Kök

نجو

Kur'an'da 84 yerde, 75 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Dalgalar arasından bir grup çekilip karaya çıkarılıyor. Kur’an bu kökle önce böyle somut çıkarışı anlatır, sonra iç sıkıntısından geçirmeyi ve sonunda âhirette sakınanları ayırıp selâmete ulaştırmayı. Söz alanında da yana çekilip gizlice konuşmayı ve özel yakın konuşmayı anlatır.

Türkçedeki izi

Naci
‘Kurtarılmış’ anlamı bu kökten gelir.
Nejat
Arapça necat’tan; ‘kurtuluş’ demek.
Münacaat
Edebiyatta ‘içten yalvarış’; kökte gizli konuşma var.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileغبر()

    Bu kök tehlikeden birini çekip çıkarır ve ayırır. gbr ise sahnede geride bırakılanları söyler. Kısacası bu kök çıkarılanı, gbr bırakılanı anlatır.

    • 2:50Bu kök var; denizden güvene çıkarma anlatılır.
    • 27:57gbr yönü görünür; eş geride kalanlar arasında bırakılır.

Müfessir diliyle

Kuşatan tehlikeden birini seçip dışarı çıkarmak; ayrıca bir kenara çekilip mahremce söyleşmek.

II ve IV bâb fiiller, özne olarak çoğunlukla Allah’ı gösterir; denizden karaya çıkarmak, ateş ve düşmandan uzaklaştırmak, darlık ve hüzünden geçirtmek gibi bağlamlarda görünür (2:50; 20:80; 29:24; 21:76; 21:88; 6:64). İsim tarafında n-najât çağrılan sonuca, n-najwâ ise yana çekilip gizlice konuşmaya işaret eder (40:41; 58:7-12; 4:114). “Najiyy” yakın ve hususî konuşma hâlini bildirir; bir grubun araya girilmez mahrem meşvereti (12:80) ve Musa’nın yaklaştırılıp mahremâne hitaba erişmesi böyledir (19:52).

Somuttan soyuta

Somut çıkarma: denizden karaya, ateşten ve şehirden dışarı (2:50; 29:24; 21:74); ardından içsel darlık ve kederden geçirtme (21:76; 21:88) ve nihayet âhiret akıbetinde ayırıp selâmete ulaştırma (19:72; 39:61). Söz alanında önce fizikî çekilişle başlar (12:80), sonra mahrem söyleşiye ve özel huzura yükselir (58:12; 19:52).

Kardeş köklerden farkı

  • غبرile farkı

    njw, tehlikeden kişiyi ayıklayıp dışarı çıkarır; gbr, geride kalanları ve tehlike içinde kalmış sınıfı adlandırır. Aynı sahnede biri çıkarılanı, diğeri bırakılanı gösterir.

Anlam alanları · 5

  1. Denizden/ateşten/düşmandan dışarı çıkarma

    Mekânsal ve somut tehlikeden güvenli tarafa geçirme: denizin yarılması, ateşten uzaklaştırma, zalim topluluktan çıkış.

  2. Kuşatıcı darlık ve kederden geçirtme

    Karb ve ğamm gibi içsel/varoluşsal sıkışmışlıktan çıkış.

  3. Azaptan/akıbetten selâmete çıkarma

    Dünyevî ve uhrevî akıbet bağlamında sakınanları ayırıp selâmete ulaştırma.

  4. Seçip ayırma ve istisna

    Topluluk içinden belirli kişileri ayırma; bazen sadece bir bedenin korunması gibi kısmi ayırma.

  5. Mahrem konuşma / gizli meşveret

    Yana çekilip fısıldaşma; özel huzur ve hususî görüşme.

Biçimlerin kullanımı

نَجْوَىٰ
Yana çekilip gizlice konuşma, mahrem meşveret (58:7-10; 4:114; 17:47).
نَجِيّ
Mahremâne görüşen/yana çekilmiş topluluk veya yaklaştırılmış münâcât hali (12:80; 19:52).

Güven: Güçlü · incelenen 62 ayetin 28'i açıklandı (%45) · toplam 75 ayetten dengeli örnek

Ayetler iki ana damarı (çıkarma ve mahrem konuşma) geniş ve tutarlı bir şekilde gösteriyor.

Açık soru: İki damarın tek kökte birleşmesini “yana ayırma” ortak ekseninde okumak yorumdur; II–IV farkının nüansı metinde sınırlı işaretlidir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

31 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:49'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 63Medenî · 12
fiil · 67isim · 17

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 56

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

فَأَنجَينَٰهُ6نَجَّينَا4وَنَجَّينَٰهُ4فَنَجَّينَٰهُ3ٱلنَّجوَىٰ3وَنَجِّنِي3يُنَجِّيكُم2نَجَّىٰنَا2أَنجَينَٰكُم2أَنجَينَا2وَنَجوَىٰهُم2نُنَجِّي2نَجِيّٗا2وَأَنجَينَا2نَجِّنِي2نَجَّىٰهُم2نَجوَىٰكُم2نَجَّينَٰكُم1فَأَنجَينَٰكُم1نَّجوَىٰهُم1أَنجَىٰنَا1أَنجَيتَنَا1أَنجَىٰهُم1وَنَجِّنَا1نُنَجِّيكَ1نُنجِ1وَنَجَّينَٰهُم1نَاجٖ1نَجَا1فَنُجِّيَ1أَنجَىٰكُم1لَمُنَجُّوهُم1نَجوَىٰٓ1نَجَّىٰكُم1فَنَجَّينَٰكَ1ٱلنَّجوَى1فَأَنجَينَٰهُم1نُـجِي1نَجَوتَ1فَأَنجَىٰهُ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:49(Hem hatırlayın ki bir zaman) sizi Firavun ailesinden de kurtardık, (onlar) size azabın en kötüsünü reva görüyor, oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Ve bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardıنَجَّينَٰكُم
  2. 2:50Hani bir zamanlar sizin için denizi yarıp, sizi kurtardık da Firavun'un adamlarını suda boğduk, siz de bakıp duruyordunuzفَأَنجَينَٰكُم
  3. 4:114Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı veyahut da insanlar arasını düzeltmeyi emreden(ler)inki hariç, onların aralarındaki gizli gizli konuşmalarının çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah'ın rızasını kazanmak için yaparsa, yakında ona büyük bir mükafat vereceğizنَّجوَىٰهُم
  4. 6:63De ki: "Bizi bu tehlikeden kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız" diye gizli ve aşikâr O'na yalvarıp dururken, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarırيُنَجِّيكُم
  5. 6:64De ki: "Allah, sizi ondan ve bütün sıkıntılardan kurtarır, sonra da siz yine ortak koşarsınızيُنَجِّيكُم
  6. 7:64O'nu yalanladılar, biz de O'nu ve O'nunla beraber gemide bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar, kalb gözleri körleşmiş bir kavim idilerفَأَنجَينَٰهُ
  7. 7:72Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestikفَأَنجَينَٰهُ
  8. 7:83Biz de onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısı(nı kurtarmadık) çünkü o, geride kalanlardan olduفَأَنجَينَٰهُ
  9. 7:89(Andolsun ki), Allah bizi ondan (kâfirlikten) kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönersek, Allah'a karşı iftira etmiş oluruz. Rabbimiz Allah'ın dilemesi hali müstesna geri dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah'a dayanırız. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısınنَجَّىٰنَا
  10. 7:141Hani sizi, Firavun sülâlesinin elinden kurtardığımız zaman, hatırlasanıza, size azabın kötüsünü yapıyorlardı; oğullarınızı öldürüyorlar, kızlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda sizin için Rabbiniz tarafından büyük imtihan vardıأَنجَينَٰكُم
  11. 7:165Onlar yapılan bunca nasihatı unuttukları zaman, o kötülükten sakındıranları kurtardık, o zalimleri de fena hareketlerinden dolayı şiddetli bir azaba uğrattıkأَنجَينَا
  12. 9:78Allah'ın, onların sırlarını da, fısıltılarını da bilip durduğunu ve Allah'ın bütün bilinmeyenleri bildiğini hâlâ öğrenemediler miوَنَجوَىٰهُم
  13. 10:22Sizi karada ve denizde gezdirip dolaştıran O'dur. Hatta gemilerde bulunduğunuz ve o gemiler, içindekilerle beraber hoş bir esinti ile akıp gittikleri ve tam keyiflendikleri sırada o gemilere şiddetli bir fırtına gelir çatar ve her taraftan onlara dalgalar gelmeye başlar. Bütünüyle kuşatılıp artık bittiklerini sanırlar. İşte o vakit tam ihlas ile Allah'a yalvarır ve dindar olurlar: "Eğer bizi buradan kurtarırsan, andolsun ki, şükredenlerden olacağız." derler. Sonra Allah onları oradan kurtarır, kurtulur kurtulmaz yeryüzünde çeşitli taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar taşkınlığınız sırf kendi zararınızadır. Şu değersiz dünya hayatının bir süre tadını çıkarınız, sonra nasıl olsa dönüp bize geleceksiniz. Biz de bütün yaptıklarınızı tek tek size haber vereceğizأَنجَيتَنَا
  14. 10:23Sonra Allah onları oradan kurtarır, kurtulur kurtulmaz yeryüzünde çeşitli taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar taşkınlığınız sırf kendi zararınızadır. Şu değersiz dünya hayatının bir süre tadını çıkarınız, sonra nasıl olsa dönüp bize geleceksiniz. Biz de bütün yaptıklarınızı tek tek size haber vereceğizأَنجَىٰهُم
  15. 10:73Buna rağmen yine de onu inkâr ettiler. Biz de onu ve gemide kendisiyle beraber olanları kurtardık. Ve onları yeryüzüne halifeler yaptık. Âyetlerimizi inkâr edenleri ise suda boğduk. Bak işte uyarılanların akıbeti nasıl olduفَنَجَّينَٰهُ
  16. 10:86Bizi rahmetinle o kâfir kavmin elinden kurtarوَنَجِّنَا
  17. 10:92Biz de bugün senin bedenini arkandan gelenlere bir ibret olsun diye kurtaracağız. Bununla beraber, insanların birçoğu âyetlerimizden yine de gafildirlerنُنَجِّيكَ
  18. 10:103Sonra biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte biz böyleyiz. Müminleri kurtarmak üzerimize düşen bir görevdirنُنَجِّي
  19. 11:58Ne zaman ki emrimiz geldi, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, ayrıca onları çok ağır bir azaptan da kurtardıkنَجَّينَا
  20. 11:66Ne zaman ki, azap emrimiz geldi, Salih'i ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet sayesinde kurtardık, üstelik o günün perişanlığından da kurtardık. Hiç şüphesiz Rabbin güçlüdür, mutlak üstündürنَجَّينَا
  21. 11:94Ne zaman ki, emrimiz geldi, Şu'ayb ve beraberindeki müminler, tarafımızdan bir rahmet sayesinde kurtuldular. Ve o zalimleri korkunç bir gürültü yakaladı da oldukları yerde çöküp kaldılarنَجَّينَا
  22. 11:116Sizden önceki devirlerden bakıyye sahipleri (kitap ehli) yeryüzünde bozgunculuktan vazgeçirmeye çalışsalardı ne iyi olurdu. Fakat onların içinden kurtardığımız pek az kimse bunu yaptı. O zulmedenler ise şımartıldıkları refahın peşine düştüler ve hepsi de suçlu oldularأَنجَينَا
  23. 12:42Yusuf, hapisten kurtulacağına inandığı o ikiden birine dedi ki: "Beni efendinin yanında an". (Benden söz et ki, beni kurtarsın). Fakat Şeytan, ona, efendisinin yanında anmayı unutturdu. Bu yüzden Yusuf, daha yıllarca zindanda kaldıنَاجٖ
  24. 12:45O ikiden kurtulmuş olanı nice zamandan sonra hatırladı da dedi ki: "Ben size o rüyanın tabirini haber veririm, hemen beni gönderinنَجَا
  25. 12:80Ne zaman ki, onlar, onu kurtarmaktan ümit kestiler, o zaman fısıldaşarak oradan uzaklaştılar. Büyükleri dedi ki: "Babanızın sizden Allah adına ahit aldığını ve daha önce Yusuf konusunda ettiğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye veya Allah hakkımda bir hüküm verinceye kadar ben artık burdan ayrılmam. Allah, hüküm verenlerin en hayırlısıdırنَجِيّٗا
  26. 12:110Nihayet peygamberleri (onların iman etmelerinden) ümit kesecek hale gelince ve kendilerinin yalancı durumuna düştüklerini sanınca, onlara yardımımız geldi, yetişti; dilediklerimiz kurtarıldı. Suçlular topluluğundan bizim azabımız geri çevrilemezفَنُجِّيَ
  27. 14:6Musa kavmine demişti ki: "Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Çünkü O, bir vakit sizi Firâvun ailesinden kurtardı. Onlar sizi işkencenin en kötüsüne sürüyorlar ve oğullarınızı kesip kadınlarınızı da diri bırakıyorladı. Ve bunda Rabbinizden size büyük bir imtihan vardırأَنجَىٰكُم
  28. 15:59Ancak Lût ailesi müstesnâdır. Biz, onların hepsini muhakkak kurtaracağızلَمُنَجُّوهُم
  29. 17:47Biz onların, seni dinlerken nasıl dinlediklerini çok iyi biliriz. Birbiriyle fısıldaşırlarken de o zalimlerin: "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!" dediklerini biz çok iyi bilirizنَجوَىٰٓ
  30. 17:67Denizde başınıza bir felaket geldiği zaman, Allah'tan başka yalvardığınız bütün putlar kaybolur. Allah sizi tehlikeden kurtarıp karaya çıkarınca da yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördürنَجَّىٰكُم

Bu kök 75 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.