Kök
جري
Kur'an'da 64 yerde, 64 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Bir pınardan su akıyor. Denizde bir gemi rüzgarla yol alıyor. Kur’an bu kökle, suyun, geminin, rüzgarın ve güneşle ayın kendi yolunda düzenli ilerleyişini anlatır. Yani belirlenmiş bir hatta, çoğu kez Allah’ın emriyle ve belli bir süreye kadar süren akış.
Türkçedeki izi
- cereyan
- Aslı Arapçadır; akış, akıp gitme demektir.
- mecra
- Akışın yolu, izlediği hat demektir.
- cari
- Yürürlükte, işleyen; kökteki akıp gitme anlamından gelir.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileتحت(tahtında, altında)
Tahtında yerin altını bildirir. Bu kök akışı anlatır. Kısacası tahtında yer, cereyan gidiştir.
bu kökileجنن(cennet, cin, cenin)
Cennet korunaklı bir yeri adlandırır. Bu kök ise oradaki akışı anlatır. Kısacası cennet mekân, cereyan hareket.
bu kökileنهر(nehir)
Nehir suyun yatağı ve kendisidir. Bu kök suyun ilerleyişini anlatır. Kısacası nehir şeyin adı, cereyan gidişi.
Müfessir diliyle
Belirlenmiş bir hat üzerinde, kendi mecrasında kesintisiz ilerlemek; suyun, geminin, rüzgârın ve gök cisimlerinin cereyanı.
Kök, su kaynağının akışı (2:25; 55:50; 88:12), deniz araçlarının seyri (2:164; 10:22; 11:42; 54:14), rüzgârın sevki (38:36) ve güneş-ay gibi kozmik devinimler (13:2; 31:29; 36:38; 39:5) için kullanılır. Bu bağlamların ortak paydası, kendi güzergâhında, çoğu kez ilahî takdir ve buyrukla (“بِأَمْرِهِ”, “لِأَجَلٍ مُسَمًّى”) düzenli ve sürgit ilerleyiştir. 11:41’de “مَجْرَاهَا” ifadesi, nesnenin izlediği seyir-hattını adlandırarak anlamı somutlar.
Somuttan soyuta
Önce görülebilir akış ve seyir: su pınarı ve tekne (55:50; 11:42); ardından göksel cisimlerin takdirli devinimi ve zamanla kayıtlı akış (13:2; 36:38). Böylece somut cereyan, kozmik-düzenli akışın mecazına açılır.
Kardeş köklerden farkı
تحتile farkı
Bu kök mekânsal alt-üst ilişkisini bildirir; جري ise aynı sahnede hareketin/cereyanın kendisini anlatır. “Min tahtiha” yer bildiren zarf; “tajri” hareketi tasvir eder.
جننile farkı
Bu kök, örtü-kaplama temeliyle muhafazalı bahçe/diğer âlemi (mekânı) belirtir; جري o mekânda süren akışı/anlık hareketi gösterir.
نهرile farkı
نهر akış yatağını/kanalı ve su varlığını adlandırır; جري bu varlığın fiilini, mecradaki ilerleyişini anlatır.
Anlam alanları · 4
Suyun cereyanı
Kaynak ve kanallarda, yerleşik bir mecrada sürüp giden akış.
Denizde seyir
Teknelerin/araçların deniz yüzeyinde ilerlemesi; çoğu kez ilahî sevk ve nezaret vurgusuyla.
Kozmik devinim
Güneş, ay ve gök cisimlerinin belirlenmiş süre ve menzile göre akışı.
Rüzgârın sürülmesi
Havanın, emre bağlı olarak istenen yöne doğru akışı.
Biçimlerin kullanımı
- جَرَيْ
- Fiil; bir nesnenin/mevcudun kendi mecrasında sürgit ilerlemesi (su, gemi, rüzgâr, güneş/ay).
- جَوَار
- İsm-i fâil (çoğul); denizde yahut gökte seyredenler (özellikle gemiler, 42:32; 55:24; 81:16).
- جَارِيَة
- İsm-i fâil (müennes); akıp giden/seyrinde olan (gemi 69:11; kaynak 88:12).
- مَجْرىٰ
- İsim; akışın/seyredişin hattı ve tarzı (11:41).
- جَٰرِيَٰت
- İsm-i fâil (çoğul); kolaylıkla ilerleyenler, süratle seyredenler (51:3).
Güven: Güçlü · incelenen 60 ayetin 21'i açıklandı (%35) · toplam 64 ayetten dengeli örnek
Kök, çok sayıda ve farklı bağlamlarda tutarlı biçimde ‘cereyan/seyir’ anlamıyla kullanılmıştır.
Açık soru: 81:16 ve 51:3’teki kullanım nesnenin türü (yıldızlar/gemiler) bakımından yorum farkına açıktır; fakat temel ‘seyir’ anlamı değişmez.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 12
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:25İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıklarında: "Bu daha önce de rızıklandığımız şeydir" derler ve o rızık birbirinin benzeri olmak üzere, kendilerine sunulacak. Orada çok temiz zevceler de onların. Hem onlar orada ebedî kalacaklarتَجرِي
- 2:164Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah'ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette Allah'ın birliğine deliller vardırتَجرِي
- 2:266Hiç biriniz ister mi ki, kendisinin hurmalık ve üzümlüklerden bir bahçesi olsun, altında ırmaklar aksın, içinde her türlü ürünü bulunsun da, kendi üzerine de ihtiyarlık çökmüş ve elleri ermez, güçleri yetmez küçük, zayıf çocukları olsun. Derken ona ateşli bir bora isabet ediversin de o bahçe yanıversin. İşte Allah, âyetlerini size böylece açıklıyor. Umulur ki, düşünürsünüzتَجرِي
- 3:15De ki, size, o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? Korunan kullar için Rablerinin yanında cennetler var ki, altlarından ırmaklar akar, içlerinde ebedî kalmak üzere onlara, hem tertemiz eşler var, hem de Allah'dan bir rıza vardır. Allah, o kulları görürتَجرِي
- 3:136İşte onların mükafatı (ödülleri) Rableri tarafından bağışlanma ve altından ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlerdir. Çalışanların mükafatı ne güzeldirتَجرِي
- 3:195Rableri onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden, hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet edilenler, savaşanlar ve öldürülenler... Onların günahlarını elbette örteceğim ve Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları altından ırmaklar akan cennetlere de koyacağım. En güzel mükafat Allah katındadırتَجرِي
- 3:198Fakat Rablerinden gereğince korkanlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklar, Allah katından ağırlanacaklardır. İyiler için Allah katındakiler daha hayırlıdırتَجرِي
- 4:13İşte bütün bu hükümler, Allah'ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamberine itâat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budurتَجرِي
- 4:57İman edip salih ameller işliyenleri ise, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Orada ebedî olarak kalacaklar. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağızتَجرِي
- 4:122İman edip iyi işler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız, orada ebedî olarak kalacaklardır. Bu, Allah'ın gerçek vaadidir. Allah'dan daha doğru sözlü kim olabilirتَجرِي
- 5:12Allah, İsrailoğularından söz almıştı. İçlerinden on iki müfettiş göndermiştik... Allah şöyle demişti: " Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdoğru kıldığınız, zekatı verdiğiniz, peygamberlerime iman ettiğiniz ve onlara yardımda bulunduğunuz, (mallarınızı) Allah yolunda güzelce sarfettiğiniz takdirde, günahlarınızı mutlaka örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, dosdoğru yoldan sapmış olurتَجرِي
- 5:85Böyle demeleri sebebiyle Allah onları altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükafatlandırmıştır. Orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte iyilik yapanların mükafatı budurتَجرِي
- 5:119Allah buyurdu ki: "Bu, sadıklara doğruluklarının fayda sağladığı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır". Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budurتَجرِي
- 6:6Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkanları onlara vermiştik. Onlara gökten bol bol yağmur indirmiş, altlarından ırmaklar akıtmıştık. Fakat onları günahlarından dolayı helak ettik. Ve kendilerinden sonra başka bir nesil yarattıkتَجرِي
- 7:43Orada kalblerinde bulunan kini çıkarıp atarız. Onların altlarından ırmaklar akar. "Bizi buna erdiren Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola sevk etmeseydi biz doğru yola erişemezdik. Şüphesiz Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmişler." derler. Onlara şöyle seslenilir: "İşte size cennet! Yaptıklarınıza karşılık buna varis oldunuzتَجرِي
- 9:72Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah'ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budurتَجرِي
- 9:89Allah onlara, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İçlerinde ebedi kalacaklar. İşte o büyük kurtuluş budurتَجرِي
- 9:100Muhacir ve Ensar'dan İslâm'a ilk önce girenlerin başta gelenleri ve iyi amellerle onların ardınca gidenler var ya, işte Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah'dan razı oldular ve onlara, altlarında ırmaklar akan cennetler hazırladı ki, içlerinde ebedi kalacaklar. İşte büyük ve muhteşem kurtuluş budurتَجرِي
- 10:9Hiç şüphesiz iman edip salih ameller işleyenleri, imanlarından dolayı Rableri hidayete erdirir. Naîm cennetlerinde altlarından ırmaklar akar dururتَجرِي
- 10:22Sizi karada ve denizde gezdirip dolaştıran O'dur. Hatta gemilerde bulunduğunuz ve o gemiler, içindekilerle beraber hoş bir esinti ile akıp gittikleri ve tam keyiflendikleri sırada o gemilere şiddetli bir fırtına gelir çatar ve her taraftan onlara dalgalar gelmeye başlar. Bütünüyle kuşatılıp artık bittiklerini sanırlar. İşte o vakit tam ihlas ile Allah'a yalvarır ve dindar olurlar: "Eğer bizi buradan kurtarırsan, andolsun ki, şükredenlerden olacağız." derler. Sonra Allah onları oradan kurtarır, kurtulur kurtulmaz yeryüzünde çeşitli taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar taşkınlığınız sırf kendi zararınızadır. Şu değersiz dünya hayatının bir süre tadını çıkarınız, sonra nasıl olsa dönüp bize geleceksiniz. Biz de bütün yaptıklarınızı tek tek size haber vereceğizوَجَرَينَ
- 11:41Nuh dedi ki; "Allah'ın adıyla binin içine. Onun akışı da, duruşu da (O'nun adıyladır). Hiç şüphesiz Rabbim gerçekten çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidirمَجرٜىٰهَا
- 11:42Gemi içindekilerle birlikte, dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna bağırdı: "Yavrucuğum, gel, bizimle beraber bin! Kâfirlerle beraber olmaتَجرِي
- 13:2Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesinizيَجرِي
- 13:35Müttakilere vaad olunan cennetin misali şöyledir: Altından ırmaklar akar durur, yemişleri süreklidir, gölgeleri de. İşte bu, takva yolunu tutanların akıbetidir. Kâfirlerin akıbeti de ateştirتَجرِي
- 14:23İman edip salih ameller işleyenler ise, Rablerinin izniyle içinde sürekli kalacakları ve altından ırmaklar akan cennetlere konulurlar. Oradaki dirlik temennileri "selâm!"dırتَجرِي
- 14:32Allah öyle bir Allah'tır ki; gökleri ve yeri yarattı, gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli meyveler çıkardı; emri gereğince denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi, ırmakları da emrinize verdiلِتَجرِيَ
- 16:31O girecekleri yer, Adn cennetleridir ki, altından ırmaklar akar. Orada Allah'tan korkanlara diledikleri nimetler vardır. İşte Allah, takva sahiplerini böyle mükafatlandırırتَجرِي
- 18:31İşte onlara Adn cennetleri vardır; altlarından ırmaklar akar, orada altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekliden yeşil elbiseler giyerek koltuklar üzerine dayanıp kurulacaklar. O ne güzel karşılık ve ne güzel kalma yeriتَجرِي
- 20:76Adn cennetleri vardır ki, altlarından ırmaklar akar, onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. Ve işte bu, (küfür ve isyandan) arınanların mükafatıdır. Meâli Şerifiتَجرِي
- 21:81Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman'ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz her şeyi biliyordukتَجرِي
Bu kök 64 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.