Kök

اول

Kur'an'da 170 yerde, 158 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Bir kitabın ilk sayfasını açıyorsun, sonra evde kim kimdir diye aileyi sayıyorsun. En sonda da söylenen söz nereye varır diye bakıyorsun. Bu kök, baş tarafı yani evvel, birine bağlı yakın çevre yani âl ve işin döneceği kesin sonucu yani tevil anlamlarını taşır.

Türkçedeki izi

evvel
Evvel, kökün başlangıç anlamını taşır.
evveliyat
Evveliyat, bir işin önceki kısmı demektir.
tevil
Tevil, sözün döneceği sonuç demektir.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileسطر(esatir)

    sTr anlatı ve masal tarafını öne çıkarır. Bu kök ise başlangıç (evvel), yakın çevre (âl) ve işin sonunda çıkacak sonuç (tevil) anlamlarını taşır. Kısacası sTr hikaye der, bu kök zamanın başı ve sonucu ile bağa bakar.

    • 27:68Burada sTr var; öncekilerin masalları denerek anlatı küçümsenir.
    • 2:49Burada bu kök var; Firavun ailesi ifadesi kişiye bağlı yakın çevredir.
  • bu kökileسنن(sünnet)

    snn tekrar eden yol ve kuralı anlatır. Bu kök ise ilk olanı, birinin ev halkını ve işin sonunda çıkacak sonucu gösterir. Kısacası snn kuralın kendisi, bu kök zamanın başı ve dönüş noktasıdır.

    • 35:43Burada snn var; Allah’ın sünnetinde değişme yok denir, yani tekrarlanan yol.
    • 3:7Burada bu kökten tevil geçer; sözün varacağı sonuç anlatılır.

Müfessir diliyle

Bir dizinin baş tarafını, ona bağlı çevreyi ve sözün/durumun döneceği kesin karşılığı işaret eder.

Awwal/ūlā kullanımları zamanın yahut oluşların başını gösterir (6:94; 21:104; 56:62; 20:21; 37:59). Te’vîl, şeylerin dönüp varacağı kesin karşılık/akıbeti bildirir (3:7; 10:39; 12:36; 17:35). Āl bir kişiye bağlı yakın çevre/ev halkını, ulī ise belirli bir niteliği taşıyanları adlandırır (2:49; 34:13; 40:46; 2:179; 4:83; 35:1).

Somuttan soyuta

Kök, görülen başlangıç anlarından (6:94; 20:21) toplumsal bağa (āl: 2:49; 34:13) ve oradan anlamın/olayın sonuçta döneceği karşılığa (te’vîl: 12:36; 17:35) uzanır.

Kardeş köklerden farkı

  • سطرile farkı

    sTr ‘asâṭîr’da anlatı/efsane içeriklerini adlandırır; awl ise zamanın baş ucunu, bağlı çevreyi veya işin döneceği karşılığı gösterir.

  • سننile farkı

    snn, tekrarlanan yol/kanunu (sünnet) bildirir; awl bu kanunun uygulandığı kuşakları yahut zaman başını işaretler.

Anlam alanları · 5

  1. Başlangıç anı

    Yaratılış, ölüm ve hallerin baş tarafını bildirir: ‘awwal marra’, ‘nasha’ah al-ūlā’, ‘sīrataha al-ūlā’.

  2. Geçmiş kuşaklar ve önden gidenler

    Kuşaklar silsilesinde öne geçenleri ve tarihî önceyi işaretler; bazen ‘başlatan’ anlam nüansı taşır.

  3. Yakın çevre / ev halkı (āl)

    Bir şahsa bağlanan aile/taife çekirdeğini bildirir; miras, kurtuluş ve hitap bağlamlarında geçer.

  4. Nitelik sahipleri (ulī)

    Belirli bir vasfı/kuvveti elinde tutanları adlandırır: akıl, otorite, yakınlık, güç vb.

  5. Dönüş ve sonuç (te’vîl)

    Rüyanın/kelâmın neye döneceğini, hüküm ve fiilin nihai sonucunu bildirir.

Biçimlerin kullanımı

ءَال
Bir şahsa bağlanan ev halkı/taife; onunla anılan çekirdek topluluk.
تَأْوِيل
Bir söz/işin döneceği kesin karşılık; gerçekleştiğinde ortaya çıkan sonuç.

Güven: Güçlü · incelenen 59 ayetin 50'i açıklandı (%85) · toplam 158 ayetten dengeli örnek

Biçimler farklı alanlarda yoğun ve tutarlı şekilde dağılmış; nazâir, ortak ‘baş/bağ/sonuca dönüş’ ekseninde birleşiyor.

Açık soru: ‘Ulī’nin kökle münasebetinin biçimbilimsel yönü metinden açık değil; te’vîlin kapsamı (yorum–gerçekleşen sonuç) bağlama göre değişebilir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

54 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:41'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 114Medenî · 44
isim · 149sıfat · 19T · 2

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 44

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

ٱلأَوَّلِينَ31أَوَّلَ16أُوْلُواْ13ٱلأُولَىٰ13ءَالَ11أُوْلِي10ءَالِ9لِّأُوْلِي6ٱلأَوَّلُونَ6يَـٰٓأُوْلِي5وَأُوْلُواْ4أَوَّلُ3تَأوِيلِ3لِأُوْلِي3ءَالُ2وَءَالَ2تَأوِيلُهُ2بِتَأوِيلِهِ2بِتَأوِيلِ2تَأوِيلُ2وَٱلأُولَىٰ2وَءَالُ1تَأوِيلِهِ1تَأوِيلَهُٓ1وَأُوْلِي1تَأوِيلًا1لِّأَوَّلِنَا1لِأُولَىٰهُم1أُولَىٰهُم1تَأوِيلَهُ1أَوَّلِ1بِتَأوِيلِهِٓ1أُولَىٰهُمَا1تَأوِيلٗا1أُوْلِيٓ1بِـَٔالِ1ٱلأَوَّلِ1ٱلأُولَىٰٓ1ٱلأَوَّلُ1لِأَوَّلِ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:41Yanınızdakini (Tevrat'ı) tasdik edici olarak indirdiğim (Kur'ân)a iman edin, O'nu, inkar edenlerin ilki siz olmayın, benim âyetlerimi birkaç paraya değişmeyin. Ancak benden korkunأَوَّلَ
  2. 2:49(Hem hatırlayın ki bir zaman) sizi Firavun ailesinden de kurtardık, (onlar) size azabın en kötüsünü reva görüyor, oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Ve bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardıءَالِ
  3. 2:50Hani bir zamanlar sizin için denizi yarıp, sizi kurtardık da Firavun'un adamlarını suda boğduk, siz de bakıp duruyordunuzءَالَ
  4. 2:179Ey temiz akıl sahipleri! Kısasta sizin için bir hayat vardır. Ümit edilir ki, korunursunuzيَـٰٓأُوْلِي
  5. 2:197Hac, bilinen aylardadır. Her kim o aylarda hacca başlayıp kendisine farz ederse; artık hacda kadına yaklaşmak, günah işlemek ve kavga etmek yoktur. Siz hayırdan ne işlerseniz, Allah onu bilir. Kendinize azık edinin. Şüphesiz ki azıkların en hayırlısı Allah korkusudur. Ey akıl sahipleri! Benden korkunيَـٰٓأُوْلِي
  6. 2:248Peygamberleri, onlara şunu da söylemişti: Haberiniz olsun, Onun hükümdarlığının alâmeti, size o tabutun gelmesi olacaktır ki onda Rabbinizden bir sekine (sükûnet, gönül rahatlığı), Musa ve Harun ailelerinin bıraktıklarından bir bakiyye (kalıntı) vardır. Onu melekler getirecektir. Eğer iman etmiş kimselerden iseniz, bunda sizin için kesin bir ibret, bir alâmet vardırءَالُ
  7. 2:269Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak üstün akıllılar anlarأُوْلُواْ
  8. 3:7Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır." derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmezتَأوِيلِهِ
  9. 3:11Gidişatları, Firavun soyunun ve daha öncekilerin gidişatı gibidir. Onlar, âyetlerimizi yalan saymışlardı. Bunun üzerine Allah da onları işledikleri günahlar yüzünden yakalayıp alaşağı etti. Allah, cezası çetin olandırءَالِ
  10. 3:13Hiç şüphesiz karşı karşıya gelen iki toplulukta size bir âyet, bir işaret ve ibret vardır. Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, öbürü de kâfirdi ve karşılarındakini göz kararıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da gönderdiği yardımla dilediğini destekliyordu. Gören gözleri olanlar için elbette bunda apaçık bir ibret vardırلِّأُوْلِي
  11. 3:18Allah şehadet eyledi şu gerçeğe ki, başka tanrı yok, ancak O vardır. Bütün melekler ve ilim uluları da dosdoğru olarak buna şahittir ki, başka tanrı yok, ancak O aziz, O hakîm vardırوَأُوْلُواْ
  12. 3:33Gerçekten Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim soyunu ve İmran soyunu âlemler üzerine seçkin kıldıوَءَالَ
  13. 3:96Şüphesiz insanlar için kurulan ilk mabed, Mekke'deki çok mübarek ve bütün âlemlere hidayet kaynağı olan Beyt (Kabe)dirأَوَّلَ
  14. 3:190Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için gerçekten açık, ibretli deliller vardırلِّأُوْلِي
  15. 4:8Paylaşma sırasında akrabalar, öksüzler, yoksullar hazır bulunurlarsa, onlara da bir şey verin ve onlara güzelce sözler söyleyerek gönüllerini alınأُوْلُواْ
  16. 4:54Yoksa onlar, Allah'ın lütuf ve kereminden insanlara verdiği nimetleri kıskanıyorlar mı? Şüphesiz biz, İbrahim ailesine de kitap ve hikmeti vermiştik. Hem de onlara büyük bir mülk ve saltanat ihsan ettikءَالَ
  17. 4:59Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldirوَأُوْلِي
  18. 4:83Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler. Halbuki onu peygambere ve aralarında yetkili kimselere götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya gücü yetenler, onu anlarlardı. Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana uyardınızأُوْلِي
  19. 4:95Müminlerden özür sahibi olmaksızın oturanlarla Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, oturanlardan üstün kıldı. Allah onların hepsine de cenneti vaad etmiştir. Bununla beraber Allah mücahitlere, oturanların üzerinde büyük bir ecir vermiştirأُوْلِي
  20. 5:100De ki: "Pis olan şeyle temiz olan şey bir olmaz, pis olanın çokluğu hoşuna gitse bile". Ey selim akıl sahipleri Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresinizيَـٰٓأُوْلِي
  21. 5:114Meryemoğlu İsa da: "Allah'ım, Rabbımız, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki, bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın!" dediلِّأَوَّلِنَا
  22. 6:14De ki: "Gökleri ve yeri yoktan var eden, besleyen, fakat kendisi beslenmeyen Allah'tan başka dost mu tutayım?" "Ben İslâm olanların ilki olmakla emrolundum" de ve sakın Allah'a ortak koşanlardan olmaأَوَّلَ
  23. 6:25İçlerinden seni dinleyenler de vardır, fakat biz, onu anlamalarına engel olmak için kalblerinin üstüne örtüler, kulaklarının içine de ağırlık koyduk. Onlar, bütün delilleri görseler bile yine ona inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde seninle tartışırlar. Ve o kâfirler: "Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" derlerٱلأَوَّلِينَ
  24. 6:94Bugün, sizi ilk defa yarattığımız zamanki gibi yapayalnız huzurumuza geldiniz, size verdiğimiz herşeyi arkanızda bıraktınız. Allah'ın size göre ortağı olduklarını iddia ederek yardımlarına, şefaatlarına güvendiğiniz ortakları yanınızda görmüyoruz. Aranızdaki bütün bağlar artık kesilmiş, güvendiklerinizin hepsi kaybolup gitmiştirأَوَّلَ
  25. 6:110Biz onların kalblerini ve gözlerini çeviririz de, onlar, ilkin iman etmedikleri gibi, gene de iman etmezler. Biz de onları taşkınlıkları içerisinde kör ve şaşkın bırakırızأَوَّلَ
  26. 6:163Onun ortağı yoktur. Bana böyle emrolundu ve ben müslümanların ilkiyimأَوَّلُ
  27. 7:38Allah onlara: "Sizden önce geçmiş cin ve insan topluluklarıyla beraber cehennem ateşine girin!" der. Cehenneme giren her ümmet kendi din kardeşine lanet eder. Nihayet hepsi oraya toplandığında, sonrakiler öncekiler hakkında derler ki: "Rabbimiz! İşte şunlar bizi doğru yoldan saptırdı. Onlara cehennem ateşinden kat kat azab ver". Allah der ki: "Herkesin azabı kat kattır, fakat siz bilemezsinizلِأُولَىٰهُم
  28. 7:39Öncekiler de sonrakilere derler ki: "Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur. O halde yaptıklarınızdan dolayı azabı tadınأُولَىٰهُم
  29. 7:53İlle onun te'vilini mi gözetiyorlar? Onun te'vili geldiği (verdiği haberler ortaya çıktığı) gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: "Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmiş. Şimdi bizim şefaatçilerimiz var mı ki bize şefaat etsinler, yahut tekrar geri döndürülmemiz mümkün mü ki eski yaptıklarımızdan başkasını yapalım?" Onlar, kendilerini zarara soktular ve uydurdukları şeyler kendilerinden saptı, kaybolup gittiتَأوِيلَهُ
  30. 7:130Gerçekten biz, Firavun sülâlesini, senelerce kıtlık ve gelir noksanlığı içinde tutup kıvrandırdık ki, düşünüp ibret alsınlarءَالَ

Bu kök 158 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.