Kök
صحب
Kur'an'da 97 yerde, 89 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Bir mağarada iki kişi düşün. Biri diğerine “Üzülme, Allah bizimle” diyor (9:40). Bu kök önce yanındaki kişiyi, eşi, yol arkadaşını anlatır. Sonra bir yerin ya da sonucun insanlarını anlatır: şehir halkı, cennet ehli, cehennem ehli.
Türkçedeki izi
- sahip
- Sürekli yakın duran ve onunla anılan kişi demektir.
- sahabe
- Peygamberle yakın olmuş topluluk için kullanılır.
- ashab
- Bir yerin ya da topluluğun insanları demektir.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileخلد(Halit)
Ashab kimin kiminle anıldığını söyler. Huld (ebedilik) ne kadar kalındığını söyler. Kısacası ashab bağ kurar, huld süreyi anlatır.
bu kökileجحم(cehîm)
Ashab kişiyi bir yerle bağlar. Cehîm ateşin yakıcı niteliğini adlandırır. Kısacası ashab kimlerdir der, cehîm nasıl bir ateştir der.
bu kökileتحت(tahtında)
Ashab aidiyeti ve beraberliği anlatır. Taht (alt) mekânsal konumu anlatır. Kısacası ashab kimlerle berabersin der, taht alt-üst konumu der.
Müfessir diliyle
Sürekli yakınlıkla bir şeye yahut kimseye bağlanmak; onunla birlikte bulunmak ve ona nispet edilmek.
İzafetle gelen "أَصْحَابُ + X" kalıbı aidiyet/beraberlik kurar: yer, yol veya akıbetle ilişki (2:39, 2:82, 36:13, 18:9). Tekil "صَاحِب" ise içinden biri, yanında olan, aşina kişi demektir (7:184, 34:46, 9:40, 12:39). Fiil biçimleri eşlik/beraber bulunmayı bildirir (18:76, 31:15), pasif ise refakat/koruma görmeyi yadsır (21:43).
Somuttan soyuta
Önce somut yakınlık: yan başındakiler, eş, yol yoldaşı, mahpus eşi (4:36, 6:101, 12:39). Buradan, bir topluluk ya da akıbetle özdeşleşen aidiyete yükselir: bir kente/çevreye yahut son durağa nispet (36:13, 15:78, 2:39, 2:82).
Kardeş köklerden farkı
خلدile farkı
xld süreklilik/kalışın devamını bildirir; ṣHb ise kimin neyle birlikte ve kime nispetli olduğunu gösterir. Çoğunlukla birlikte gelir: kimler olduğu (ṣHb) ve ne kadar kaldığı (xld).
جحمile farkı
jHm mekânın niteliğini (şiddetli alev) adlandırır; ṣHb bu mekânla yakın ilişki içindeki kişileri/nezaretçileri ifade eder.
تحتile farkı
tHt mekânsal alt-üst konumunu anlatır (ırmakların aşağıdan akışı); ṣHb ise mekâna/yola aidiyet ve birlikteliği belirtir.
Anlam alanları · 5
Kişisel eşlik ve aşinalık
Yakınında bulunan, birlikte olan, içlerinden biri olma; eş, dost, yoldaş ve muhataplık.
Yer ve topluluk aidiyeti
Bir çevre/yerle anılan, o yerle sürekli ilişki halinde olan topluluklar.
Son durakla özdeşleşen aidiyet
Nihai karşılıkta bir mekâna ya da hâle bağlanıp onunla anılmak.
Yol ve taraf birlikteliği
Bir istikamet, taraf veya sınıfla sürekli beraberlik ve ona nispet.
Refakat ve nezaret
Eşlik/koruma edilmek ya da bir şeye görevle bağlı bekçilikle ilişkilendirilmek.
Biçimlerin kullanımı
- أَصْحَٰب
- Bir şeyle/yerle/yolla sürekli ilişki kuranlar; ona nispet edilen topluluk.
- صَاحِب
- Yakınında bulunan, içinden biri; birlikte olan kişi; bazen ‘X’in adamı’.
- صَٰحِبَة
- Yakın eş/zevce; sürekli birliktelik bağı olan kadın.
- تُصَٰحِبْ
- Beraber bulunmak, eşlik etmek; yoldaşlık etmek.
- يُصْحَبُ
- Refakat/koruma ile eşlik edilmek (çoğu kez olumsuzlanır).
- صَىٰحِب
- Hitapta kullanılan şekil; muhatap edilen yakın eşlikçi(ler).
Güven: Güçlü · incelenen 62 ayetin 38'i açıklandı (%61) · toplam 89 ayetten dengeli örnek
Kök, çok sayıda ve çeşitli siyaklarda geçer; somut eşlikten akıbet aidiyetine uzanan tutarlı bir çekirdek verir.
Açık soru: 74:31’de ‘aṣḥāb’ bekçi/nezaretçi anlamını da taşır; bu kullanım, sadece ‘sakin/ikamet eden’le sınırlamayı aşar.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 26
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:39İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem ehlidirler. Orada ebedî olarak kalacaklardırأَصحَٰبُ
- 2:81Evet kim bir günah işlemiş de kendi günahı kendisini her yandan kuşatmış ise, işte öyleleri ateş ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlarأَصحَٰبُ
- 2:82İman edip salih ameller işleyenler, işte öyleleri de cennet ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlarأَصحَٰبُ
- 2:119Şüphe yok ki, Biz seni hak ile rahmetimizin müjdecisi ve azabımızın habercisi olarak gönderdik. Sen, o cehennemliklerden sorumlu değilsinأَصحَٰبِ
- 2:217Ey Muhammed! Sana haram aydan ve o ayda savaşmaktan soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak, büyük bir günahtır. Bununla beraber Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, insanları, Mescidi Haram'dan menetmek ve halkını oradan çıkarmak, Allah yanında daha büyük bir günahtır ve fitne, öldürmekten daha büyük bir vebaldir. Onlar, güçleri yeterse, sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşmaktan hiçbir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim, dininden döner ve kâfir olarak can verirse artık onların bütün amelleri, dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardırأَصحَٰبُ
- 2:257Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin velileri de tağuttur, onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî olarak kalırlarأَصحَٰبُ
- 2:275Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, "alışveriş de faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah'a kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardırأَصحَٰبُ
- 3:116O inkâr edenler (var ya), onların ne malları, ne de evlatları, onlara Allah'a karşı hiçbir fayda sağlamayacaktır. Onlar, ateş halkıdır; orada ebedi kalacaklardırأَصحَٰبُ
- 4:36Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Sonra anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komşulara, yakın komşulara, yanında bulunan arkadaşa, yolda kalanlara, sahip olduğunuz kölelere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseyi sevmezوَٱلصَّاحِبِ
- 4:47Ey kendilerine kitap verilenler! Gelin yanınızda bulunan (Tevrat)ı tasdik etmek üzere indirdiğimiz bu kitaba iman edin. Biz birtakım yüzleri silip de enselerine çevirmeden yahut cumartesi halkını (yahudileri) lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden önce iman edin. Yoksa Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektirأَصحَٰبَ
- 5:10İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar, cehennemliktirlerأَصحَٰبُ
- 5:29Ben isterim ki sen, benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip ateş halkından olasın! Zalimlerin cezası budurأَصحَٰبِ
- 5:86İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlar da cehennem ehlidirأَصحَٰبُ
- 6:71De ki: "Biz Allah'ı bırakıp da bize fayda veya zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım? Allah bizi doğru yola kavuşturduktan sonra ardımıza mı dönelim? Arkadaşları, bize gel, diye doğru yola çağırdıkları halde yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp, şeytanların ayartarak uçuruma çektikleri ahmak gibi mi olalım?". De ki: "Allah'ın gösterdiği yol, yegane doğru yoldur. Bize, bütün âlemlerin Rabb'ine teslim olmamız emrolunduأَصحَٰبٞ
- 6:101Gökleri ve yeri yoktan var eden O'dur. Eşi de olmadığı halde, nasıl olur da çocuğu olur? Her şeyi yaratan O'dur. Ve O, herşeyi bilendirصَٰحِبَةٞ
- 7:36Kim de âyetlerimizi yalanlar ve onlara karşı büyüklük taslarsa, işte onlar cehennemliktirler ve orada ebedî olarak kalacaklardırأَصحَٰبُ
- 7:42İman edenler ve iyi amellerde bulunanlarki biz hiç kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmeyiz işte onlar cennet ehlidir ve orada ebedî olarak kalacaklardırأَصحَٰبُ
- 7:44Cennet ehli, cehennem ehline: "Rabbimizin bize vaad ettiğini gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin size vaad ettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler. Onlar da "evet" derler. Bunun üzerine aralarında bir çağırıcı şöyle seslenir: "Allah'ın laneti zalimler üzerine olsunأَصحَٰبُ
- 7:46Cennetliklerle cehennemlikler arasında bir perde vardır. A'raf üzerinde de, her iki taraftakileri simalarından tanıyan kişiler vardır. Bunlar cennetliklere: "selâm olsun size" diye seslenirler. Bunlar henüz cennete girmemiş, fakat girmeyi arzu eden kimselerdirأَصحَٰبَ
- 7:47Gözleri cehennemlikler tarafına çevrilince de: "Rabbimiz! Bizi zalim toplulukla beraber eyleme!" derlerأَصحَٰبِ
- 7:48A'raftakiler yüzlerinden tanıdıkları kişilere seslenerek şöyle derler: "Ne topluluğunuz, ne de büyüklük taslamanız, size hiç bir yarar sağlamadıأَصحَٰبُ
- 7:50Cehennemdekiler, cennettekilere: "Bize biraz su akıtın veya Allah'ın size verdiği rızıktan bize de verin." diye seslenirler. Cennettekiler de: "Allah, bunların ikisini de kâfirlere haram kıldı." derlerأَصحَٰبُ
- 7:184Onlar arkadaşlarında herhangi bir cinnet bulunmadığını hiç düşünmediler mi? O, açık bir uyarıcıdan başka biri değildirبِصَاحِبِهِم
- 9:40Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, Allah ona yardım eder. Hani o kâfirler, onu Mekke'den çıkardıkları vakit sadece iki kişiden biri iken, ikisi de mağarada bulundukları sırada arkadaşına "Üzülme, çünkü Allah bizimledir." diyordu. Allah onun kalbine sükûnet ve kuvvet indirmişti ve onu görmediğiniz bir orduyla desteklemişti. Kâfirlerin sözünü alçaltmıştı. Yüce olan Allah'ın kelimesidir. Ve Allah güçlüdür, hikmet sahibidirلِصَٰحِبِهِ
- 9:70Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh Kavmi'nin, Âd'in, Semûd'un, İbrahim Kavmi'nin, Medyen Ashabı'nın ve o mü'tefikelerin haberi gelmedi mi? Onların hepsine peygamberleri delillerle gelmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmetmiş değildi, lâkin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardıوَأَصحَٰبِ
- 9:113Ne peygambere, ne iman edenlere akraba bile olsalar cehennemlik oldukları iyice belli olduktan sonra müşriklere istiğfar etmek yokturأَصحَٰبُ
- 10:26İyi iş, güzel amel yapanlara daha güzeli ve daha fazlasıyla karşılık vardır. Yüzlerine ne kara bulaşır, ne de aşağılanırlar. Cennet ehli işte bunlardır. Orada ebedî kalacaklardırأَصحَٰبُ
- 10:27Kötülük kazanmış olanlara gelince, kötülüğün cezası, misli kadardır. Ve onları bir aşağılık ve eziklik kaplar. Onlar için Allah'dan başka hiçbir kurtarıcı yoktur. Yüzleri karanlık gecelerden bir parçaya bürünmüş gibidir. İşte onlar cehennem ehlidir. Orada ebedî kalacaklardırأَصحَٰبُ
- 11:23Fakat iman edip salih amel işleyenler ve Rablerine karşı edepli olanlar, güvenen ve itaat edenler var ya, işte bunlar da cennet ehlidirler. Onlar orada ebedi kalırlarأَصحَٰبُ
- 12:39Ey benim zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı birçok tanrılar mı daha hayırlı, yoksa herşeye hakim ve galip olan bir tek Allah mıيَٰصَٰحِبَيِ
Bu kök 89 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.