Kök

خلد

Kur'an'da 87 yerde, 86 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

çıkışı ve değişimi olmayan bir duruma yahut mekâna sürgit yerleşip ona bağlanmak

Kök çoğunlukla nihai yurtlarda ayrılmayan ikamet tarzını bildirir; hem nimet yurdu hem ateş için aynı bağlayıcı süreklilik ifade edilir (2:25; 2:39; 33:65; 64:9-10). İsim biçimleri bu sürekliliği adlandırır: azâbın kesilmeyeni, yurdun bitmeyeni, günün bitemeyeni (10:52; 25:15; 50:34; 32:14). Fiil biçimi ise dünyaya yapışmayı ve bitimsizlik vehmini gösterir (7:176; 26:129; 104:3).

Somuttan soyuta

Somut yapışma/yerleşmeden başlar: yere yönelip ona tutunmak (7:176), yapıları ebedîleştirme hevesi (26:129); oradan nihai yurtta kesintisiz ikamete yükselir (2:25; 11:108; 18:108).

Kardeş köklerden farkı

  • جننile farkı

    Bu kök yeri/örtülü bahçeyi ve onun niteliklerini adlandırır; خلد ise o yerdeki ayrılmayan süreyi ve dönüşsüz ikameti bildirir.

  • تحتile farkı

    تحت mekânsal hiyerarşiyi (alt-üst) kurar; خلد mekân değil, zamansal/varoluşsal sürgit ikameti ifade eder.

  • جريile farkı

    جري akışı ve hareketi anlatır; خلد buna karşı duran, değişmez-yerleşik sürmeyi ve çıkışsızlığı anlatır.

Anlam alanları · 5

  1. Nimet yurdunda kesintisiz ikamet

    Ayrılma ve değişme arzusu olmayan, sürgit yerleşmişlik hali.

  2. Ateşte çıkışsız tutuluş

    Aşağılanma ile birlikte süren, hafiflemeyen tutuluş.

  3. Dünyevî ebediyet vehmi ve yere yapışma

    Dünyayı seçip ona tutunma; bina ve servetle bitimsizlik kuruntusu.

  4. Sürekliliği adlandıran isimler

    Bitmeyen azap, bitmeyen yurt, bitmeyen gün gibi adlar.

  5. Sürdürülmüş gençlik

    Hâlin sabit kılındığı, yaşın donduğu hizmetkârlar tasviri.

Biçimlerin kullanımı

خَٰلِد
Ayrılmayan-sürüp giden ikamet sahibi; yurdundan dönmeyen (2:25; 2:39).
خُلْد
Kesintisizlik/bitimsizlik adı: azap, yurt veya süre için (10:52; 25:15; 32:14).
خُلُود
Sürüp gidenlik hali; ör. ‘sürgitlik günü’ (50:34).
أَخْلَدَ
Bir şeye yönelip ona yapışmak; dünyevîleşip bitimsizlik vehmine kapılmak (7:176; 104:3).
يَخْلُدْ
Sürmek, çıkışsızca devam etmek yahut öyle sanmak (25:69; 26:129).
مُّخَلَّدُون
Sürgit hâlde tutulmuş; gençliği dondurulmuş (56:17; 76:19).

Güven: Güçlü · incelenen 62 ayetin 22'i açıklandı (%35) · toplam 86 ayetten dengeli örnek

Kök çok sayıda ayette farklı biçimlerle ve açık karşıtlıklarla (nimet/ateş, dünya/ahiret) tutarlı bir çekirdeği gösteriyor.

Açık soru: Süre mutlaklığına dair istisna kaydı, nihai takdirin ilahî iradeye bağlılığını hatırlatır (11:107-108).

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

40 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:25'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 42Medenî · 44
isim · 82fiil · 4sıfat · 1

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 15

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

خَٰلِدِينَ43خَٰلِدُونَ24ٱلخُلدِ5خَٰلِدٗا3مُّخَلَّدُونَ2ٱلخَٰلِدِينَ1أَخلَدَ1ٱلخُلدَ1ٱلخَٰلِدُونَ1وَيَخلُد1تَخلُدُونَ1خَٰلِدٞ1ٱلخُلُودِ1خَٰلِدَينِ1أَخلَدَهُ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:25İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıklarında: "Bu daha önce de rızıklandığımız şeydir" derler ve o rızık birbirinin benzeri olmak üzere, kendilerine sunulacak. Orada çok temiz zevceler de onların. Hem onlar orada ebedî kalacaklarخَٰلِدُونَ
  2. 2:39İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem ehlidirler. Orada ebedî olarak kalacaklardırخَٰلِدُونَ
  3. 2:81Evet kim bir günah işlemiş de kendi günahı kendisini her yandan kuşatmış ise, işte öyleleri ateş ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlarخَٰلِدُونَ
  4. 2:82İman edip salih ameller işleyenler, işte öyleleri de cennet ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlarخَٰلِدُونَ
  5. 2:162Onlar ebedi olarak onun altında kalırlar. Ne azabları hafifletilir, ne de kendilerine göz açtırılırخَٰلِدِينَ
  6. 2:217Ey Muhammed! Sana haram aydan ve o ayda savaşmaktan soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak, büyük bir günahtır. Bununla beraber Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, insanları, Mescidi Haram'dan menetmek ve halkını oradan çıkarmak, Allah yanında daha büyük bir günahtır ve fitne, öldürmekten daha büyük bir vebaldir. Onlar, güçleri yeterse, sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşmaktan hiçbir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim, dininden döner ve kâfir olarak can verirse artık onların bütün amelleri, dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardırخَٰلِدُونَ
  7. 2:257Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin velileri de tağuttur, onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî olarak kalırlarخَٰلِدُونَ
  8. 2:275Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, "alışveriş de faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah'a kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardırخَٰلِدُونَ
  9. 3:15De ki, size, o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? Korunan kullar için Rablerinin yanında cennetler var ki, altlarından ırmaklar akar, içlerinde ebedî kalmak üzere onlara, hem tertemiz eşler var, hem de Allah'dan bir rıza vardır. Allah, o kulları görürخَٰلِدِينَ
  10. 3:88Onlar bu (lanetin) içinde ebedî kalacaklardır. Kendilerinden ne bu azab hafifletilir, ne de yüzlerine bakılırخَٰلِدِينَ
  11. 3:107Yüzleri ağaranlara gelince, (onlar) Allah'ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedî kalacaklardırخَٰلِدُونَ
  12. 3:116O inkâr edenler (var ya), onların ne malları, ne de evlatları, onlara Allah'a karşı hiçbir fayda sağlamayacaktır. Onlar, ateş halkıdır; orada ebedi kalacaklardırخَٰلِدُونَ
  13. 3:136İşte onların mükafatı (ödülleri) Rableri tarafından bağışlanma ve altından ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlerdir. Çalışanların mükafatı ne güzeldirخَٰلِدِينَ
  14. 3:198Fakat Rablerinden gereğince korkanlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklar, Allah katından ağırlanacaklardır. İyiler için Allah katındakiler daha hayırlıdırخَٰلِدِينَ
  15. 4:13İşte bütün bu hükümler, Allah'ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamberine itâat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budurخَٰلِدِينَ
  16. 4:14Kim de Allah'a ve Peygamberine isyan eder ve Allah'ın koyduğu sınırları aşarsa Allah onu da ebedî kalacağı cehennem ateşine koyar. Onun için alçaltıcı bir azab vardırخَٰلِدٗا
  17. 4:57İman edip salih ameller işliyenleri ise, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Orada ebedî olarak kalacaklar. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağızخَٰلِدِينَ
  18. 4:93Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî olarak kalacağı cehennemdir. Allah ona gazab ve lanet etmiş ve onun için büyük bir azab hazırlamıştırخَٰلِدٗا
  19. 4:122İman edip iyi işler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız, orada ebedî olarak kalacaklardır. Bu, Allah'ın gerçek vaadidir. Allah'dan daha doğru sözlü kim olabilirخَٰلِدِينَ
  20. 4:169Onları ancak cehennemin yoluna (iletecek ve) onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Bu ise Allah'a çok kolaydırخَٰلِدِينَ
  21. 5:80Onlardan birçoğunun kâfirleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendilerine sunduğu şey ne kadar kötüdür! Allah onlara gazabetmiştir. Onlar ebedî olarak azap içinde kalacaklardırخَٰلِدُونَ
  22. 5:85Böyle demeleri sebebiyle Allah onları altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükafatlandırmıştır. Orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte iyilik yapanların mükafatı budurخَٰلِدِينَ
  23. 5:119Allah buyurdu ki: "Bu, sadıklara doğruluklarının fayda sağladığı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır". Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budurخَٰلِدِينَ
  24. 6:128(Allah), onların hepsini topladığı gün, cinlere: "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız" der. İnsanlardan cinlerin dostu olanlar da şöyle derler: "Rabbimiz! Biz birbirimizden faydalandık. Nihayet bize tayin ettiğin vademize ulaştık". Allah da: "Sizin durağınız cehennemdir. Orada, Allah'ın dilemesi müstesna, ebedi olarak kalacaksınız" der. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilendirخَٰلِدِينَ
  25. 7:20Derken onların, kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: "Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti." dediٱلخَٰلِدِينَ
  26. 7:36Kim de âyetlerimizi yalanlar ve onlara karşı büyüklük taslarsa, işte onlar cehennemliktirler ve orada ebedî olarak kalacaklardırخَٰلِدُونَ
  27. 7:42İman edenler ve iyi amellerde bulunanlarki biz hiç kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmeyiz işte onlar cennet ehlidir ve orada ebedî olarak kalacaklardırخَٰلِدُونَ
  28. 7:176Ve eğer dileseydik onu o âyetlerle yüceltirdik, fakat o alçaklığa saplandı kaldı ve kendi keyfinin ardına düştü. Artık onun ibret verici hali o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini uzatır solur, bıraksan da solur. İşte bu, âyetlerimizi inkâr eden kavmin misalidir. Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz düşünürlerأَخلَدَ
  29. 9:17Müşrikler kendi inkârlarına kendileri şahit olup dururlarken Allah'ın mescidlerini imar etmeleri mümkün değildir. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Ve onlar ateş içinde ebedi olarak kalacaklardırخَٰلِدُونَ
  30. 9:22Onlar orada ebedi kalırlar. Çünkü en büyük mükâfat Allah katındadırخَٰلِدِينَ

Bu kök 86 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.