Kök

حسب

Kur'an'da 109 yerde, 102 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Çölde yürüyen biri, uzaktaki serabı su sanır. Yaklaşınca anlar ki ortada su yok. Kur’an’da bu kök, insanın böyle görünüşe aldanıp bir yargı kurmasını ve Allah’ın her şeyi sayıp ölçerek sonucu eksiksiz bildirmesini anlatır.

Türkçedeki izi

hesap
Saymak, ölçmek ve karşılığını belirlemek anlamı bu kökten.
hesaplamak
Zihinde ölçüp biçmek demek; kökle aynı çizgi.
hesapsız
Sayılamayacak kadar çok, ölçüye sığmaz anlamı buradan.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileكفي(kafi, kifayet)

    Hsb sayar, ölçer ve buna göre karar verir. Kfy sadece yeter oluşu söyler. Kısacası Hsb sayıp ölçer, Kfy yeter der.

    • 21:47Burada Hsb var: teraziler ve hesap. Yani sayıp tartma vurgusu.
    • 4:6Burada kfy var: Allah yeter denir. Yeter oluş öne çıkar.
  • bu kökileسرع(sürat, süratli)

    Hsb işin kendisi: hesap etmek ve sonuçlandırmak. SrE hızın niteliğidir. Kısacası Hsb işi yapar, SrE hızını anlatır.

    • 65:8Burada Hsb var: çetin hesaba çekmek. Eksiksiz değerlendirme.
    • 13:41Burada srE var: Allah hızlı hesap görür. Hız vurgulanır.

Müfessir diliyle

Şeyleri sayıp ölçmek; buna göre payı ve sonucu takdir etmek, yahut buna dayanarak zan kurmak.

Kök, bir yandan insanın görünüşten hareketle kurduğu zanna işaret eder (2:273, 24:11, 29:2, 33:20), öte yandan ilâhî düzeyde yapılan eksiksiz sayım, tartım ve sonuçlandırmayı bildirir (21:47, 24:39, 65:8, 13:18). Ayrıca ‘hasb’ kolunda “karşılığı karşılayacak ölçüde olma” ve tek başına değerlendiren/karşılayan mercii anlamı belirir (3:173, 8:62, 2:206, 17:14).

Somuttan soyuta

Somut zeminde güneş ve ayın “sayılara bağlanmış” devri (حُسْبَانًا, 6:96) ve gökten “ölçülü darbe” ihtimali (حُسْبَانًا, 18:40) görülür; buradan kıyâmette eksiksiz tartım ve tamamlama (حِسَاب, 21:47) ile zihnî öngörü/zan alanına (حَسِبَ, 29:2) yükselir.

Kardeş köklerden farkı

  • كفيile farkı

    Kfy, çıplak ‘yeter oluş’u bildirir; Hsb ise ‘ölçüp biçme’ye bağlı bir yeterlik ve değerlendirme sunar. “Kefâ billâhi hasîbâ”da (4:6) kâfî olanın niteliği özellikle ‘sayarak/değerlendirerek’ kâfî oluşudur; “Hasbunallâh”ta (3:173) ise karşılığı karşılayacak ölçüde tek merciye dayanış vurgulanır; kfy’de ölçme vurgusu asli değildir (4:45).

  • سرعile farkı

    Srʿ, hız vasfını bildirir; Hsb ise bizzat sayma-değerlendirme işidir. “Serîʿu’l-hisâb”da (2:202, 3:199) hız sadece Hsb’nin icrasının niteliğidir; işin kendisi Hsb’dir, hız ise srʿ’dir (6:62, 13:41, 14:51).

Anlam alanları · 5

  1. Zan ve öngörü (insanın zihnî takdiri)

    Görünüşten hareketle bir durumu sanmak; çoğu kez hatalı çıkar (susuzun serabı su sanması gibi).

  2. İlâhî değerlendirme ve sonuçlandırma

    Amellerin eksiksiz sayımı, tartımı ve karşılığın tastamam verilmesi; günün adı da buna nispetledir.

  3. Ölçü, sayım ve sınırsız verme

    Düzenin sayılara bağlanması ve karşılığın ölçüyle yahut ölçü-dışına taşarak verilmesi.

  4. Karşılığı karşılayacak tek merciye dayanış (hasb/hasîb)

    Bir şeye tek başına dayanıp ondan beklenenin tamamını görecek ölçüde oluşu; değerlendirici olarak da tek merci.

  5. Beklenmeyen yerden çıkan sonuç

    İnsanın öngörüsüne girmeyen, hesaba katmadığı sonuçların ortaya çıkışı.

Biçimlerin kullanımı

حَسِبَ
Görünene dayanarak sanmak/öngörmek; çoğu kez yanılgılı zan.
حِسَاب
Sayım, tartım ve karşılığın tastamam çıkarılması; gün ve süreç adı.
حَسْب
Karşılığı karşılayacak ölçüde olma; tek merciye dayanma.
حَاسَبَ
Birini sayım ve değerlendirmeye tâbi tutmak; sıkı sorgulamak.
حَسِيب
Sayarak değerlendiren; bu vasfıyla tek başına yeter merci.
حُسْبَان
Sayılara bağlı düzen/ölçü; gökten ölçülü darbe/saçağım.

Güven: Güçlü · incelenen 61 ayetin 34'i açıklandı (%56) · toplam 102 ayetten dengeli örnek

Kökün tüm ana biçimleri çok sayıda ayette ve tutarlı bağlamlarda görünür; nazâir açık bir çekirdeğe bağlanıyor.

Açık soru: حُسْبَان’ın 18:40’taki mahiyeti (afet türü) bağlamca ‘ölçülü darbe’yi ima eder; türü hakkında fazlası söylenemez.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

40 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:202'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 52Medenî · 50
isim · 57fiil · 50sıfat · 2

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 58

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

ٱلحِسَابِ14حِسَابٖ6تَحسَبَنَّ5يَحسَبُونَ4حِسَابٗا4أَيَحسَبُ4حَسِبتُم3حَسبُنَا3يَحسَبَنَّ3حَسِيبٗا3وَيَحسَبُونَ3حَسِبَ3حِسَابِهِم2حُسبَانٗا2حَسبُهُم2حَسبِيَ2وَٱلحِسَابَ2ٱلحِسَابُ2حِسَابُهُم2حِسَابِيَه2فَحَسبُهُ1يَحسَبُهُمُ1يُحَاسِبكُم1حِسَابٍ1لِتَحسَبُوهُ1تَحسَبَنَّهُم1حَسِيبًا1وَحَسِبُوٓاْ1حِسَابِكَ1ٱلحَٰسِبِينَ1حَسبَكَ1حَسبُكَ1حَسِبتَ1وَتَحسَبُهُم1أَفَحَسِبَ1حَٰسِبِينَ1أَيَحسَبُونَ1أَفَحَسِبتُم1حِسَابُهُ1تَحسَبُوهُ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:202İşte onlar için, kazandıklarından bir nasib vardır. Allah, hesabı çok çabuk görürٱلحِسَابِ
  2. 2:206Ona: "Allah'tan kork!" dendiği zaman da kendisini onuru (gururu) günah işlemeye sevkeder. Cehennem de onun hakkından gelir. O ne kötü bir yataktırفَحَسبُهُ
  3. 2:212Dünya hayatı, inkar edenler için bezendi. (Onlar), iman edenlerle eğleniyorlar. Halbuki takva sahibi olan o müminler, kıyamet günü onların üstündedir. Allah dilediğine hesapsız rızık verirحِسَابٖ
  4. 2:214Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluklar, öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" derlerdi. Bak işte! Gerçekten Allah'ın yardımı yakındırحَسِبتُم
  5. 2:273Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adamış olan fakirlere veriniz. Onlar yeryüzünde gezip dolaşmaya güç yetiremezler. Utangaç olduklarından dolayı, bilmeyenler, onları zengin sanırlar. Oysa sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük yapıp kimseden birşey de isteyemezler. Ne türden bir iyilik yaparsanız, şüphe yok ki, Allah onu bilirيَحسَبُهُمُ
  6. 2:284Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Siz içinizdekileri açığa vursanız da gizli tutsanız da Allah onunla sizi hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine de azab eder. Allah her şeye kadirdirيُحَاسِبكُم
  7. 3:19Doğrusu Allah katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendirٱلحِسَابِ
  8. 3:27Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü gecenin içine sokarsın; ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsinحِسَابٖ
  9. 3:37Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyya'nın himayesine verdi. Zekeriyya ne zaman kızın bulunduğu mihraba girse, onun yanında yeni bir yiyecek bulurdu. "Meryem! Bu sana nereden geldi?" deyince, o da: "Bu, Allah katındandır." derdi. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verirحِسَابٍ
  10. 3:78Kitap ehlinden öyle bir güruh da vardır ki, siz onu kitaptan sanasınız diye, dillerini kitaba doğru eğip bükerler. Halbuki o, kitaptan değildir. "Bu, Allah katındandır." derler; oysa o, Allah katından değildir. Allah'a karşı, kendileri bilip dururken, yalan söylerlerلِتَحسَبُوهُ
  11. 3:142Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete girivereceğinizi mi sandınızحَسِبتُم
  12. 3:169Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rab'leri katında rızıklanmaktadırlarتَحسَبَنَّ
  13. 3:173İnsanlar onlara: "Düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun." dediklerinde, bu, onların imanını artırdı ve şöyle dediler: "Allah bize yeter. O ne güzel vekildirحَسبُنَا
  14. 3:178Kâfirler, kendilerine mühlet vermemizin, şahısları için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara bu mühleti, ancak günahlarını artırsınlar diye veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardırيَحسَبَنَّ
  15. 3:180Allah'ın, kendilerine lütfundan verdiği nimetlere karşı cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır o, kendileri için şerdir. Cimrilik ettikleri şey, kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'a aittir. Allah yaptıklarınızdan haberdardırيَحسَبَنَّ
  16. 3:188O yaptıklarına sevinen ve yapmadıkları şeylerle de övülmek isteyenlerin (onacaklarını) sanma! Onların azaptan kurtulacaklarını da sanma! Onlar için can yakıcı bir azap vardırتَحسَبَنَّ
  17. 3:199Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah'a inanırlar, size indirilene ve kendilerine indirileneAllah'a boyun eğerek inanırlar. Allah'ın âyetlerini az bir değere değişmezler. Onların mükafatı da Allah katındadır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendirٱلحِسَابِ
  18. 4:6Evlenme çağına gelinceye kadar yetimleri gözetip deneyin. Onların akılca olgunlaştıklarını görürseniz, mallarını kendilerine teslim edin. "Büyüyecekler de mallarına sahip olacaklar" endişesiyle onları israf ederek, tez elden yemeyin. Zengin olan, onların malını yemekten çekinsin. Fakir olan ise, meşrû sûrette yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, bunu şahitler karşısında yapın. Hesap görücü olarak Allah yeterحَسِيبٗا
  19. 4:86Siz bir selam ile selamlandığınız zaman, siz de ondan daha güzeliyle karşılık verin veya verilen selamı aynen iade edin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandırحَسِيبًا
  20. 5:4Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: "Size iyi ve temiz şeyler helal kılındı." Allah'ın size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın (besmele çekin), Allah'tan korkun. Muhakkak Allah, hesabı çabuk görendirٱلحِسَابِ
  21. 5:71Onlar, bir fitne kopmayacak sandılar, kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Sonra yine onların çoğu kör, sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını görüyorوَحَسِبُوٓاْ
  22. 5:104Onlara: " Allah'ın indirdiği (kitabı)ne ve peygamber'e gelin" dendiği zaman: " Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter" derler. Ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolu da bulamayan kimseler olsa da mıحَسبُنَا
  23. 6:52Sırf Allah'ın rızasını dileyerek sabah akşam Rab'lerine dua edenleri huzurundan kovma. Onların hesabından sen sorumlu değilsin, onlar da senin hesabından sorumlu değiller. Onları yanından kovduğun takdirde zalimlerden olursunحِسَابِهِم
  24. 6:62Sonra da gerçek Mevlâlarına döndürülürler. Dikkatli olun, hüküm ancak O'nundur ve O, hesap görenlerin en süratlisidirٱلحَٰسِبِينَ
  25. 6:69Allah'tan korkanlara o zalimlerin hesabından bir sorumluluk yoktur. Fakat bu bir hatırlatmadır. Gerekir ki sakınırlarحِسَابِهِم
  26. 6:96Karanlığı yarıp tanyerini ağartan O'dur. Geceyi, dinlenmek için; Güneş'i, Ay'ı (vakitlerinizi) hesaplamak için yaratmıştır. İşte bu, her şeye galip gelen ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridirحُسبَانٗا
  27. 7:30bir topluluğu doğru yola iletti, bir topluluğa da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar, şeytanları Allah'tan başka dostlar tuttular ve kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlarوَيَحسَبُونَ
  28. 8:59O kâfirler ileri geçip kurtulduklarını sanmasınlar. Onlar kesinlikle (bizi) aciz bırakamazlarيَحسَبَنَّ
  29. 8:62Eğer sana hile yapmak isterlerse, muhakkak ki sana Allah yeter. Seni yardımıyla ve müminlerle güçlendirecek olan O'durحَسبَكَ
  30. 8:64Ey Peygamber! Sana Allah yetişir, arkandan gelen müminlerle beraberحَسبُكَ

Bu kök 102 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.