Kök

سبح

Kur'an'da 92 yerde, 87 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Gece göğe bakıyorsun; ay ve güneş yörüngelerinde akıyor. Kur’an bu akıştan, Allah’ı eksikten uzak deyip övmeye geçer; buna tesbih der. Yani bütün varlıklar O’na böyle yönelir, bize de sabah akşam bu anış öğretilir ve yanlış yakıştırmalar reddedilir.

Türkçedeki izi

tesbih
Allah’ı eksikten uzak deyip övme anlamını taşır; taneli dua dizisine de böyle deriz.
Sübhanallah
Allah eksikten uzaktır demek.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileوصف(niteleme, nitelik, betimleme)

    wSf bir şeyi nitelendirir. sbH ise bu yakıştırmaları reddeder ve Allah’ı onlardan uzak tutar. Kısacası wSf niteleme, sbH uzak tutan söz.

    • 21:22Burada sbH var; başka ilah yakıştırmasını reddeder, Allah’ı uzak tutar.
    • 37:180Burada wSf görünür; yakıştırılan ‘vasıflar’dan söz eder.
  • bu kökileبكر(sabah)

    bkr sabah vaktini söyler. sbH ise o vakitte ne yapılacağını söyler: Allah’ı anmak ve yüceltmek. Kısacası bkr zaman, sbH içerik.

    • 33:42sbH var; yapılacak iş açık: sabah akşam Allah’ı anmak.
    • 48:9bkr var; sabah akşam vakti belirtilir.
  • bu kökileعشو(akşam)

    E$w akşam vaktini anlatır. sbH ise o vakitteki yönelişi, yani Allah’ı anmayı anlatır. Kısacası E$w vakit, sbH anış.

    • 33:42sbH var; akşam da dahil anış emredilir.
    • 40:55E$w var; akşam vakti söylenir.

Müfessir diliyle

Şeyin layık mecrasında akışı; ibadette Allah’ı isnat edilen noksanlıklardan uzak tutup övgüyle anmayı beyan etmek.

Kökün somut yüzü, akıcı/seyir halinde hareketi gösterir: “yasbaḥūn” (21:33; 36:40), “sabḥan ṭawīlā” (73:7), “as-sābiḥāti sabḥan” (79:3). İbadet dilinde ise yön açıkça Allah’adır: “yusabbiḥu lahu” (24:41; 59:1; 64:1) ve çoğu kez “bi-ḥamd” ile eşleşir (2:30; 32:15; 39:75; 40:7). “Subḥānahu … ‘ammā yaṣifūn” kalıbı, O’na yakıştırılanları reddedip O’nu onlardan uzak tutan beyanı gösterir (6:100; 21:22; 39:67).

Somuttan soyuta

Somut ‘akış/yüzme’den (21:33; 73:7; 79:3) soyut alana geçerek, varlıkların Rabbi’ne yönelmiş itiraf ve övgü beyanına dönüşür (17:44; 24:41).

Kardeş köklerden farkı

  • وصفile farkı

    wSf, niteleme/vasıflandırmadır; sbH ise bu nitelemeleri boşa çıkarıp Allah’ı onlardan uzak tutan beyanı kurar.

  • بكرile farkı

    bkr, sabah vaktini bildirir; sbH ise bu vakitte yapılacak yönelişin içeriğini (Allah’a dönük arındırıcı övgü) ifade eder.

  • عشوile farkı

    E$w, akşam vaktini bildirir; sbH bu vakitte gerçekleştirilen yönelmiş zikri/övgüyü anlatır.

Anlam alanları · 5

  1. Kozmik akış/seyir

    Yörüngede süzülme ve yoğun meşguliyet anlamı: akıcı, kesintisiz hareket.

  2. Evrensel yöneliş

    Göklerde ve yerde olanların, kendilerine özgü bir beyanla Allah’a yönelmesi.

  3. Zamanlı zikir ve emir

    Özellikle sabah-akşam ve gecenin kısımlarında yapılan, övgü ile birlikteliği vurgulanan beyan.

  4. Yanlış isnatları reddeden nida

    O’na çocuk, ortak, yakışıksız vasıf isnadını uzaklaştıran kesin beyan.

  5. İstiğfar ve kurtuluşla irtibat

    Meleklerin bağışlanma talebiyle birlikte; kulun darlıkta yöneldiği arındırıcı ikrar.

Biçimlerin kullanımı

سَبَّحَ
Allah’a yönelmiş arındırıcı övgüyü dillendirmek; bu amaçla emredilen fiil.
تَسْبِيح
Her varlığa özgü yöneliş/beyan biçimi; insanların tümünü kavrayamadığı iş/tarz.
يَسْبَحُ
Süzülmek, akmak; yörüngede yahut meşguliyette kesintisiz hareket.
مُسَبِّحُون
Arındırıcı övgü beyanını sürekli sürdüren kimseler/varlıklar.
سَبْح
Yoğun akış ve meşguliyet; gündüzün yıpratıcı koşuşturması yahut hızlı seyir.

Güven: Güçlü · incelenen 62 ayetin 31'i açıklandı (%50) · toplam 87 ayetten dengeli örnek

Kök hem somut (hareket/akış) hem ibadet dilinde çoklu ve tutarlı bağlamlarda geçtiğinden çıkarım sağlamdır.

Açık soru: 17:44’te belirtildiği üzere, insanın diğer varlıkların bu beyanını kavrayamayışı sebebiyle mahiyetinin nasıl olduğu açık bırakılır.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

49 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:30'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 64Medenî · 23
isim · 48fiil · 44

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 33

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

سُبحَٰنَهُ12سُبحَٰنَ12سُبحَٰنَكَ9وَسَبِّح6فَسَبِّح6يُسَبِّحُ6يُسَبِّحُونَ5فَسُبحَٰنَ3سَبَّحَ3سُبحَٰنَهُٓ2وَسُبحَٰنَ2يَسبَحُونَ2يُسَبِّحنَ2فَسَبِّحهُ2سَبحٗا2نُسَبِّحُ1وَيُسَبِّحُونَهُ1وَيُسَبِّحُ1تُسَبِّحُ1تَسبِيحَهُم1سُبحَانَ1سَبِّحُواْ1نُسَبِّحَكَ1وَتَسبِيحَهُ1وَسَبَّحُواْ1وَسَبِّحُوهُ1ٱلمُسَبِّحِينَ1ٱلمُسَبِّحُونَ1وَتُسَبِّحُوهُ1تُسَبِّحُونَ1وَسَبِّحهُ1وَٱلسَّـٰبِحَٰتِ1سَبِّحِ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:30Bir zamanlar Rabb'in meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. (Melekler): "A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz" dediler. (Rabb'in): "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dediنُسَبِّحُ
  2. 2:32Dediler ki: "Yücesin sen (ya Rab!). Bizim, senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen bilensin, hakîmsinسُبحَٰنَكَ
  3. 2:116O zalimler, "Allah kendisine çocuk edindi." dediler. Hâşâ, O sübhândır. Doğrusu, göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Hepsi O'na boyun eğmiştirسُبحَٰنَهُ
  4. 3:41Zekeriyya: "Rabbim! (oğlum olacağına dair) bana bir alâmet ver" dedi. Allah da buyurdu ki: "Senin için alâmet, insanlara üç gün, işaretten başka söz söyleyememendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih etوَسَبِّح
  5. 3:191Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Ve "Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateşin azabından koru." derlerسُبحَٰنَكَ
  6. 4:171Ey kitab ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin ve Allah hakkında ancak doğru olanı söyleyin! Meryem oğlu İsa Mesih, sadece Allah'ın elçisi, Meryem'e atmış olduğu kelimesi ve O'ndan bir ruhtur. Allah'a ve peygamberlerine inanın (Allah) üçtür demeyin. Kendi yararınız için buna son verin. Muhakkak ki Allah tek bir ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan yüce (münezzeh)dir. Göklerdeki ve yerdekilerin hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah yeterسُبحَٰنَهُٓ
  7. 5:116Ve Allah demişti ki: "Ey Meryemoğlu İsa, sen mi insanlara: 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki tanrı edinin' dedin?". "Hâşâ, dedi, sen yücesin, benim için gerçek olmayan birşeyi söylemem bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gaybları bilen yalnız sensin, senسُبحَٰنَكَ
  8. 6:100Onlar, Allah'a cinlerden de ortak koştular. Halbuki onları yaratan O'dur. Bilgileri olmadan O'na oğullar, kızlar uydurdular. O'nun şânı onların uydurdukları sıfatlardan münezzeh ve yücedirسُبحَٰنَهُ
  9. 7:143Ne zaman ki, Musa, mikatımıza geldi, Rabbi ona kelâmıyla ihsanda bulundu. "Ey Rabbim, göster bana kendini de bakayım sana". dedi. Rabbi ona buyurdu ki; "Beni katiyyen göremezsin ve lâkin dağa bak, eğer o yerinde durabilirse, sonra sen de beni göreceksin". Daha sonra Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir ediverdi, Musa da baygın düştü. Ayılıp kendine gelince, "Sen sübhansın", "tevbe ettim, sana döndüm ve ben inananların ilkiyim," dediسُبحَٰنَكَ
  10. 7:206Zira Rabbinin katında olanlar, Allah'a kulluk etmekten asla kibirlenmezler, O'nu tenzih eder, şanını ulularlar ve yalnızca O'na secde ederlerوَيُسَبِّحُونَهُ
  11. 9:31Onlar, Allah'dan başka bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler, Meryem oğlu Mesih'i de. Oysa onlar bir olan Allah'a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Allah'dan başka hiçbir ilâh yoktur. O, müşriklerin ortak koştuğu şeylerden de münezzehtirسُبحَٰنَهُ
  12. 10:10Onların oradaki duaları: "Allahım, sen yücelerden yücesin"; sağlık dilekleri "selâm", dualarının sonu da "Âlemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun." diye şükretmek olacaktırسُبحَٰنَكَ
  13. 10:18Allah'ı bırakıyorlar da, kendilerine ne fayda, ne de zarar verebilecek olan şeylere tapıyorlar ve "Bunlar bizim Allah katında şefaatçilerimizdir." diyorlar. De ki, "Siz Allah'a göklerde ve yerde O'nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?" Allah onların ortak koştukları şeylerin hepsinden münezzehtirسُبحَٰنَهُ
  14. 10:68Dediler ki: "Allah, kendine çocuk edindi". O, böyle şeylerden münezzehtir. O, müstağnidir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Bu hususta elinizde hiç bir delil yoktur. Allah'a karşı bilmediğiniz bir şeyi neden söylüyorsunuzسُبحَٰنَهُ
  15. 12:108De ki: İşte benim yolum budur; basiret üzere Allah'a davet ediyorum. Ben ve bana uyanlar (işte böyleyiz). Ben Allah'ı tesbih ederim ve ben müşriklerden değilimوَسُبحَٰنَ
  16. 13:13Gök gürültüsü O'na hamd ile, melekler de O'nun korkusundan dolayı O'nu tesbih ederler. O yıldırımlar gönderir, onunla dilediğini çarpar. Onlar Allah hakkında mücadele edip duruyorlar. Oysa Allah'ın çarpması pek çetindirوَيُسَبِّحُ
  17. 15:98O halde Rabbini hamd ile tesbih et. Ve secde edenlerden olفَسَبِّح
  18. 16:1Allah'ın emri geldi, sakın onu acele edip istemeyiniz. Allah, müşriklerin koştukları ortaklardan münezzeh ve yücedirسُبحَٰنَهُ
  19. 16:57Onlar, Allah'a kızlar isnad ediyorlar. O, bundan münezzehtir. Kendilerine ise erkek çocukları isnad ederlerسُبحَٰنَهُ
  20. 17:1Kulu Muhammed'i geceleyin, Mescidi Haram'dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescidi Aksâ'ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O'durسُبحَٰنَ
  21. 17:43Allah, onların dediklerinden çok münezzeh ve çok yüksek, hem pek büyük bir yükseklikle yücedirسُبحَٰنَهُ
  22. 17:44Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, Allah'ı tesbih ederler. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. Şüphesiz O, halimdir çok bağışlayandırتُسَبِّحُ
  23. 17:93Yahut altından bir evin olsun, ya da göğe çıkmalısın. Ona çıktığına da asla inanmayız. Ta ki bize, okuyacağımız bir kitap indiresin." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Nihayet ben de, peygamber olan bir insandan başka bir şey değilimسُبحَانَ
  24. 17:108Ve derler ki: Rabbimizi tenzih ederiz. Şüphesiz ki Rabbimizin vaadi gerçekleşirسُبحَٰنَ
  25. 19:11Nihayet (birgün konuşamayınca) mihrabdan kavmine karşı çıktı da onlara "Sabah ve akşam (Rabbinizi) tesbih edin" diye işaret ettiسَبِّحُواْ
  26. 19:35Çocuk edinmek asla Allah'ın şanına yakışmaz. O bundan münezzehtir. O, bir şeyin olmasını dilerse, ona sadece "ol" der, o da oluverirسُبحَٰنَهُٓ
  27. 20:33Ki seni çok tesbih edelimنُسَبِّحَكَ
  28. 20:130O halde, dediklerine sabret; güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir kısım vakitlerinde ve gündüzün etrafında da tesbih et ki hoşnudluğa eresinوَسَبِّح
  29. 21:20Gece gündüz (hep Allah'ı) tesbih ederler, usanmazlarيُسَبِّحُونَ
  30. 21:22Eğer yer ile gökte Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, bunların ikisi de muhakkak fesada uğrar yok olurdu. O halde Arş'ın Rabbi olan Allah, onların vasfetmekte oldukları şeylerden (bütün noksanlıklardan) beridir, münezzehtirفَسُبحَٰنَ

Bu kök 87 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.