Kök
دخل
Kur'an'da 126 yerde, 111 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Kapının eşiğinde durup içeri adım atıyorsun. دخل, böyle bir eşiği aşmayı anlatır; bazen de bir hâlin ya da düzenin içine katılmayı. Dördüncü babda çoğu kez Allah başkasını içeri koyar, cennet ya da ateş; isim دَخَل ise araya sokulan hile demektir.
Türkçedeki izi
- dahil
- İçine katılan, kökteki içeri girme anlamını taşır.
- dahili
- İçle ilgili demektir, ‘içeride olma’dan gelir.
- müdahale
- Araya girme, işe içten katılma anlamı bu kökle bağlı.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileجنن(cennet)
جنن mekânın adını verir. دخل o mekâna alınmayı anlatır. Kısacası جنن yer, دخل giriş.
bu kökileتحت(tahtında)
تحت ‘alt’ konumunu anlatır. دخل ise içeri geçiş anını. Kısacası تحت konum, دخل giriş.
bu kökileجري(cari, cereyan)
جري akışı anlatır. دخل eşiği aşıp içeri dahil olmayı. Kısacası جري akış, دخل giriş.
Müfessir diliyle
Bir sınır/kapı aşarak bir yerin yahut bir hâlin içine geçmek; IV babda başkasını o içe dâhil etmek.
Fiil, somut eşik ve kapılarla birlikte gelir; örneğin “bâb”tan içeri sücûd hâlinde geçme (2:58, 7:161) ve evlere ancak izinle geçme (24:28-29). IV babda faili çoğunlukla Allah’tır; kimilerini nimet yurduna, kimilerini ateşe yahut rahmetine dâhil eder (3:185; 4:13; 22:14; 45:30). İsim olarak دَخَل, yeminleri araya sokulan bir iç bozucu/hile kılmayı anlatır (16:92, 16:94).
Somuttan soyuta
Önce fizikî eşiklerin aşılması: ev, mihrab, saray, kapı (3:37; 24:28-29; 27:44). Buradan, bir nizâm ve hâl içine katılmaya (2:208; 21:75) ve nihayette ilâhî kabulle âhiret yurduna dâhil edilmeye yükselir (3:185; 14:23).
Kardeş köklerden farkı
جننile farkı
جنن mekânın kendisini (bahçe/yurt) adlandırır; دخل ise o mekâna dâhil olma fiilini/işlemini bildirir. Böylece جنّة nesne, دخل eylemdir (aynı bağlam: 2:111; 14:23).
تحتile farkı
تحت yer-yön ilişkisini, özellikle ‘altında’ konumunu belirtir; دخل ise bir eşik aşma ve içe katılma eylemidir. Aynı sahnede biri mekânsal nisbeti, diğeri içeri alınmayı anlatır (4:13).
جريile farkı
جري akışın sürekliliğini ve hareket tarzını tasvir eder; دخل ise kapalı birim/alanın içine intikal anını anlatır. İkisi cennet tasvirinde yan yanadır: akış (جري) içeride, dâhil edilme (دخل) eşiği aşır (3:195; 4:13).
Anlam alanları · 5
Mekân eşiğini aşma
Kişinin bir iç mekâna, mahfile, saraya, mihraba, yuvaya geçmesi; çoğu kez ‘alâ’ ile birinin huzuruna varma.
Kapı/kapılar üzerinden toplu sevk
Eşik vurgusu belirgindir; ‘bâb/abwâb’ ile içeri topluca alınma yahut sürülme.
İlâhî dâhil ediş (âhiret ve rahmet)
Fail ekseriyetle Allah’tır; hesaptan uzaklaştırıp nimet yurduna koyma yahut ateşe sürme; rahmetin içine alma.
Bir nizâm ve hâl içine katılma
Mekândan ziyade durum/sistem vurgusu; ‘fi’ edatıyla barışa, rahmete, ümmetler arasına dâhil olma.
Araya sokulan hile/bozucu unsur (isim: دَخَل)
Yeminleri menfaat için araç kılıp ilişkilerin arasına içten sızan bozukluk/pretekst yerleştirme.
Biçimlerin kullanımı
- دَخَلَ
- Kişinin/şeyin bir iç mekâna ya da hâle geçmesi; ‘عَلَى’ ile birinin huzuruna varma; ‘فِي’ ile bir sisteme katılma.
- مُّدْخَل
- Dâhil ediliş yeri/biçimi; hoşnutluk veren yerleştirilme/giriş mahalli (4:31; 22:59).
- دَخَل
- Araya sokulan iç bozucu/hile; ilişkilerde sızma gerekçesi (16:92; 16:94).
- مُدَّخَل
- Sığınılacak girinti/delik; içine kaçılacak giriş yeri (9:57).
Güven: Güçlü · incelenen 61 ayetin 28'i açıklandı (%46) · toplam 111 ayetten dengeli örnek
Çok sayıda ve farklı bağlamlarda tutarlı eşik-aşma/dâhil etme kullanımları ile isimleşmiş anlamın açık örnekleri mevcut.
Açık soru: دَخَل (isim) ve مُدَّخَل’ın kapsamı iki bağlamla sınırlı görünüyor; genelleme yaparken bu darlık hatırda tutulmalı.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 76
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:58Hani bir zamanlar "Şu şehre girin de onun nimetlerinden dilediğiniz şekilde bol bol yiyin ve kapıdan secde ederek girin ve "hıtta" (bizi bağışla!) deyin ki, size, hatalarınızı mağfiret ediverelim, iyilik yapanlara nimetlerimizi daha da arttıracağız" dedikوَٱدخُلُواْ
- 2:111Bir de "yahudi ve hıristiyanlardan başkası asla cennete giremeyecek" dediler. Bu onların kendi kuruntularıdır. Sen de onlara de ki; "Eğer doğru iseniz, haydi bakalım getirin deliliniziيَدخُلَ
- 2:114Allah'ın mescitlerini, içlerinde Allah'ın isminin anılmasından meneden ve onların harap olmalarına çalışan kimselerden daha zâlim kim olabilir! İşte bunlar, oralara korka korka girmekten başka birşey yapmazlar. Bunlara dünyada perişanlık, ahirette de büyük bir azap vardırيَدخُلُوهَآ
- 2:208Ey iman edenler! Hepiniz barış ve selamete girin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin aranızı açan belli bir düşmandırٱدخُلُواْ
- 2:214Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluklar, öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" derlerdi. Bak işte! Gerçekten Allah'ın yardımı yakındırتَدخُلُواْ
- 3:37Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyya'nın himayesine verdi. Zekeriyya ne zaman kızın bulunduğu mihraba girse, onun yanında yeni bir yiyecek bulurdu. "Meryem! Bu sana nereden geldi?" deyince, o da: "Bu, Allah katındandır." derdi. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verirدَخَلَ
- 3:97Onda apaçık deliller, İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren güvene erer. Ona bir yol bulabilenlerin Beyt'i haccetmesi Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse, şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağni (kimseye muhtaç değil, her şey ona muhtaç)dirدَخَلَهُ
- 3:142Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete girivereceğinizi mi sandınızتَدخُلُواْ
- 3:185Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü ecirleriniz size eksiksiz olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı zevkten başka birşey değildirوَأُدخِلَ
- 3:192Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yokturتُدخِلِ
- 3:195Rableri onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden, hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet edilenler, savaşanlar ve öldürülenler... Onların günahlarını elbette örteceğim ve Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları altından ırmaklar akan cennetlere de koyacağım. En güzel mükafat Allah katındadırوَلَأُدخِلَنَّهُم
- 4:13İşte bütün bu hükümler, Allah'ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamberine itâat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budurيُدخِلهُ
- 4:14Kim de Allah'a ve Peygamberine isyan eder ve Allah'ın koyduğu sınırları aşarsa Allah onu da ebedî kalacağı cehennem ateşine koyar. Onun için alçaltıcı bir azab vardırيُدخِلهُ
- 4:23Size şunları nikahlamak haram kılındı: Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek ve kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kızkardeşleriniz ve karılarınızın anneleri, ve kendileri ile zifafa girdiğiniz kadınlarınızdan olan ve evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. Eğer üvey kızlarınızın anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Sulbünüzden gelen (öz) oğullarınızın hanımları ile evlenmeniz ve iki kız kardeşi birlikte nikahlamanız da haramdır. Ancak cahiliyyet devrinde geçen geçmiştir. Şüphesiz ki Allah gafur (çok bağışlayıcı) ve çok merhamet edicidirدَخَلتُم
- 4:31Eğer siz, yasaklandığınız büyük günahlardan sakınırsanız, diğer kusurlarınızı örter, sizi güzel bir makama koyarızوَنُدخِلكُم
- 4:57İman edip salih ameller işliyenleri ise, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Orada ebedî olarak kalacaklar. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağızسَنُدخِلُهُم
- 4:122İman edip iyi işler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız, orada ebedî olarak kalacaklardır. Bu, Allah'ın gerçek vaadidir. Allah'dan daha doğru sözlü kim olabilirسَنُدخِلُهُم
- 4:124Erkek veya kadın, kim mümin olur da güzel amellerden işlerse, işte onlar cennete girerler. Zerre kadar da haksızlığa uğratılmazlarيَدخُلُونَ
- 4:154Söz vermeleri için Tur dağını üzerlerine kaldırdık. Onlara: "O kapıdan secde ederek girin" dedik. Yine onlara: "Cumartesi yasağını çiğnemeyin" dedik ve onlardan sağlam bir söz aldıkٱدخُلُواْ
- 4:175Allah'a inanıp O'na sımsıkı sarılanları (Allah), kendisinden bir rahmet ve lutfa sokacak ve kendisine varan dosdoğru yola iletecektirفَسَيُدخِلُهُم
- 5:12Allah, İsrailoğularından söz almıştı. İçlerinden on iki müfettiş göndermiştik... Allah şöyle demişti: " Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdoğru kıldığınız, zekatı verdiğiniz, peygamberlerime iman ettiğiniz ve onlara yardımda bulunduğunuz, (mallarınızı) Allah yolunda güzelce sarfettiğiniz takdirde, günahlarınızı mutlaka örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, dosdoğru yoldan sapmış olurوَلَأُدخِلَنَّكُم
- 5:21Ey kavmim, Allah'ın size yazdığı kutsal toprağa girin, geriye dönmeyin, yoksa kayba uğrarsınızٱدخُلُواْ
- 5:22Onlar da: "Ey Musa! Orada zorba bir kavim var. Onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla giremeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa, şüphesiz biz de gireriz" dedilerنَّدخُلَهَا
- 5:23Allah'tan korkan ve Allah'ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle dedi: "Onların üzerlerine kapıdan girin. Oradan girerseniz muhakkak galip gelirsiniz. Eğer layıkıyla inanıyorsanız yalnız Allah'a dayanınٱدخُلُواْ
- 5:24Kavmi Musa'ya: "Ey Musa! Onlar orada olduğu sürece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabb'in gidin savaşın. Biz burada oturacağız" dedilerنَّدخُلَهَآ
- 5:61Onlar, size geldikleri zaman, "iman ettik" dediler. Oysa yanınıza kâfir olarak girip, kâfir olarak çıkmışlardır. Allah, onların gizlediklerini çok iyi bilirدَّخَلُواْ
- 5:65Eğer kitap ehli iman etmiş ve layıkıyla korunmuş olsalardı, onların kötülüklerini örter, nimeti bol olan cennetlere koyardıkوَلَأَدخَلنَٰهُم
- 5:84Hem biz Rabb'imizin bizi iyi kişilerle birlikte (cennete) sokmasını arzulayıp dururken, neden Allah'a ve hak olarak bize gelen şeylere inanmayalımيُدخِلَنَا
- 7:38Allah onlara: "Sizden önce geçmiş cin ve insan topluluklarıyla beraber cehennem ateşine girin!" der. Cehenneme giren her ümmet kendi din kardeşine lanet eder. Nihayet hepsi oraya toplandığında, sonrakiler öncekiler hakkında derler ki: "Rabbimiz! İşte şunlar bizi doğru yoldan saptırdı. Onlara cehennem ateşinden kat kat azab ver". Allah der ki: "Herkesin azabı kat kattır, fakat siz bilemezsinizٱدخُلُواْ
- 7:40Bizim âyetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaya tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara göğün kapıları açılmayacak ve deve (veya halat) iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir. İşte suçluları böyle cezalandırırızيَدخُلُونَ
Bu kök 111 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.