Kök

قرا

Kur'an'da 88 yerde, 79 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Kalabalıkta biri metni tane tane okuyor, herkes susup dinliyor. Bu kök, sözü toparlayıp ölçülü sesle okumayı ve dinlemeyi anlatır, yazılı kaydı sesle okumayı da kapsar. Ayrıca vahyin düzenli bütününün adı olur ve kurû bekleme dönemi demektir.

Türkçedeki izi

Kur’ân
Düzenli biçimde okunan vahyin adı bu kökten gelir.
kıraat (okuma)
Sesli, ölçülü okuma demektir.
kıraathane (okuma evi)
Okumak için toplanılan yer adıdır.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileعرب(Arap, Arapça)

    Arab dili ve ifadenin Arapça oluşunu anlatır. Bu kökün anlamı ise düzenli sesli okumadır. Kısacası dil başka, okuma sunumdur.

    • 25:32Burada okuma parça parça sunulur ve dinletme öne çıkar.
    • 39:28Burada metnin Arapça oluşu söylenir, dil vurgusu var.
  • bu kökileوقر(vakar, vakur)

    Bu kök kulakta ağırlık ve engel anlatır. Okuma kökü ise sesi işitilsin diye sunar. Kısacası engel kulakta, okuma seste.

    • 7:204Okunurken susup dinleme emri var, sunum hedeflenir.
    • 17:46Kulaklarına ağırlık verilir, işitme engellenir.
  • bu kökileكنن()

    Bu kök kalbin üstünü örten kılıfı anlatır. Okuma kökü açık ve ölçülü aktarımı anlatır. Kısacası örtü alımı kapatır, okuma sunumu açar.

    • 17:106Okuyasın diye bölüm bölüm indirilir, açık aktarım var.
    • 6:25Kalplerin üzerine örtüler çekilir, anlama kapanır.

Müfessir diliyle

Toplayıp düzenleyerek ardışık akış halinde seslendirmek; böyle akışı olan metin ya da belirginleşen dönem.

Fiil, bir içeriği derleyip tertipli biçimde sesle sunmayı bildirir: dinleme-emriyle, ölçülü ve yavaş akışla, okunma/dinletilme bağlamında geçer (7:204; 16:98; 17:106; 73:4; 84:21; 96:1). Aynı fiil yazılı kaydın okunmasına da yönelir (17:14; 17:71; 17:93; 69:19). Masdar/isim olarak, düzenlenmiş sözlü bütün ve onun tedricî sunumu vurgulanır (25:32; 20:114; 75:17-18). Nadir isim قُرُوء ise bekleme müddetindeki belirginleşen devreleri adlandırır (2:228).

Somuttan soyuta

En somut kullanım sesli okuma/dinletmedir (7:204; 41:26). Buradan, düzenli okunuşun adı olan vahyin bütünü (15:1; 36:2) ve onun etkileri/işlevleri (17:82; 59:21) yönüne açılır; ayrıca bedensel döngüyü adlandıran somut bir iz düşüm korunur (2:228).

Kardeş köklerden farkı

  • عربile farkı

    Bu kök dili/ifade aracını ve belirginliğini (Arapça oluşu) bildirir; قرا ise içeriğin tertipli sesli sunumunu bildirir. Dilin kodu ayrıdır, sunum eylemi ayrıdır (39:28; 41:44).

  • وقرile farkı

    Bu kök kulakta ağırlık/engeli ve işitmeye mani durumu anlatır; قرا ise işitilmeyi hedefleyen sesli sunumu emreder. Biri engel, diğeri sunu ve ona kulak verme çağrısıdır (6:25; 17:46; 7:204; 41:26).

  • كننile farkı

    Bu kök kalpteki kılıf/örtüyü, anlamaya set çekmeyi ifade eder; قرا ise açık, tedricî ve ölçülü sesli aktarımı ifade eder. Örtü (knn) sunumu değil, alımı kapatır (6:25; 17:46; 17:106).

Anlam alanları · 5

  1. Sesli sunum ve dinleme

    Metnin/mesajın tertipli, ölçülü ve işitilmeye yönelik sesli sunumu; buna kulak verme/ susma emriyle birlikte.

  2. Yazılı kaydın okunması

    Kişinin amel defteri gibi mevcut yazının kendisine yahut başkasına sesle sunulması.

  3. Vahyin adı ve tedricî aktarımı

    Düzenlenmiş sözlü bütünün ismi ve onun bölüm bölüm, ağır ağır yerleştirilen sunumu.

  4. Vakte bağlı akış ve dönem

    Okunuşun belirli bir vakte özgü oluşu ve bekleme süresini belirleyen belirginleşen dönemler.

  5. Etkiler ve gayeler

    Tertipli sözlü bütünün yol gösterme, şifa, açıklık ve sarsıcı tesir iddiası.

Güven: Orta · incelenen 61 ayetin 22'i açıklandı (%36) · toplam 79 ayetten dengeli örnek

Sesli sunum/okuma alanı çok sayıda ayetle açıkken, قُرُوء ile çekirdeğe bağ kurma tek ayete dayandığı için ihtiyat payı vardır.

Açık soru: قُرُوء’un somut karşılığının (hangi dönem) tam tespiti bu tek bağlamla kesinlenemez; çekirdek bağı ‘belirgin dönem’ yorumu ölçüsünde kuruludur.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

42 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:185'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 69Medenî · 10
özel isim · 68fiil · 17isim · 3

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 32

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

ٱلقُرءَانَ22ٱلقُرءَانِ13ٱلقُرءَانُ8قُرءَانًا6وَٱلقُرءَانِ4ٱقرَأ3قُرِئَ2يَقرَءُونَ2قُرءَٰنًا2قَرَأتَ2بِٱلقُرءَانِ2فَٱقرَءُواْ2قُرُوٓءٖ1بِقُرءَانٍ1قُرءَانٖ1قُرءَانٗا1وَقُرءَانٖ1وَٱلقُرءَانَ1وَقُرءَانَ1قُرءَانَ1نَّقرَؤُهُ1وَقُرءَانٗا1لِتَقرَأَهُ1فَقَرَأَهُ1وَقُرءَانٞ1لَقُرءَانٞ1ٱقرَءُواْ1وَقُرءَانَهُ1قَرَأنَٰهُ1قُرءَانَهُ1قُرءَانٞ1سَنُقرِئُكَ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:185O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur'ân onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersinizٱلقُرءَانُ
  2. 2:228Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç adet süresi beklerler ve Allah'ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri, kendilerine helâl olmaz. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa gizlemezler. Kocaları da, barışmak istedikleri takdirde o süre içersinde onları geri almaya daha layıktırlar. O kadınların, üzerlerindeki meşru hak gibi, kendilerinin de hakları vardır. Yalnız erkekler için, onların üzerinde bir derece vardır. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirقُرُوٓءٖ
  3. 4:82Onlar hâlâ Kur'ân'ı gereği gibi düşünüp anlamaya çalışmazlar mı? Eğer o Allah'tan başkası tarafından indirilmiş olsaydı mutlaka onda birçok çelişkiler bulurlardıٱلقُرءَانَ
  4. 5:101Ey iman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek olan şeylerden sormayın. Eğer onları Kur'ân indirilirken sorarsanız size açıklanır. Halbuki Allah onlardan geçmiştir. Allah çok bağışlayan ve çok yumuşak davranandırٱلقُرءَانُ
  5. 6:19De ki: "Şahitlik yönünden hangi şey daha büyüktür?". De ki: "Allah, benimle sizin aranızda şahittir ve bana bu Kur'ân vahyolundu ki, onunla hem sizi, hem de sizden sonra kendisine ulaşan herkesi uyarayım. Allah'la beraber başka ilâhlar olduğuna siz gerçekten şahitlik eder misiniz?" De ki: "Ben buna şahitlik etmem". "O, ancak ve ancak bir tek ilâhtır ve gerçekten ben, sizin ortak tuttuğunuz şeylerden uzağım"deٱلقُرءَانُ
  6. 7:204Kur'ân okunduğu zaman, hemen susup onu dinleyin, umulur ki, rahmete nâil olursunuzقُرِئَ
  7. 9:111Allah, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrat'ta da, İncil'de de Kur'ân'da da Allah'ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir. Allah'dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alışveriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budurوَٱلقُرءَانِ
  8. 10:15Böyle iken, âyetlerimiz, kesin birer belge olarak kendilerine okunduğu zaman, o bizimle karşılaşmayı ummayanlar, "Bundan başka bir Kur'ân getir veya bunu değiştir." dediler. De ki, "Onu kendiliğimden değiştiremem, benim açımdan bu olacak bir şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Rabbime isyan edersem, şüphesiz büyük bir günün azabından korkarımبِقُرءَانٍ
  9. 10:37Bu Kur'ân, Allah'dan başkası tarafından uydurulamaz, lâkin kendinden önceki kitapları tasdik eder ve o kitabı (levhi mahfuzu) ayrıntılı olarak açıklar. Onda şüphe edilecek hiç bir şey yoktur. Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştirٱلقُرءَانُ
  10. 10:61Hangi işi yaparsan yap, Kur'ân'dan ne okursan oku, ne işte çalışırsan çalış, unutmayın ki, siz ona dalıp gitmişken, biz sizin üzerinizde şahidiz. Ne yerde, ne de gökte zerre kadar hiç bir şey Rabbinin gözünden kaçmaz. Ne zerreden daha küçük, ne de ondan daha büyük! Ancak bunların hepsi apaçık bir kitaptadırقُرءَانٖ
  11. 10:94Sana indirdiklerimizde herhangi bir şüpheye düşersen, senden önce kitap okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. Sakın şüphe edenlerden olmaيَقرَءُونَ
  12. 12:2Muhakkak ki, biz onu anlayasınız diye Arapça bir kitap olarak indirdikقُرءَٰنًا
  13. 12:3Sana bu Kur'ân'ı vahyetmekle biz, sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Gerçek şu ki, daha önce senin bundan hiç haberin yoktuٱلقُرءَانَ
  14. 13:31Bir Kur'ân ki, onunla dağlar yürütülse veya onunla yer parçalansa veya onunla ölüler konuşturulsa (o yine bu Kur'an olurdu). Fakat emir bütünüyle Allah'ındır. İman edenler, kâfirlerden ümit kesip daha anlamadılar mı ki, Allah dileseydi, elbette insanların hepsine toptan hidayet buyururdu. O küfürde direnenlerin kendi sanatlarıyla başlarına musibet inip duracak, ya da yurtlarının yakınına konacak. Nihayet Allah'ın vaadi gelecek. Muhakkak ki, Allah vaad ettiği zamanı şaşırmazقُرءَانٗا
  15. 15:1Elif, Lâm, Râ. Bunlar kitabın ve apaçık bir Kur'ân'ın âyetleridirوَقُرءَانٖ
  16. 15:87Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti (Fatihayı) ve yüce Kur'ân'ı verdikوَٱلقُرءَانَ
  17. 15:91Onlar, Kur'ân'ın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayarak onu kısım kısım böldülerٱلقُرءَانَ
  18. 16:98Şimdi Kur'ân okumak istediğin zaman önce o kovulmuş şeytandan Allah'a sığınقَرَأتَ
  19. 17:9Şüphesiz ki bu Kur'ân, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdelerٱلقُرءَانَ
  20. 17:14Kitabını oku! Bugün hesap görücü olarak sana nefsin yeter!" derizٱقرَأ
  21. 17:41Biz, bu Kur'ân'da akıllarını başlarına almaları için türlü şekillerde (ikaz ve ihtarı) açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştırٱلقُرءَانِ
  22. 17:45Sen Kur'ân'ı okuduğun zaman biz, seninle ahirete inanmayanların arasına görünmez bir perde çekerizقَرَأتَ
  23. 17:46Ve kalblerinin üzerine, Kur'ân'ı anlamalarına engel perdeler geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini Kur'ân'da bir tek olarak andığın zaman da ürkerek arkalarına döner kaçarlarٱلقُرءَانِ
  24. 17:60Vaktiyle sana şöyle vahyettiğimizi hatırla: "Şüphesiz Rabbin insanları kuşatmıştır." (İsrâ gecesi) sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur'ân'da lanet edilen ağacı da, yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır. Biz onları, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyorٱلقُرءَانِ
  25. 17:71Kıyamet günü bütün insanları önderleriyle çağıracağız. O gün, kimin amel defteri sağ eline verilirse, işte onlar kitaplarını okuyacaklar ve en küçük bir haksızlığa uğratılmayacaklarيَقرَءُونَ
  26. 17:78Güneşin batıya kaymasından, gecenin karanlığına kadar (belirli vakitlerde) gereği üzere namazı kıl, bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazında, gece ve gündüz melekleri hazır bulunurوَقُرءَانَ
  27. 17:82Biz Kur'ân'dan, iman edenler için bir şifa ve rahmet kaynağı olan âyetler indiriyoruz. Zalimlerin de ancak zararını artırırٱلقُرءَانِ
  28. 17:88Ey Muhammed! De ki: "Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'ân'ın benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdirٱلقُرءَانِ
  29. 17:89Yemin olsun ki biz bu Kur'ân'da insanlar için çeşitli misaller vermişizdir. Yine de insanların çoğu inkârlarında ısrar ederlerٱلقُرءَانِ
  30. 17:93Yahut altından bir evin olsun, ya da göğe çıkmalısın. Ona çıktığına da asla inanmayız. Ta ki bize, okuyacağımız bir kitap indiresin." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Nihayet ben de, peygamber olan bir insandan başka bir şey değilimنَّقرَؤُهُ

Bu kök 79 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.