Kök
كسب
Kur'an'da 67 yerde, 60 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Bir pazarda çalışıp akşam eve getirdiğin parayı düşün. Bu kök, kişinin çabasıyla kendi hanesine yazılan payı anlatır; bazen para gibi dünya payı, bazen de yaptığı işlerin ona dönen karşılığı olur. Sonunda bu pay eksiksiz geri verilir; iyilikse yarar, kötülükse yük olarak geri gelir.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileعمل(amel, ameliyat)
Amel yapıp etmenin kendisi. Kazanç ise o işten sana yazılan pay. Kısacası amel süreç, kazanç sonuç.
bu kökileفعل(fiil)
Fiil tek bir olay ya da hareket. Kazanç ise bu olaylardan sana dönen pay. Kısacası fiil anlık iş, kazanç geri dönüş.
bu kökileصنع(sanat, sanayi, suni)
Sına üretim ve kurgu, işin yapılış biçimi. Kazanç ise o işlerin kişiye dönen sonucu. Kısacası sına nasıl yapılır, kazanç ne döner.
Müfessir diliyle
Kişinin girişimleriyle kendi hanesine geçen pay; sonuçta lehine ya da aleyhine dönen edinim.
Kök, hem maddî gelir/elde etme (2:267; 111:2; 2:202) hem de fiillerin kişiye dönen karşılığı için kullanılır (2:281; 3:25; 45:22). Sıklıkla yargı ve ceza/ödül bağlamına bağlanır: “her nefse, edindiği tam verilir” (3:161; 14:51; 40:17). Bazı yerlerde edinilen şey bizzat kusur/ayıp olur (4:111; 6:120; 39:48).
Somuttan soyuta
Önce somut geçim/gelir (2:267; 4:32; 111:2), oradan fiillerin kişiyi rehin alan manevî birikimine (74:38; 52:21) ve kalpte tortu bırakan suça (4:111; 83:14) yükselir.
Kardeş köklerden farkı
عملile farkı
‘Amel’ fiilin icrası/süreçtir; كسب ise o icradan kişiye yazılan pay/sonuçtur. Aynı ayette ‘size ait olanlar’ diye ayrılır (كسب), ‘onların ettikleri’ ise süreçtir (عمل).
فعلile farkı
‘Fi‘l’ tekil icra/olay vurgusudur (2:215; 2:234), كسب ise bu icraların kişiye dönen edinimi ve nasibini ifade eder (2:281; 45:22).
صنعile farkı
‘Sınâ‘’ yapıp-üretmenin biçimi/tezgâhıdır, çoğu kez kurgulu imaleyi anlatır (13:31; 20:69). كسب ise yapılanın kişiye dönen payı/akıbetidir (39:51; 30:41).
Anlam alanları · 4
Geçim ve mülk edinimi
Elde edilen maddî pay/gelir veya dünya nasibi; kişiye ait pay vurgusu öndedir.
Şahsi sorumluluk ve hesap
Edinilen her şey kıyamette kişiye bütünüyle iade edilir; kimseye haksızlık edilmez.
Suç/ayıp edinimi
Fiilin sonucu bizzat yük, kusur ve günah olarak kişiye bağlanır.
Sebep-sonuç ve dünyevî akıbet
Toplumsal bozulma, musibet ve düşüş, insanların edindiklerinin doğal geri dönüşü olarak gelir.
Biçimlerin kullanımı
- كَسَبَ
- Fiille bir payı kendine geçirmek; bu payın kişiye dönük nasip/sorumluluk oluşturması.
- ٱكْتَسَبَ
- Kişinin özellikle kendine mal ettiği edinim; çoğu kez bireysel kusur vurgulu, bazen nötr pay.
Güven: Güçlü · incelenen 60 ayetin 25'i açıklandı (%42)
Kök çok sayıda bağlamda, hem somut hem ahlâkî alanlarda tekrarlanarak aynı çekirdeğe işaret ediyor.
Açık soru: كَسَبَ ile ٱكْتَسَبَ arasındaki nüans her yerde aynı derecede belirgin değildir (2:286 nöanslı, 4:32 nötr).
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 15
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:79Artık o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak için "Bu Allah katındandır." derler. Artık vay o elleriyle yazdıkları yüzünden onlara, vay o kazandıkları vebal yüzünden onlaraيَكسِبُونَ
- 2:81Evet kim bir günah işlemiş de kendi günahı kendisini her yandan kuşatmış ise, işte öyleleri ateş ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlarكَسَبَ
- 2:134Onlar bir ümmetti, geldi geçti. Onlara kendi kazandıkları, size de kendi kazandığınız. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilecek değilsinizكَسَبَت
- 2:141Onlar bir ümmet idiler, gelip geçtiler. Onlara kendi kazandıkları, size de kendi kazandıklarınız. Ve siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsinizكَسَبَت
- 2:202İşte onlar için, kazandıklarından bir nasib vardır. Allah, hesabı çok çabuk görürكَسَبُواْ
- 2:225Allah, sizi yeminlerinizde bilmeyerek ettiğiniz lağıv (herhangi bir kasıt olmadan, kanaate göre yanlış yere yapılan yemin)dan sorumlu tutmaz. Fakat kalbinizin kazandığı yalan yere yapılan yeminden sorumlu tutar. Allah çok bağışlayıcıdır, çok halimdirكَسَبَت
- 2:264Ey iman edenler! Sadakalarınızı, başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin. O adam gibi ki, insanlara gösteriş için malını dağıtır da ne Allah'a inanır, ne ahiret gününe. Artık onun hâli, bir kayanın hâline benzer ki, üzerinde biraz toprak varmış, derken şiddetli bir sağnak inmiş de onu yalçın bir kaya halinde bırakıvermiş. Öyle kimseler, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu doğru yola iletmezكَسَبُواْ
- 2:267Ey iman edenler! İnfakı gerek kazandıklarınızın, gerek sizin için yerden çıkardıklarımızın temizlerinden yapın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olamıyacağınız fenasını vermeye yeltenmeyin. Biliniz ki, Allah sadakalarınıza muhtaç değildir ve hamde layık olandırكَسَبتُم
- 2:281Öyle bir günden korkunuz ki, o gün Allah'a döndürüleceksiniz. Sonra da herkese kazancı tamamıyla ödenecek ve hiç kimse haksızlığa uğramayacaktırكَسَبَت
- 2:286Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir. Ey Rabbimiz, eğer unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme! Bağışla bizi, mağfiret et bizi, rahmet et bize! Sensin bizim Mevlamız, kâfir kavimlere karşı yardım et bizeكَسَبَت
- 3:25O geleceğinde hiç şüphe olmayan günde kendilerini bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese ne kazandıysa tamamen ödendiği vakit halleri nasıl olacaktırكَسَبَت
- 3:155İki toplumun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip gidenler var ya, şeytan onların kazandıkları bazı şeylerden dolayı ayaklarını kaydırmak istedi. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halim(çok yumuşak)dirكَسَبُواْ
- 3:161Hiçbir peygambere ganimet malını gizlemesi (devletmillet malını aşırması) yaraşmaz. Kim böyle bir aşırma ve ihanette bulunursa kıyamet günü aşırdığını boynuna yüklenerek getirir. Sonra da herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir, onlar haksızlığa da uğramazlarكَسَبَت
- 4:32Bir de Allah'ın bazınıza, diğerinden fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin. Erkeklere hak ettiklerinden bir pay vardır. Kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır. İsteklerinizi Allah'ın fazlından ve kereminden isteyin. Gerçekten Allah her şeyi hakkıyla bilendirٱكتَسَبُواْ
- 4:88O halde, siz niçin münafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? Allah onları kazandıkları günah yüzünden terslerine döndürdüğü halde Allah'ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, sen onun için bir çıkış yolu bulamazsınكَسَبُوٓاْ
- 4:111Kim bir kötülük işlerse, kendi nefsine kötülük etmiş olur. Allah her şeyi hakkıyle bilendir, hikmet sahibidirيَكسِب
- 4:112Kim bir hata veya bir günah işler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak iftira etmiş ve apaçık bir günah yüklenmiş olurيَكسِب
- 5:38Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima üstündür, hikmet sahibidirكَسَبَا
- 6:3O, göklerde de, yerde de (tek) Allah'tır. Sizin gizlinizi, açığınızı ve ne kazandığınızı bilirتَكسِبُونَ
- 6:70Dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Ve hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helake atmamasını, kendisi için Allah'tan başka hiç bir dost ve hiçbir şefaatçi bulunmadığını Kur'ân ile hatırlat. O, azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse, kendisinden alınmaz. Onlar kazandıkları şey yüzünden helake uğratılmışlardır. Onlar için, inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azab vardırكَسَبَت
- 6:120Günahın açığını da, gizlisini de bırakın! Günah kazananlar, yaptıklarının cezasını çekeceklerيَكسِبُونَ
- 6:129İşte biz böylece, kazandıkları günahlardan dolayı zalimlerin bir kısmını, diğer bir kısmına dost yaparızيَكسِبُونَ
- 6:158(İnanmak için) ille meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin gelmesini, ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Ama Rabbinin (azab) işaretlerinin geldiği gün, daha önce iman etmemiş, yahut imanında bir hayır kazanmamış kimseye, artık inanması bir fayda sağlamaz. De ki: "Bekleyin; biz de beklemekteyizكَسَبَت
- 6:164De ki: Allah herşeyin Rabbi iken, ben O'ndan başka Rab mi arayayım? Herkesin kazandığı yalnız kendisine aittir. Kendi (günah) yükünü taşıyan hiç kimse, bir başkasının (günah) yükünü taşımaz. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir. O, ayrılığa düştüğünüz gerçeği size haber verecektirتَكسِبُ
- 7:39Öncekiler de sonrakilere derler ki: "Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur. O halde yaptıklarınızdan dolayı azabı tadınتَكسِبُونَ
- 7:96ülkelerin halkı inanıp (Allah'ın azabından) korunsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bolluklar açardık; fakat yalanladılar, biz de onları kazandıklarıyla yakaladıkيَكسِبُونَ
- 9:82Kazandıkları günahın cezası olarak, artık az gülsünler, çok ağlasınlarيَكسِبُونَ
- 9:95Dönüp de yanlarına geldiğinizde kendilerinden yüz çeviresiniz (hesaba çekmekten vazgeçesiniz) diye Allah'a yemin edecekler. Siz de onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar gerçekten murdar kimselerdir. Yaptıklarının cezası olarak nihayet varacakları yer cehennemdirيَكسِبُونَ
- 10:8İşte bunların kendi elleriyle ettikleri yüzünden varacakları yer cehennemdirيَكسِبُونَ
- 10:27Kötülük kazanmış olanlara gelince, kötülüğün cezası, misli kadardır. Ve onları bir aşağılık ve eziklik kaplar. Onlar için Allah'dan başka hiçbir kurtarıcı yoktur. Yüzleri karanlık gecelerden bir parçaya bürünmüş gibidir. İşte onlar cehennem ehlidir. Orada ebedî kalacaklardırكَسَبُواْ
Bu kök 60 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.