Kök

صبر

Kur'an'da 103 yerde, 93 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Biri laf atıyor, için kaynıyor ama cevap vermiyorsun. Yolundan şaşmadan işine devam ediyorsun. Sabır, baskı ve gecikme karşısında kendini tutup seçimini sürdürmektir; bazen beklemek, bazen tepkiyi ertelemek, bazen de ibadeti aksatmamak demektir.

Türkçedeki izi

sabır
Aynı kökten; kendini tutup hedefi sürdürme anlamı taşır.
sabretmek
Kökün fiil hali; tepkiyi erteleyip beklemek demektir.
sabırsız
Zıddı anlatır; bekleyemeyen, çabuk bozan kişi.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileعزم(azim, azmetmek, azimli)

    Azim, işe başlarken kararı sağlam kurar. Sabır, o kararı zaman içinde ve baskı altında taşır. Kısacası azim kararı kurar, sabır onu taşır.

    • 10:109Burada sabır, sonucu beklemek ve tepkiyi tutmaktır.
    • 46:35Burada azim sahibi denir; kararlılık vurgulanır, sabırla sürer.

Müfessir diliyle

Baskı ve gecikme karşısında nefsi tutup yönünü bozmadan seçimini sürdürmek.

Fiil çoğunlukla ‘ala’ ile, zarara ve tahrike karşı çizgiyi korumayı ve karşılık vermeyi ertelemeyi gösterir (6:34; 16:126; 20:130; 41:35). Kullanımlar beklemeyi ve sonucu gözetmeyi de içerir: ilahî hükme dek duruşu sürdürmek (10:109; 52:48; 30:60) ve tek tarafa bağlı kalmayı başaramamayı zıddıyla açar (2:61). Hızlı itirazı tutmak (18:67; 18:75; 18:78) ve savaşta çözülmeyen direnç (8:65-66; 3:125) aynı çekirdeğe döner.

Somuttan soyuta

Somutta bir şeyi sürdürme/katlanma ve bekleme (2:61; 49:5) görünümünden, ahlakî özdenetim ve karşılık vermeyi bastırmaya (16:126; 41:35) ve kullukta sürekliliğe (19:65; 20:132) yükselir.

Kardeş köklerden farkı

  • عزمile farkı

    ‘Azm’ başlangıçta kararı kat’îleştiren irade iken, s-b-r bu kararı zaman ve baskı içinde bozulmadan taşımaktır; ‘s-b-r’ çoğu kez sonuca dek bekleyiş ve özdenetimle anılır, ‘azm’ ise işin cinsini niteleyen kararlılıktır.

Anlam alanları · 5

  1. Özdenetim ve karşılık vermemek

    Tahrike rağmen tepkiyi tutup daha yüksek bir cevabı seçmek.

  2. Bekleme ve gecikmeye dayanma

    Sonucu gözeterek aceleyi terk edip çizgiyi sürdürmek.

  3. Sıkıntı ve eziyete direnç

    Zarar, korku ve incitme karşısında çözülmeyen duruş.

  4. İbadet ve itaatte süreklilik

    Kulluğu ve namazı içten bir zorlama ile sürdürmek.

  5. Olumsuz inat ve katlanma

    Yanlışa bağlılığı sürdürmek veya sonuçsuz bir katlanma.

Biçimlerin kullanımı

صَبَرَ
Baskı/zarar/gecikme karşısında tepkiyi tutup yönünü bozmadan sürdürmek (çoğu kez على ile).
صَبْر
Bu tutumun adı; yardım vesilesi ve istenen pay/kapasite.
صَابِر
Bu nitelikle hareket eden kişi; imtihan ve çatışmada çözülmeyen.
ٱصْطَبِرْ
Kendini zorlayarak sürdürmek; özellikle kulluk ve namazda devam.
صَبَّار
Alışkanlık hâlinde, çokça ve ısrarlı biçimde sürdüren.

Güven: Güçlü · incelenen 60 ayetin 22'i açıklandı (%37) · toplam 93 ayetten dengeli örnek

Çok sayıda ve çeşitli bağlamlar aynı çekirdeğe (özdenetimli süreklilik ve karşılık vermeyi erteleme) işaret ediyor.

Açık soru: İronik/olumsuz kullanımlarda (2:175; 41:24) ton ve işlev yer değiştirir; sınırları bağlam belirler.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

45 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:45'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 66Medenî · 27
fiil · 62isim · 35sıfat · 6

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 39

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

صَبَرُواْ11فَٱصبِر11ٱلصَّـٰبِرِينَ10صَبرٗا7وَٱصبِر7تَصبِرُواْ5بِٱلصَّبرِ4وَٱلصَّـٰبِرِينَ4صَبَّارٖ4وَٱصطَبِر3وَٱصبِرُوٓاْ2فَصَبرٞ2صَبَرتُم2صَبَرنَا2صَبَرُوٓاْ2صَابِرٗا2ٱلصَّـٰبِرُونَ2صَبَرَ2نَّصبِرَ1أَصبَرَهُم1ٱصبِرُواْ1وَصَابِرُواْ1فَصَبَرُواْ1فَٱصبِرُواْ1صَٰبِرُونَ1صَابِرَةٞ1وَيَصبِر1وَلَنَصبِرَنَّ1وَصَبَرُوٓاْ1لِّلصَّـٰبِرِينَ1صَبرُكَ1تَصبِرُ1صَبرًا1أَتَصبِرُونَ1وَٱلصَّـٰبِرَٰتِ1وَٱصبِرُواْ1ٱصبِر1يَصبِرُواْ1فَٱصبِرُوٓاْ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:45Bir de sabırla, namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu, (Allah'a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelirبِٱلصَّبرِ
  2. 2:61Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, kabağından, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır." dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah'dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardıنَّصبِرَ
  3. 2:153Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Şüphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdirبِٱلصَّبرِ
  4. 2:155Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleriٱلصَّـٰبِرِينَ
  5. 2:175İşte onlar, hidayeti verip sapıklığı, affedilmeyi bırakıp azabı satın alan kimselerdir. Bunlar, ateşe karşı ne kadar da sabırlıdırlarأَصبَرَهُم
  6. 2:177Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardırوَٱلصَّـٰبِرِينَ
  7. 2:249Talut, ordu ile hareket edince dedi ki: "Allah sizi mutlaka bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse, benden değildir. Kim de onu tatmazsa, işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka (bu kadarına ruhsat vardır)." Derken içlerinden pek azı hariç, hepsi de varır varmaz ondan içtiler. Talut ve beraberindeki iman eden kimseler nehri geçtiklerinde. "Bizim bugün, Calut ile ordusuna karşı duracak gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarına inanıp, bilenler ise şu cevabı verdiler: "Nice az topluluklar, Allah'ın izniyle nice çok topluluklara galip gelmişlerdir. Allah, sabırlılarla beraberdirٱلصَّـٰبِرِينَ
  8. 2:250Calut ve ordusuna karşı savaş meydanına çıktıkları zaman da şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerlerimize sabır dök, ayaklarımızı sabit tut ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım etصَبرٗا
  9. 3:17O sabredenleri, o doğruluktan şaşmayanları, o elpençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları (görür)ٱلصَّـٰبِرِينَ
  10. 3:120Size bir iyilik dokunsa fenalarına gider, başınıza bir kötülük gelse onunla sevinirler. Eğer sabreder ve Allah'dan gereğince korkarsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez; çünkü Allah onları kendi amelleriyle kuşatmıştırتَصبِرُواْ
  11. 3:125Evet, sabreder ve (Allah'tan) korkarsanız, onlar ansızın üzerinize gelseler, Rabbiniz size nişanlı nişanlı beş bin melekle yardım ederتَصبِرُواْ
  12. 3:142Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete girivereceğinizi mi sandınızٱلصَّـٰبِرِينَ
  13. 3:146Nice peygamberler vardı ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostları çarpıştılar; Allah yolunda başlarına gelenlerden yılgınlık göstermediler, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri severٱلصَّـٰبِرِينَ
  14. 3:186Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'dan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendirتَصبِرُواْ
  15. 3:200Ey iman edenler! Sabredin, düşmanlarınıza karşı sebat gösterin, nöbet bekleşin, Allah'dan gereğince korkun ki, kurtuluşa eresinizٱصبِرُواْ
  16. 4:25Sizden her kim hür mümin kadınları nikah edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa, ona da ellerinizin altındaki mümin cariyelerinizden efendilerinin rızası ile nikahlamak var. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. O halde sahiplerinin izni ile ve mehirlerini örfe göre vermek suretiyle cariyelerden iffetli olan, zina etmeyen, dost da edinmeyenlerle evlenin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, o vakit hür kadınlar hakkında gerekli bulunan cezanın yarısı kendilerine lazım gelir. Bu hükümler, içinizden günah işlemekten korkanlaradır. Sabretmeniz ise, sizin için daha hayırlıdır. Allah Gafûrdur, Rahimdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir)تَصبِرُواْ
  17. 6:34Senden önce de peygamberler yalanlanmıştı. Kendilerine yardımımız gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet olunmaya sabrettiler. Allah'ın sözlerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz ki sana, peygamberlerin haberlerinden bir kısmı gelmiştirفَصَبَرُواْ
  18. 7:87Eğer içinizden bir grup benimle gönderilene inanır, bir grup da inanmazsa, Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredin. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdırفَٱصبِرُواْ
  19. 7:126Senin bize kızman da sırf Rabbimizin âyetleri gelince onlara iman etmemizden dolayıdır. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al." derlerصَبرٗا
  20. 7:128Musa, kavmine dedi ki: "Allah'ın yardımını ve lütfunu isteyin ve sabır gösterin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona mirasçı kılar. Sonunda kurtuluş müttakilerindirوَٱصبِرُوٓاْ
  21. 7:137Ve o hırpalanıp ezilmekte olan kavmi de yeryüzünün, bereketle donattığımız doğusuna ve batısına mirasçı yaptık. Ve böylece Rabbinin, İsrailoğullarına olan o güzel vaadi, sabırları yüzünden gerçekleşti. Biz de Firavun ile kavminin yapageldikleri sanat eserlerini ve diktikleri binaları yerle bir ettikصَبَرُواْ
  22. 8:46Ayrıca Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. Ve birbirinizle didişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Sabırlı olun, çünkü Allah sabredenlerle beraberdirوَٱصبِرُوٓاْ
  23. 8:65Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa kâfirlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen anlayışsız bir kavimdirlerصَٰبِرُونَ
  24. 8:66Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi olursa ikiyüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi olursa Allah'ın izniyle ikibin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdirصَابِرَةٞ
  25. 10:109Sana vahyolunana uy! Ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. Çünkü O, hüküm verenlerin en hayırlısıdırوَٱصبِر
  26. 11:11Ancak (her iki halde de) sabır gösterip iyi ameller işleyenler müstesnadır. İşte onlara bir mağfiret ve büyük bir mükafat vardırصَبَرُواْ
  27. 11:49İşte bunlar gayb haberlerindendir. Bunları sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan önce bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, akıbet muhakkak muttakilerindirفَٱصبِر
  28. 11:115Ve sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını yitirmezوَٱصبِر
  29. 12:18Bir de gömleğinin üzerinde yalandan bir kan getirmişlerdi. Babaları dedi ki: "Hayır, nefisleriniz aldatmış da size bir iş yaptırtmış. Artık bana güzel bir sabır gerekiyor. Bu anlattıklarınıza karşılık yardımına sığınılacak olan ancak Allah'dırفَصَبرٞ
  30. 12:83Babaları dedi ki: "Hayır, sizi nefisleriniz altadıp bir işe sürüklemiş. Artık bana güzel güzel sabretmek düşüyor. Belki Allah hepsini birden bana geri getirir. Çünkü O, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidirفَصَبرٞ

Bu kök 93 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.