Kök
وجه
Kur'an'da 78 yerde, 71 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Abdestte yüzünü yıkadığını düşün. Mesela bu kök önce bedenin ön tarafını anlatır, sonra dönülen yönü ve kıbleyi, sonra da kişinin niyetini ve kime teslim olduğunu. Yani sonunda bütün yönelişlerin hedefi olarak Allah’ın baki olan tarafını işaret eder.
Tanıdık kelimelerle kıyas
Müfessir diliyle
Bir şeyin öne çıkan cephesi ve ona dönük istikamet; dikkati, niyeti ve itibarı toplayan taraf.
Lafız, önce somut ön cepheyi gösterir: yıkama/meshetme ve darbe ateş vb. doğrudan bu cepheye gelir (5:6; 4:43; 8:50; 21:39). Aynı kök, yöneltme-yönelme ve kıble bağlamında istikameti bildirir (2:144; 2:177; 6:79; 10:105), teslimiyet ve niyette ise kişinin tüm varlığını nereye çevirdiğini ifade eder (2:112; 3:20; 31:22; 6:52; 30:38-39). Görünen hâl/itibar bu cephede okunur (3:106-107; 39:60; 75:22; 80:38), ‘wajhu Allâh’ ise yönelişin hedefi ve baki olan ilahî tarafı olarak belirir (2:115; 28:88; 55:27).
Somuttan soyuta
Somut ön cepheden başlayarak (5:6; 8:50), istikamet ve yönelişe (2:144; 6:79), oradan niyete/teslimiyete (2:112; 3:20) ve nihayet ilahî bakiliğe (28:88; 55:27) yükselen bir kullanım seyri görülür.
Kardeş köklerden farkı
Anlam alanları · 5
Bedenin ön cephesi ve temas
Doğrudan temas eden, darbe ve ateşin ulaştığı, yıkanıp meshedilen cephe.
İstikamet ve kıble
Cephenin çevrildiği yön ve kişinin/cemaatin tutulduğu taraf.
Teslimiyet ve niyet
Kişinin cephesini kime/ney’e verdiği; aradığı rıza ve kastın odağı.
Görünen hâl ve itibar
İç hâlin ve toplumsal statünün okunur yüzü; parlama/kararma, sevinç/keder, saygınlık.
İlahî cephe: huzur ve bakilik
Yönelişin nihai hedefi ve fâniliğe karşı baki kalan ilahî taraf.
Biçimlerin kullanımı
- وَجْه
- Ön cephe/aspect; istikamet ve niyet odağı; görünen hâl.
- وَجِيه
- Önde/itibarlı; huzurda mevkii olan (3:45; 33:69).
- وِجْهَة
- Yön/hedef; tutulmuş istikamet (2:148).
Güven: Güçlü · incelenen 61 ayetin 45'i açıklandı (%74) · toplam 71 ayetten dengeli örnek
Kök çok sayıda ve farklı bağlamlarda kullanılmış; somut–soyut ekseninde tutarlı bir ‘ön cephe/istikamet’ çekirdeği beliriyor.
Açık soru: ‘wajhu Allâh’ın mahiyeti metinde müşahhaslaştırılmaz; bakiliğe ve yönelişin hedefine işaret ettiğiyle yetinilmelidir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 34
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:112Hayır, hayır! Kim özü iyilik dolu olarak yüzünü Allah'a tertemiz döndürür ve teslim ederse, işte onun Rabbi katında ecri vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olacak değillerوَجهَهُ
- 2:115Bununla beraber, doğu da Allah'ın, batı da Allah'ındır. Artık nereye dönerseniz dönün, orası Allah'a çıkar. Şüphe yok ki, Allah(ın rahmeti) geniştir, O, her şeyi bilendirوَجهُ
- 2:144Doğrusu, biz, yüzünün semaya yöneldiğini, orada şekilden şekile geçerek, aranıp durduğunu görüyorduk. Artık seni hoşnud olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Haydi bakalım, yüzünü Mescidi Haram'a doğru çevir. Siz de ey müminler, nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa doğru çevirin! Kendilerine kitap verilmiş olanlar da kesinlikle bilirler ki, Rabblerinden gelen o emir haktır. Ve Allah, onların yaptıklarından ve yapmakta olduklarından gafil değildirوَجهِكَ
- 2:148Ümmetlerden her birinin bir yönü vardır, o ona yönelir, haydin, hep hayırlara koşun, yarışın. Her nerede olsanız Allah sizi toplar, bir araya getirir. Şüphesiz ki Allah her şeye kâdirdirوِجهَةٌ
- 2:149Hem her nereden yola çıkarsan (namazda) hemen Mescidi Haram'a doğru yüzünü çevir. Bu emir şüphesiz hak, Rabbinden olduğu gerçektir. Allah yaptıklarınızdan habersiz de değildirوَجهَكَ
- 2:150Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescidi Haram'a doğru çevir, ve her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın. Ancak içlerinden haksızlık edenler başka. Siz de onlardan korkmayın, benden korkun. Hem üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım, hem gerek ki doğru yolu bulasınızوَجهَكَ
- 2:177Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardırوُجُوهَكُم
- 2:272Onları yola getirmek senin boynuna borç değildir, ancak Allah dilediğini yola getirir. Yaptığınız her iyilik sırf kendiniz içindir. Siz yalnızca Allah rızasını gözetmenin dışında infak etmezsiniz. İyilik cinsinden ne infak ederseniz o size aynen ödenir. Size hiçbir şekilde haksızlık yapılmazوَجهِ
- 3:20Buna karşı seninle münakayaşa kalkışırlarsa de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim etmişimdir". Kendilerine kitap verilenlere ve (kitap verilmeyen) ümmîlere de ki: "Siz de İslâm'ı kabul ettiniz mi?" Eğer İslâm'a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kulları görendirوَجهِيَ
- 3:45Melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih'dir; dünyada da ahirette de itibarlı, aynı zamanda Allah'a çok yakınlardandırوَجِيهٗا
- 3:72Kitap ehlinden bir grup: "Müminlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar da dönerler." dediوَجهَ
- 3:106O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara: "İmanınızdan sonra küfrettiniz ha? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın" (denecektir)وُجُوهٞ
- 3:107Yüzleri ağaranlara gelince, (onlar) Allah'ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedî kalacaklardırوُجُوهُهُم
- 4:43Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Cünüb iken de yolcu olanlar müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur, veya yolculukta bulunursanız veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsî münasebette bulunup, su da bulamazsanız o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmüm edin. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdırبِوُجُوهِكُم
- 4:47Ey kendilerine kitap verilenler! Gelin yanınızda bulunan (Tevrat)ı tasdik etmek üzere indirdiğimiz bu kitaba iman edin. Biz birtakım yüzleri silip de enselerine çevirmeden yahut cumartesi halkını (yahudileri) lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden önce iman edin. Yoksa Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektirوُجُوهٗا
- 4:125İyilik yaparak kendisini Allah'a teslim eden ve İbrahim'in dinine dosdoğru olarak tâbi olan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim'i dost edinmiştiوَجهَهُ
- 5:6Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyorوُجُوهَكُم
- 5:108İşte bu, şahitliklerini gerektiği gibi yapmaları, yahut yeminlerinden sonra yeminlerinin kabul edilmemesinden korkmaları için en iyi yoldur. Allah'tan korkun ve emirlerini dinleyin. Allah, doğru yoldan çıkan bir topluluğu hidayete erdirmezوَجهِهَآ
- 6:52Sırf Allah'ın rızasını dileyerek sabah akşam Rab'lerine dua edenleri huzurundan kovma. Onların hesabından sen sorumlu değilsin, onlar da senin hesabından sorumlu değiller. Onları yanından kovduğun takdirde zalimlerden olursunوَجهَهُ
- 6:79Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah'a ortak koşanlardan değilimوَجَّهتُ
- 7:29De ki: "Rabbim bana adaleti emretti. Her mescidde yüzünüzü O'na doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O'na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksinizوُجُوهَكُم
- 8:50Melekler, o kâfirlerin yüzlerine ve sırtlarına vura vura ve "Tadın bakalım cehennem azabını!" diye diye canlarını alırken hallerini bir görmeliydinوُجُوهَهُم
- 10:26İyi iş, güzel amel yapanlara daha güzeli ve daha fazlasıyla karşılık vardır. Yüzlerine ne kara bulaşır, ne de aşağılanırlar. Cennet ehli işte bunlardır. Orada ebedî kalacaklardırوُجُوهَهُم
- 10:27Kötülük kazanmış olanlara gelince, kötülüğün cezası, misli kadardır. Ve onları bir aşağılık ve eziklik kaplar. Onlar için Allah'dan başka hiçbir kurtarıcı yoktur. Yüzleri karanlık gecelerden bir parçaya bürünmüş gibidir. İşte onlar cehennem ehlidir. Orada ebedî kalacaklardırوُجُوهُهُم
- 10:105Ayrıca yüzünü tevhid dininden ayırma ve sakın müşriklerden olma!" (diye emrolundum)وَجهَكَ
- 12:9Yusuf'u öldürün, ya da bir yere atın ki, babanızın yüzü (sevgisi) size kalsın, sonra yine salih bir kavim olursunuzوَجهُ
- 12:93Alın şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne sürün, gözü açılır. Ve bütün ailenizle toplanıp bana gelinوَجهِ
- 12:96Fakat ne zaman ki, gerçekten müjdeci geldi, gömleği Yakub'un yüzüne koydu, hemen gözü açıldı. "Ben size demedim mi, ben Allah'dan sizin bilmediklerinizi bilirim." dediوَجهِهِ
- 13:22Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açıkça Allah yolunda harcarlar ve çirkinlikleri güzelliklerle yok ederler. İşte bunlar, bu hayatın akibeti kendilerinin olacak olanlardırوَجهِ
- 14:50Gömlekleri katrandandır ve yüzlerini ateş kaplarوُجُوهَهُمُ
Bu kök 71 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.