Kök

سوي

Kur'an'da 83 yerde, 80 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

İki tepe arasına taş taşıyıp arayı düzlersin, yol olur. Kur'an'da bu kök önce böyle düzleme ve yerleşmeyi anlatır. Sonra yaratılıştaki ölçüyü ve tamlığı, en sonda da eşitliği ve ortak, dengeli çizgiyi anlatır.

Türkçedeki izi

seviye
Seviye aynı hiza ve denge demektir; bu kökten gelir.
tesviye
Tesviye yüzeyi düzlemek anlamındadır; kökle doğrudan bağlantılıdır.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileفسق(fısk, fasık)

    swy dengeyi ve ortak hattı anlatır. fsq bu ölçüyü bozup ayrılmayı anlatır. Kısacası swy dengeler, fsq kopar.

    • 4:95Burada swy var; iki grubun eşit olmadığı açıkça söyleniyor.
    • 2:99Burada fsq var; inkâr edenler fasıklardır deniyor.

Müfessir diliyle

Bir şeyi ölçüsüne göre düzleyip dengeye getirmek; unsurları denkleyip tam kıvamına yerleştirmek.

Form II (sawwā) yaratılışta şekil, oran ve tamlığa işaret eder (2:29; 15:29; 82:7; 87:2; 75:38). Form VIII (yastawī) iki şeyin denkliği/denk olmaması yahut bir konuma yerleşip dengelenmeyi bildirir (4:95; 5:100; 6:50; 23:28; 43:13). İsim “sawā’” eşitlik, orta-nokta ve müşterek zemini; ‘sirāṭ/sabīl’le geldiğinde ise istikamet veren “orta hat”ı gösterir (3:64; 5:12; 5:60; 28:22; 38:22). Somut düzleme (18:96; 20:58; 4:42) kadar yayılır.

Somuttan soyuta

Önce fizikî düzleme/ortalamaya: iki yamaç arasını aynı seviyeye getirme, buluşma yeri (18:96; 20:58), yerle bir olma (4:42). Ardından yaratılışta oran-proporsiyona (15:29; 82:7) ve nihayet soyutta denkliğe, müşterek zemine ve “orta hat” istikametine (4:95; 3:64; 5:12) yükselir.

Kardeş köklerden farkı

  • فسقile farkı

    swy denge, ölçü ve ortak hattı bildirirken; fsq bu ölçüyü bozup emre muhalefet eden kopuşu/ayrılışı anlatır. swy “orta hattı şaşırma”yı resmeder (2:108; 5:12; 60:1), fsq ise açıkça fısk eden, çağrıyı reddeden ve haddi aşan topluluğu (2:99; 5:26).

Anlam alanları · 5

  1. Biçimlendirme ve kıvam verme

    Yaratılanı ölçülü, mütenasip ve tamamlanmış hâle getirme; suret ve düzeni yerli yerine koyma.

  2. Denk olma / Denkliği reddetme

    İki şeyin aynı seviyede olup olmamasını beyan eden karşılaştırmalar; hakla batılın bir kefeye gelmemesi.

  3. Yerleşme ve dengeye oturma

    Bir konuma yönelip onda sebat ve istikrar kazanma; binek/gemi üzerinde dengeye gelme; arş üzerine istiva.

  4. Eşit muamele ve müşterek zemin

    Açık ve adil bildirim, eşit şartlar, herkes için aynı pay ve hak; ‘kelimetün sawā’ ve ‘alā sawā’ kalıpları.

  5. Orta hat / istikamet veren çizgi

    ‘Sawā’/sawiyy’ ile gelen sabīl/sirāṭ: aşırılıktan uzak, dengeli ve isabetli gidiş çizgisi.

Biçimlerin kullanımı

سَوَّىٰ
Oranlamak, tamamlamak, düzgün/uyumlu biçime koymak (2:29; 15:29; 82:7; 87:2).
ٱسْتَوَىٰٓ
Dengeye oturmak/yerleşmek; ‘alā ile bir şeyin üzerine oturup sebat, intransitifte denk olmak (10:3; 23:28; 4:95).
سَوَآء
Eşitlik, orta nokta, müşterek zemin; ‘üzerlerine aynı’ manasında tarafsızlık (3:64; 2:6; 8:58).
سَوِيّ
Mütenasip, tam ve düzgün; istikametli/denge çizgisi (19:17; 19:43; 20:135).
سَاوَىٰ
İki tarafı aynı seviyeye getirmek, arayı düzlemek (18:96).
تُسَوَّىٰ
Düzlenmek, zeminle bir seviyeye getirilmek (4:42).

Güven: Güçlü · incelenen 61 ayetin 41'i açıklandı (%67) · toplam 80 ayetten dengeli örnek

Kök geniş bir nazâir yelpazesinde, hem somut hem soyut bağlamlarda tutarlı biçimde ‘düzleme/denk kılma’ ekseninde birleşiyor.

Açık soru: ‘İstawā ʿalā al-ʿarş’ gibi yerlerde tam modal nitelik (nasıl/neyin üzerinden) metinde tafsil edilmez; yorumda taşmamak gerekir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

48 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:6'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 56Medenî · 24
fiil · 50isim · 28sıfat · 5

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 38

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

يَستَوِي11سَوَآءٌ7ٱستَوَىٰ7سَوَآءِ6سَوَآءَ4سَوَآءٗ4يَستَوُنَ3سَوِيّٗا3ٱستَوَىٰٓ2يَستَوِيَانِ2سَوَآءٞ2تَستَوِي2سَوَّيتُهُ2فَٱستَوَىٰ2فَسَوَّىٰ2فَسَوَّىٰهَا2فَسَوَّىٰهُنَّ1تُسَوَّىٰ1سَوَآءٍ1وَٱستَوَت1سَوَّىٰكَ1سَاوَىٰ1سُوٗى1ٱلسَّوِيِّ1سَوَآءٖ1سَوَآءً1ٱستَوَيتَ1نُسَوِّيكُم1وَٱستَوَىٰٓ1سَوَّىٰهُ1وَسَوَآءٌ1لِتَستَوُاْ1ٱستَوَيتُم1يَستَوِيٓ1سَوِيًّا1نُّسَوِّيَ1فَسَوَّىٰكَ1سَوَّىٰهَا1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:6Şu muhakkak ki inkâr edenleri uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlarسَوَآءٌ
  2. 2:29O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilirٱستَوَىٰٓ
  3. 2:108Yoksa siz peygamberinizi, bundan önce Musa'ya sorulduğu gibi, sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Halbuki her kim imanı küfürle değiştirirse artık düz yolun ortasında sapıtmış olurسَوَآءَ
  4. 3:64De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun biz müslümanlarızسَوَآءِ
  5. 3:113Hepsi bir değildirler. Kitap ehli içinde doğruluk üzere bulunan bir ümmet (topluluk) vardır ki, gecenin saatlerinde onlar secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okurlarسَوَآءٗ
  6. 4:42Allah'ı, inkar edip peygambere isyan edenler, o kıyamet günü yerle bir olmayı isterler. Allah'tan hiçbir sözü gizleyemezlerتُسَوَّىٰ
  7. 4:89Onlar, küfür işledikleri gibi, sizin de küfür işleyip kendileriyle bir olmanızı arzu ettiler. Onun için, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün; Onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinmeyinسَوَآءٗ
  8. 4:95Müminlerden özür sahibi olmaksızın oturanlarla Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, oturanlardan üstün kıldı. Allah onların hepsine de cenneti vaad etmiştir. Bununla beraber Allah mücahitlere, oturanların üzerinde büyük bir ecir vermiştirيَستَوِي
  9. 5:12Allah, İsrailoğularından söz almıştı. İçlerinden on iki müfettiş göndermiştik... Allah şöyle demişti: " Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdoğru kıldığınız, zekatı verdiğiniz, peygamberlerime iman ettiğiniz ve onlara yardımda bulunduğunuz, (mallarınızı) Allah yolunda güzelce sarfettiğiniz takdirde, günahlarınızı mutlaka örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, dosdoğru yoldan sapmış olurسَوَآءَ
  10. 5:60De ki: "Allah katında cezaya çarptırılma bakımından bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah, kimlere lanet etmiş ve gazabına uğratmışsa; kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana tapanlar yapmışsa, işte bunların makamı daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardırسَوَآءِ
  11. 5:77De ki: "Ey kitap ehli! Dininizde haksız yere aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve böylece doğru yolu kaybetmiş bir kavmin keyiflerine uymayınسَوَآءِ
  12. 5:100De ki: "Pis olan şeyle temiz olan şey bir olmaz, pis olanın çokluğu hoşuna gitse bile". Ey selim akıl sahipleri Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresinizيَستَوِي
  13. 6:50De ki: "Size Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmiyorum. Ve size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misinizيَستَوِي
  14. 7:54Şüphesiz Rabbiniz Allah, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş üzerine hükümran oldu. O, geceyi durmadan onu kovalayan gündüze bürüyüp örter; güneş, ay ve yıldızlar emrine âmâdedir. İyi biliniz ki yaratma ve emir O'nundur. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedirٱستَوَىٰ
  15. 7:193Eğer siz onları doğru yola çağırsanız, size uymazlar. Onları ha çağırmışsınız, ha çağırmayıp susmuşsunuz, hiç fark etmezسَوَآءٌ
  16. 8:58Eğer bir kavmin, sözleşmeye aykırı bir hainlik yapmasından korkarsan, savaştan önce aynı şekilde antlaşmayı bozduğunu kendilerine bildir. Çünkü Allah hainleri sevmezسَوَآءٍ
  17. 9:19Siz hacılara su dağıtma ve Mescidi Haram'ı imar etme işiyle Allah'a ve ahiret gününe iman edip, Allah yolunda cihad edenlerin yaptığı işi bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında eşit olamazlar. Allah zalimler topluluğuna hidayet ihsan etmezيَستَوُنَ
  18. 10:3Rabbiniz o Allah'dır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra arş üzerine istiva etti (onu hükmü altına aldı), işi tedbir eyliyor. O'nun izni olmaksızın hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'na ibadet ediniz! Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınızٱستَوَىٰ
  19. 11:24Bu iki ayrı grubun meseli, kör ve sağır ile gören ve işiten gibidir. Bunlar hiç eşit olabilirler mi? Hâlâ düşünmeyecek misinizيَستَوِيَانِ
  20. 11:44Allah tarafından denildi ki: "Ey yeryüzü suyunu yut! Ey gökyüzü sen de suyunu kes! Ve sular çekildi. Emir yerine gelmiş oldu. Gemi de Cudi dağı üzerine oturdu. O zalim kavme böylece dünyadan uzak olun denildiوَٱستَوَت
  21. 13:2Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesinizٱستَوَىٰ
  22. 13:10Sizden sözü gizleyenle açığa vuran, gece gizlenenle gündüz açığa çıkan, O'nun açısından eşittir (hepsini görür ve bilir)سَوَآءٞ
  23. 13:16De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allah'dır". De ki: "Allah'dan başkalarını, o kendi kendilerine ne bir fayda, ne de bir zarar verebilenleri dostlar mı ediniyorsunuz?" De ki: "Hiç kör ile gören bir olur mu? Hiç karanlıklarla aydınlık bir olur mu?" Yoksa Allah'a, O'nun gibi yaratan birtakım ortaklar buldular da, bu yaratış kendilerince birbirine benzer mi göründü? De ki: "Allah, her şeyi yaratandır. O, birdir. Her şeye üstün ve kahredicidirيَستَوِي
  24. 14:21(Kıyamet günü) İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Ve zayıflar büyüklük taslayanlara şöyle diyecekler: "Bizler, sizlere uymuştuk. Şimdi siz, Allah'ın azabından en ufak bir şeyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da diyecekler ki: "Allah bizi hidayete erdirseydi, biz de size doğru yol gösterirdik. Artık şimdi bizler sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü kaçacak yerimiz yokturسَوَآءٌ
  25. 15:29Ben, onun yaratılışını tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanınسَوَّيتُهُ
  26. 16:71Allah, rızık yönünden bir kısmınızı diğerlerinden üstün kıldı. Kendilerine bol rızık verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere vermiyorlar ki, onda eşit olsunlar. Durum böyle iken Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlarسَوَآءٌ
  27. 16:75Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile, kendisine güzel bir rızık verilen ve o rızıkdan gizli ve açık olarak harcayan hür bir insanı misal verdi. Hiç bunlar eşit olur mu? Bütün hamd Allah'a mahsustur. Doğrusu insanların çoğu bilmezlerيَستَوُنَ
  28. 16:76Allah şu iki adamı da misal verdi: Bunlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez; efendisine bir yüktür. Onu nereye gönderse bir hayır getiremez. Şimdi, bu adamla, adaletle emreden ve doğru yolda bulunan adam eşit olur muيَستَوِي
  29. 18:37Bunun üzerine kendisiyle münakaşa eden arkadaşı da ona şöyle dedi: "Seni topraktan, sonra seni bir damla sudan yaratan, daha sonra da seni insan haline getireni mi inkar ediyorsunسَوَّىٰكَ
  30. 18:96Bana, demir kütleleri getirin." Nihayet dağın iki ucunu denkleştirdiği vakit: "Ateş yakıp körükleyin" dedi. Demiri bir ateş koru haline getirince. "Bana erimiş bakır getirin üzerine dökeyim" dediسَاوَىٰ

Bu kök 80 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.