- 13:35Müttakilere vaad olunan cennetin misali şöyledir: Altından ırmaklar akar durur, yemişleri süreklidir, gölgeleri de. İşte bu, takva yolunu tutanların akıbetidir. Kâfirlerin akıbeti de ateştirوَظِلُّهَا
- 15:14Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalarفَظَلُّواْ
- 16:48Onlar, Allah'ın yarattığı birtakım şeyleri görmediler mi ki? Gölgeleri Allah'ın kudretine boyun eğip secde ederek, sağa sola döner, dolaşırظِلَٰلُهُ
- 16:58Halbuki onlardan birine, kız doğum haberi müjdelendiği zaman içi öfkeyle dolar, yüzü kapkara kesilirظَلَّ
- 16:81Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve sizin için dağlarda barınaklar yarattı. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyan elbiseler (zırhlar) yarattı. İşte böylece Allah müslüman olasınız diye üzerinize nimetini tamamlamaktadırظِلَٰلٗا
- 20:97(Musa ona şöyle) dedi: "Haydi çekil git. Artık senin için hayat boyunca, 'benimle temas yok' diye söylemen var (bir vahşi gibi yapayalnız yaşamağa mahkum olacaksın). Hem senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Bir de ibadet edip durduğun ilâhına bak; elbette biz onu yakacağız, sonra da kül edip muhakkak onu denize savuracağızظَلتَ
- 25:45Rabbinin gölgeyi nasıl uzatmakta olduğunu görmedin mi? Dileseydi onu elbet hareketsiz de kılardı. Sonra biz güneşi, ona (gölgeye) delil kılmışızdırٱلظِّلَّ
- 26:4Biz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalırفَظَلَّت
- 26:71Birtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dedilerفَنَظَلُّ
- 26:189Hülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idiٱلظُّلَّةِ
- 28:24Bunun üzerine Musa, onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi ve "Rabbim! Doğrusu bana indireceğin her hayra muhtacım" dediٱلظِّلِّ
- 30:51Andolsun ki biz, bir rüzgâr göndersek de onu (rahmetin eseri olan ekini) sararmış görseler, mutlaka onun arkasından nankörlüğe başlarlarلَّظَلُّواْ
- 31:32Onları kara bulutlar gibi bir dalga sardığı zaman, dini yalnız kendisine has kılarak Allah'a yalvarırlar. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise içlerinden doğru giden de bulunur. Bizim âyetlerimizi öyle nankör gaddarlardan başkası inkâr etmezكَٱلظُّلَلِ
- 35:21Ve ne de gölge ile sıcaklıkٱلظِّلُّ
- 36:56Kendileri ve eşleri gölgelerde koltuklar üzerine kurulmuşlardırظِلَٰلٍ
- 39:16Onların üstlerinde ateşten tabakalar, altlarında yine ateşten tabakalar vardır. İşte Allah, kullarını bundan korkutuyor, "Ey kullarım! benden korkun." (diyor)ظُلَلٞ
- 42:33Eğer O dilerse rüzgarı durdurur da yelkenle giden gemiler denizin üzerinde duruverirler. Şüphesiz ki bunda sabırlı olan ve çok şükreden kimseler için nice ibretler vardırفَيَظلَلنَ
- 43:17Onlardan biri Rahman olan Allah'a isnad ettiği kız çocuğu ile müjdelendiği zaman yüzü simsiyah kesilir de öfkesinden yutkunur dururظَلَّ
- 56:30Uzamış gölgelerوَظِلّٖ
- 56:43Kapkara dumandan bir gölge altındadırlarوَظِلّٖ
- 56:65Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık. Hayret eder dururdunuzفَظَلتُم
- 76:14Üzerlerine cennet gölgeleri sarkmış, meyveleri bol bol önlerine konmuşturظِلَٰلُهَا
- 77:30Haydi gidin o üç çatallı gölgeye (cehenneme)ظِلّٖ
- 77:31O, ne gölgelendirir, ne alevden korurظَلِيلٖ
Bu kök 31 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.