Kök

صلو

Kur'an'da 99 yerde, 90 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Saf olmuş bir topluluk düşün, okuyorlar, eğilip doğruluyorlar. Mesela günün belli vakitlerinde böyle yönelir, sözleri ve duruşlarıyla hayır dilerler. Yani bu sadece hareket değil, kalbi toparlar, kötülükten çeker ve hem insanların birbirine duasını hem de Allah ile meleklerin kulları anıp yakınlaştırmasını da kapsar.

Türkçedeki izi

salavat
Peygambere hayır ve selam dileme sözü, salât köküyle bağlı.
sela
Cami hoparlöründen okunan haber ve dua, aynı kökten.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileزكو(zekat)

    Salât, seçilmiş birine yönelip söz ve bedenle hayır dilemektir. Zekât, maldan pay ayırıp verme işidir. Kısacası salât yöneliş, zekât paylaşım.

    • 62:9Burada salât var. Çağrı gelince toplanıp anış istenir.
    • 2:43Burada zekât var. Maldan pay ayırıp vermek emredilir.

Müfessir diliyle

Seçilmiş muhataba yönelip, söz ve bedenle hayır dileyen; yakınlaştırıcı anış ve duruş.

Kök, kulun belirli vakitlerde sözlü okuma ve bedenî duruşlarla icra ettiği yönelişi (4:102; 17:78; 17:110) ve başkası adına hayır niyazını (9:84; 9:99) bildirir. Allah ve melekler için “على” ile geldiğinde, muhatabı gözeten, ona lütuf ve yakınlık sağlayan iltifatı ifade eder (33:43; 33:56; 2:157). Bütün kullanımlarda ortak olan, bir yöne seçilmiş dikkat, anış ve hayır talebidir.

Somuttan soyuta

Önce ses ve beden hareketleriyle icra edilen somut tören ve yer (4:102; 8:35; 2:125), oradan içe dönük huşû ve ahlâkî tesire (23:2; 29:45), sonra da insanlar arası niyaza ve nihayet ilâhî/kozmik iltifata yükselir (9:99; 33:43; 24:41).

Kardeş köklerden farkı

  • زكوile farkı

    zkw malın arınması/artışı için dışa dönük paylaşıma işaret ederken, ṣlw muhataba yönelen zikrî-ritüel duruş ve hayır talebidir; birlikte dikey (ṣlw) ve yatay (zkw) iki eksen olarak zikredilir.

Anlam alanları · 5

  1. Ritüelin icrası ve mekânı

    Belirli vakit-ses-beden tertibiyle kurulan yöneliş ve onun için ayrılan yer/türler.

  2. İç nitelik ve ahlâkî etki

    Huşû ve anışla icra edilir; iffetsizlik ve kötülükten alıkoyan bir tesire sahiptir.

  3. Süreklilik ve topluluk boyutu

    Daimî muhafaza, çağrıya icabet ve aile/toplum ölçeğinde yerleşik kılma.

  4. Başkası adına niyaz/iltifat

    Bir kimse üzerine hayır dileme veya bu niyazı ifade eden toplu merasim.

  5. İlâhî ve kozmik iltifat

    Allah ve meleklerin muhataba yönelen lütufkâr anışı; her varlığın kendine özgü salâtı.

Biçimlerin kullanımı

صَلَوٰة
Yöneliş ve anışla icra edilen düzenli kulluk eylemi; bağlama göre başkası için niyaz.
صَلَّىٰ
Bu yöneliş eylemini yapmak; ‘على’ ile birine hayır/iltifat yöneltmek.
مُصَلِّين
Bu yönelişi sürdüren, ona bağlı kalan kimseler.
مُصَلًّى
Bu yöneliş için belirlenmiş yer/makam.

Güven: Güçlü · incelenen 60 ayetin 26'i açıklandı (%43) · toplam 90 ayetten dengeli örnek

Kök çok sayıda ayette hem ritüel hem iltifat/dua anlam katmanlarıyla tutarlı bir çekirdeğe bağlanıyor.

Açık soru: 22:40’taki صلوات’ın ibadethane mi yoksa tören türleri mi olduğu bağlam içinde çok anlamlı durur; 24:41 de kapsamı kozmikleştirir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

37 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:3'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 39Medenî · 51
isim · 87fiil · 12

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 33

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

ٱلصَّلَوٰةَ47ٱلصَّلَوٰةِ10صَلَاتِهِم5وَٱلصَّلَوٰةِ3بِٱلصَّلَوٰةِ3يُصَلِّي2صَلَوٰةِ2ٱلمُصَلِّينَ2مُصَلّٗى1صَلَوَٰتٞ1ٱلصَّلَوَٰتِ1يُصَلُّواْ1فَليُصَلُّواْ1صَلَاتِي1صَلَاتُهُم1تُصَلِّ1وَصَلَوَٰتِ1وَصَلِّ1صَلَوٰتَكَ1أَصَلَوٰتُكَ1بِصَلَاتِكَ1وَصَلَوَٰتٞ1صَلَوَٰتِهِم1صَلَاتَهُ1يُصَلُّونَ1صَلُّواْ1لِلصَّلَوٰةِ1ٱلصَّلَوٰةُ1صَلَّىٰ1فَصَلَّىٰ1صَلَّىٰٓ1لِّلمُصَلِّينَ1فَصَلِّ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:3Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlarٱلصَّلَوٰةَ
  2. 2:43Hem namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, rükû edenlerle birlikte siz de rükû edinٱلصَّلَوٰةَ
  3. 2:45Bir de sabırla, namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu, (Allah'a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelirوَٱلصَّلَوٰةِ
  4. 2:83Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah'dan başkasına tapmayacaksınız, anababaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuzٱلصَّلَوٰةَ
  5. 2:110Siz namazı hakkıyle kılmaya bakın ve zekatı verin! Kendi nefsiniz için her ne hayır yaparsanız, Allah katında onu bulursunuz. Muhakkak ki, Allah bütün yaptıklarınızı görmektedirٱلصَّلَوٰةَ
  6. 2:125Biz ta o zaman bu Beyt'i, insanlar için bir sevap kazanma ve bir güven yeri kıldık. Siz de Makamı İbrahim'den kendinize bir namazgah edinin. Ayrıca İbrahim ile İsmail'e şöyle ahid verdik: "Beytimi, hem tavaf edenler için, hem ibadete kapananlar için, hem de rükû ve secde edenler için tertemiz tutunمُصَلّٗى
  7. 2:153Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Şüphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdirوَٱلصَّلَوٰةِ
  8. 2:157İşte onlar var ya, Rablerinden, mağfiretler ve rahmet onlaradır. İşte hidayete erenler de onlardırصَلَوَٰتٞ
  9. 2:177Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardırٱلصَّلَوٰةَ
  10. 2:238Namazlara ve orta namaza devam edin ve Allah için boyun eğerek kalkıp namaza durunٱلصَّلَوَٰتِ
  11. 2:277İman edip iyi işler yapan, namazı dosdoğru kılıp zekatı verenlerin Rabbleri katında elbette mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku olmadığı gibi, onlar mahzun da olmazlarٱلصَّلَوٰةَ
  12. 3:39Zekeriyya mabedde namaz kılarken melekler ona: "Allah sana, Allah'dan bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler." diye ünledilerيُصَلِّي
  13. 4:43Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Cünüb iken de yolcu olanlar müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur, veya yolculukta bulunursanız veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsî münasebette bulunup, su da bulamazsanız o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmüm edin. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdırٱلصَّلَوٰةَ
  14. 4:77Kendilerine, "Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?" derler. Onlara de ki: "Dünya zevki ne de olsa azdır, ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmezٱلصَّلَوٰةَ
  15. 4:101Yeryüzünde sefere çıktığınızda kâfirlerin size bir kötülük yapacağından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Kuşkusuz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdırٱلصَّلَوٰةِ
  16. 4:102Sen onların aralarında bulunup da onlara namaz kıldırdığında içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında diğer bir kısmı arkanızda beklesin. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Eğer size yağmur gibi bir eziyet erişir veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir vebal yoktur. Bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın. Kuşkusuz Allah kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamıştırٱلصَّلَوٰةَ
  17. 4:103O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yanlarınız üzerinde hep Allah'ı zikredin. Korkudan kurtulduğunuzda namazı tam erkanı ile kılın. Çünkü namaz müminlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdırٱلصَّلَوٰةَ
  18. 4:142Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Halbuki Allah, onların oyunlarını başlarına geçirecektir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı pek az anarlarٱلصَّلَوٰةِ
  19. 4:162Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve iman edenler, sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ederler. Onlar, namazı kılan, zekatı veren, Allah'a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara büyük bir mükafat vereceğizٱلصَّلَوٰةَ
  20. 5:6Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyorٱلصَّلَوٰةِ
  21. 5:12Allah, İsrailoğularından söz almıştı. İçlerinden on iki müfettiş göndermiştik... Allah şöyle demişti: " Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdoğru kıldığınız, zekatı verdiğiniz, peygamberlerime iman ettiğiniz ve onlara yardımda bulunduğunuz, (mallarınızı) Allah yolunda güzelce sarfettiğiniz takdirde, günahlarınızı mutlaka örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, dosdoğru yoldan sapmış olurٱلصَّلَوٰةَ
  22. 5:55Sizin asıl dostunuz Allah'tır, O'nun Resulüdür ve namazlarını kılan zekatlarını veren ve rükû eden müminlerdirٱلصَّلَوٰةَ
  23. 5:58Namaza çağırdığınız zaman, onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu onların, akıllarını kullanmayan bir toplum olmalarından dolayıdırٱلصَّلَوٰةِ
  24. 5:91Şeytan, içki ve kumarla sizin aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil miٱلصَّلَوٰةِ
  25. 5:106Ey iman edenler! İçinizden birine ölüm (emareleri) geldiği zaman, vasiyet sırasında aranızdaki şahitliğin hükmü, kendi içinizden iki adaletli şahit, yahut yeryüzünde yolculuğa çıkmış iseniz, ölüm (emareleri de) size gelip çatmışsa, sizden olmayan diğer iki şahit tutmaktır. Eğer (bunlardan) şüpheye düşerseniz, namazdan sonra onları alıkorsunuz. Onlar da Allah'a şöyle yemin ederler: "Akraba bile olsa, yemini bir çıkar karşılığı satmayacağız, Allah'ın şahitliğini gizlemeyeceğiz. Aksi halde günahkârlardan oluruzٱلصَّلَوٰةِ
  26. 6:72Bize: "Namazı dosdoğru kılın, Allah'a karşı gelmekten sakının" (diye emredildi), toplanacağınız yer O'nun huzurudurٱلصَّلَوٰةَ
  27. 6:92Bu Kitap (Kur'ân), kendinden önceki kitapları tasdik eden, şehirler anası (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ahiret gününe iman edenler bu Kitab'a da iman ederler ve onlar namazlarına da devamlıdırlarصَلَاتِهِم
  28. 6:162De ki: Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindirصَلَاتِي
  29. 7:170Kitaba sarılanlara ve namazı kılmaya devam edenlere gelince, biz o iyilerin ecrini hiçbir zaman yitirmeyizٱلصَّلَوٰةَ
  30. 8:3Onlar ki, namazı gereği gibi kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yoluna harcarlarٱلصَّلَوٰةَ

Bu kök 90 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.