Kök

سمع

Kur'an'da 185 yerde, 162 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Bir çağrı gelir, sen durup kulağını verirsin. Kur’an’da duyma verilen bir nimettir; söz sana ulaşınca seçip uymakla tamam olur. Kapı kapanırsa çağrı gelir ama sonuç çıkmaz. Bu yolun tepesinde Allah’ın Semî, her şeyi işiten adı vardır.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileوقر(vakar, vakur)

    Sem‘ açık alım ve yönelmedir. Vakar kökü kulağa konan ağırlık gibidir, iletimi bozar. Kısacası sem‘ açar, vakar ağırlaştırır.

    • 39:18Burada sem‘ var: sözü dinleyip en güzele uyma.
    • 6:25Burada vakar var: kulaklarda ağırlık, çağrı etkisiz.
  • bu kökileفاد(Fuat)

    Sem‘ dıştan gelen sözü alır. Fuad kalpte anlar ve karar verir. Kısacası sem‘ dış kapı, fuad iç karar.

    • 2:285Sem‘ var: duyduk ve itaat ettik diyerek bağlanma.
    • 22:46Fuad vurgusu: göğsün içindeki kalbin körleşmesi.
  • bu kökileكنن()

    Sem‘ açıklıkta alım sağlar. Örtü kökü perde getirir, anlamayı keser. Kısacası sem‘ açar, örtü kapatır.

    • 6:46Sem‘ kanalı anılır: kulaklar alınırsa kim geri verir.
    • 41:5Örtü anlatılır: kalpler kapalı, kulaklarda ağırlık.

Müfessir diliyle

Dış kaynaklı ses/söz bilgisinin kişiye ulaşması ve ona karşı alıcı duruş.

Sem‘ hem verilen bir algı kanalıdır [23:78, 32:9, 6:46], hem de alınan hitaba uygun davranışla tamamlanır [2:285, 5:7, 39:18]. Bu kanal kapanırsa dış çağrı ulaşsa da sonuç vermez [6:25, 2:7, 22:46].

Somuttan soyuta

Önce çıplak duyusal alım olarak görünür [23:78, 6:46]; buradan çağrıya uyma ve sorumluluk boyutuna [2:285, 39:18], sonra da ilahî kuşatıcılık (es-Semî‘) mertebesine yükselir [2:127, 10:65].

Kardeş köklerden farkı

  • وقرile farkı

    s-m-ʿ alıcı kanal ve yönelimi ifade eder; wqr bu kanala konan ağırlık/engel olup iletimi bozar ve etkisizleştirir.

  • فادile farkı

    s-m-ʿ dıştan gelen sesi/sözü alma; fu’ād içte çözümleme/niyet merkezidir; birlikte sorumluluğu tamamlar.

  • كننile farkı

    k-n-n örtü/kaplama getirir (kalbi kapatır); s-m-ʿ ise açıklıkta alımı mümkün kılar; örtü gelince alım amaçsızlaşır.

Anlam alanları · 5

  1. Duyusal yeti ve kanal

    Verilen bir nimet/işlev olarak sesli verinin alım kapasitesi; alınırsa tanıklık da eder.

  2. Çağrıya cevap ve bağlanma

    Hitabın ulaşmasıyla doğan yöneliş, tasdik ve itaat; çağrıya açık olana etki eder.

  3. Engellenme ve mahrumiyet

    Ağırlık, mühür veya körleşme sebebiyle alımın kesilmesi; bu da hidayet bağını koparır.

  4. İlahi kuşatıcılık (es-Semî‘)

    Allah’a nisbetle tüm gizli/açık söyleyişlerin bütünüyle alınması ve gözetimi.

  5. Seçici-alımlı yönelim ve kötüye kullanım

    Dikkat kesilerek söz toplama; bazen hidayete uyma, bazen de yalana araç kılma.

Biçimlerin kullanımı

سَمِعَ
Sesli bildirimin kişiye ulaşması; çoğu kez buna uygun davranışın başlangıcı.
سَمْع
Alım yetisi/kanalı; verilmiş bir nimet ve gerektiğinde şahit.
سَمِيع
Bütün söyleyişlerin kendisine eksiksiz ulaşan; özellikle Allah için kuşatıcı alıcı.
ٱسْتَمَعَ
Yönelerek, dikkatle alımda bulunmak; seçici odaklanma.
أَسْمَعَ
Sesi/çağrıyı muhataba ulaştırmak; alımı mümkün kılmak.
سَمَّٰعُون
Söz avcısı, söze aşırı alıcı (çoğu kez yalana meyilli).

Güven: Güçlü · incelenen 62 ayetin 36'i açıklandı (%58) · toplam 163 ayetten dengeli örnek

Kök çok sayıda ve farklı bağlamlarda, çeşitli bâblarla geçtiğinden ortak çekirdek ve ayrımlar netleşiyor.

Açık soru: Bazı yerlerde olumsuzlamalar temsili/kinayelidir (ölülere/sağırlara duyurma), bu nedenle fizyoloji-ahlak sınırı bağlama göre değişebilir [27:80, 30:53].

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

57 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:7'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 104Medenî · 58
fiil · 107isim · 68sıfat · 8

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 65

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

يَسمَعُونَ19ٱلسَّمِيعُ19سَمِعنَا16سَمِيعٌ14ٱلسَّمعَ10تُسمِعُ8سَمِعُواْ6يَستَمِعُونَ6يَسمَعُ5سَمِيعُ5وَٱسمَعُواْ4سَمَّـٰعُونَ4سَمِيعَا3تَسمَعُ3سَمِعَ2وَٱسمَع2يَستَمِعُ2يَسمَعُواْ2فَٱستَمِعُواْ2تَسمَعُونَ2سَمِعتُمُوهُ2يَسمَعهَا2سَمعُهُم2نَسمَعُ2سَمعِهِم1بِسَمعِهِم1وَلَتَسمَعُنَّ1مُسمَعٖ1سَمِعتُم1سَمِيعًا1سَمعَكُم1لَّأَسمَعَهُم1أَسمَعَهُم1لَسَمِيعٌ1يَسمَعَ1وَٱلسَّمِيعِ1سَمِعَت1لَسَمِيعُ1وَسَمعِهِم1وَأَسمِع1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:7Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azab onlaradırسَمعِهِم
  2. 2:20O şimşek nerdeyse gözlerini (n nûrunu) kapıverecek. Önlerini aydınlattımı ışığında yürürler, karanlık üzerlerine çöktümü de dikilip kalırlar. Allah dilemiş olsaydı işitmelerini, görmelerini de alıverirdi. Şüphesiz Allah her şeye kâdirdirبِسَمعِهِم
  3. 2:75Şimdi bunların, size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın kelâmını işitirlerdi de sonra ona akılları yattığı halde bile bile onu tahrif ederlerdiيَسمَعُونَ
  4. 2:93Bir zamanlar size, "verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onu dinleyin." diye Tûr'u tepenize kaldırıp mîsakınızı aldık. (O yahudiler): "Duyduk, dinledik, isyan ettik." dediler, kâfirlikleri yüzünden o danayı yüreklerinde besleyip büyüttüler. De ki, " Eğer siz mümin kimseler iseniz, bu imanınız size ne çirkin şeyler emrediyorوَٱسمَعُواْ
  5. 2:104Ey iman edenler! "râine" demeyin, "unzurna" deyin ve iyi dinleyin, kâfirler için elemli bir azap vardırوَٱسمَعُواْ
  6. 2:127Ve ne vakit ki İbrahim, Beyt'in temellerini yükseltmeye başladı, İsmail ile birlikte şöyle dua ettiler: Ey Rabbimiz, bizden kabul buyur, hiç şüphesiz işiten sensin, bilen sensinٱلسَّمِيعُ
  7. 2:137Eğer onlar da sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse doğru yola girmiş, hidayeti bulmuş olurlar. Yok eğer yüz çevirirlerse onlar sadece ve sadece didişmenin içindedirler. Allah onlara karşı sana yeter. Ve O, işitendir, bilendirٱلسَّمِيعُ
  8. 2:171O kâfirlerin hali, sadece bir çağırma veya bağırmadan başkasını işitmeyerek haykıranın haline benzer; onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akıl da etmezlerيَسمَعُ
  9. 2:224Sözünüzde durmanız, kötülükten sakınmanız ve insanların arasını düzeltmeniz için, Allah'ı yeminlerinize hedef veya siper edip durmayın. Allah, her şeyi işitir ve bilirسَمِيعٌ
  10. 2:227Yok eğer boşamaya karar vermişlerse, şüphesiz ki Allah söylediklerini işitir, kurduklarını bilirسَمِيعٌ
  11. 2:244O halde Allah yolunda çarpışın ve bilin ki Allah, her şeyi işitir ve bilirسَمِيعٌ
  12. 2:256Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkar edip, Allah'a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilirسَمِيعٌ
  13. 2:285Peygamber, Rabbi'nden kendisine ne indirildiyse ona iman etti. Müminlerin de hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler. "Biz Allah'ın peygamberleri arasında ayırım yapmayız, duyduk ve itaat ettik. Ey Rabbimiz, bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır." dedilerسَمِعنَا
  14. 3:34Bir zürriyet olarak birbirinden gelmişlerdir. Allah her şeyi işitendir, bilendirسَمِيعٌ
  15. 3:35İmran'ın karısı: "Rabbim, karnımdakini tam hür olarak sana adadım, benden kabul buyur, şüphesiz sen işitensin, bilensin." demiştiٱلسَّمِيعُ
  16. 3:38Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından hayırlı bir nesil ver. Şüphesiz sen, duayı hakkıyle işitensin" dediسَمِيعُ
  17. 3:121Hani sen sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işiten ve bilendirسَمِيعٌ
  18. 3:181Allah, "Şüphesiz Allah fakirdir, biz zenginiz." diyenlerin lafını elbette duymuştur. Onların söylediklerini ve peygamberleri haksız yere öldürmelerini yazacağız ve şöyle diyeceğiz: "Tadın o yakıcı azabıسَمِعَ
  19. 3:186Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'dan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendirوَلَتَسمَعُنَّ
  20. 3:193Rabbimiz! Biz, 'Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, bizleri sana ermiş kullarınla beraber yanına alسَمِعنَا
  21. 4:46Yahudilerden bir kısmı, (Allah'ın kitabındaki) kelimeleri esas mânâsından kaydırıp; dillerini eğerek ve dine saldırarak, "Sözünü işittik, emirlerine isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve râinâ (bizi gözet)" diyorlar. Halbuki onlar, "İşittik ve itaatettik; dinle ve bize de bak" deselerdi bu, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezlerسَمِعنَا
  22. 4:58Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendirسَمِيعَا
  23. 4:134Kim dünya nimetini isterse, bilsin ki dünya ve ahiret nimeti Allah katındadır. Allah her şeyi çok iyi işiten ve çok iyi görendirسَمِيعَا
  24. 4:140Allah size Kitab (Kur'an)da: "Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, o kâfirlerle oturmayın. Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz" diye hüküm indirdi. Muhakkak ki Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktırسَمِعتُم
  25. 4:148Allah, zulme uğrayanların dışında, çirkin sözün açıkça söylenmesinden hoşlanmaz. Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilendirسَمِيعًا
  26. 5:7Allah'ın, üzerinizdeki nimetini ve "İşittik, itaat ettik" dediğinizde sizden aldığı ve kendisiyle sizi bağladığı ahdini hatırlayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah göğüslerin özünü çok iyi bilirسَمِعنَا
  27. 5:41Ey peygamber, ağızlarıyla "inandık" deyip, kalbleriyle inanmamış olanlardan ve yahudilerden küfürde yarış edenler seni üzmesin. Onlar yalana kulak verirler, sana gelmeyen diğer bir topluluğa kulak verirler, kelimeleri yerlerinden değiştirirler, "eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının" derler. Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalblerini temizlemek istememiştir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar için ahirette de büyük bir azab vardırسَمَّـٰعُونَ
  28. 5:42Onlar, yalana çok kulak verirler ve çok haram yerler. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Eğer aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletli davrananları severسَمَّـٰعُونَ
  29. 5:76De ki: "Allah'ı bırakıp da size ne zarar, ne de fayda vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah işitendir, bilendirٱلسَّمِيعُ
  30. 5:83Peygamber'e indirilen (Kur'ân)i dinledikleri zaman, onun hak olduğunu öğrendiklerinden dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Onlar: " Ey Rabb'imiz iman ettik, bizi de şahitlerden yaz" derlerسَمِعُواْ

Bu kök 162 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.