Kök
يمن
Kur'an'da 71 yerde, 63 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımSağ yan/sağ el: kudret ve tasarruf odağı; onunla teminat verilir, işler tutulur ve taraflar ayrılır.
Nazâir sağ eli/sağı açıkça mekân ve alet olarak gösterir (20:17; 18:18; 19:52; 28:30; 34:15). Aynı kök, sözün bağlayıcı teminatı olan akdi de adlandırır (2:224-225; 5:89; 16:91; 68:39) ve birinin elinin hükmü altındaki kimseleri ifade eder (4:36; 16:71; 30:28). Kıyamet sahnesinde ‘sağ’dan verilme/yerleşme, seçilmiş ve makbul tarafa ayrılmayı anlatır (17:71; 56:27; 69:19; 74:39).
Somuttan soyuta
Somut ‘sağ el/sağ taraf’tan (20:17; 34:15) başlayıp, sözün sağlanması/sağlama bağlanması anlamındaki toplumsal-akdî kullanıma (5:89; 16:91) ve oradan da değer yüklü ‘sağ ehli’ ayrışmasına (56:27; 69:19) yükselir.
Kardeş köklerden farkı
نسوile farkı
nsw, kadınlar sınıfını/zümresini adlandırır; ymn ise ‘sağ el/yan’ merkezli kudret, teminat ve tasarrufu bildirir. Aynı ayette nitelik/zümre (nisa) ile el altındaki bağımlılık (ma malakat ayman) ayrışır.
نكحile farkı
nkH iki tarafı birleştiren akdi (nikâh) kurar; ymn sözün teminatı olan bağ ve sağ elin kudretini ifade eder. Biri evlilik düğümünü kurarken (2:235), diğeri sözü bağlayıp muhafaza etmeyi ve bozmayı konu eder (5:89; 16:91).
حلفile farkı
Hlf, yemin etme fiilinin telaffuzunu/edimini anlatır; ymn ise oluşan bağlayıcı teminatın kendisini ve onu taşıyan ‘sağ el’i adlandırır (5:89). Hlf söylenişe, ymn ise bağın nesnesine/garantisine odaklanır (9:62; 58:16).
Anlam alanları · 5
Sağ yan ve alet (organ) olarak kullanım
Somut sağ el/sağ taraf; mekânsal yön ve yapılan işin aleti olarak geçer.
Sözün teminatı ve bağlayıcı akit
Sözün ‘sağlama bağlanması’, korunması/bozulması ve istismarı konu edilir.
Tasarruf altındaki kimseler
‘Sağ el’in hükmü altında bulunanlar; mülkiyet/velayet-tasarruf ilişkisi.
Kıyamet sahnesinde sağ tarafın imtiyazı
Belgenin sağdan verilmesi ve ‘sağ ehli’ olarak ayrışma; kabul ve esenlik.
Kudretli kavrayış ve üstün tasarruf
Sağ el ile güçlü yakalayış/düzen; ilahî kudretin tasviri.
Biçimlerin kullanımı
- يَمِين
- Sağ el/sağ yan; sözün bağlayıcı teminatı; birinin elinin hükmü altındaki kimseler.
- أَيْمَن
- Sağa ait, sağ taraftaki (mekânsal niteleme: Tur’un sağ yanı vb.).
- مَيْمَنَة
- Sağ taraf ehli; kabul ve iyiliğe ayrılmış zümre.
Güven: Güçlü · incelenen 60 ayetin 37'i açıklandı (%62) · toplam 63 ayetten dengeli örnek
Kök, çok sayıda ayette hem somut hem mecazî kullanımla tutarlı biçimde ‘sağ el/sağ taraf–kudret/teminat’ ekseninde birleşiyor.
Açık soru: ‘Tasarruf altındaki kimseler’ ifadesinin hukukî sınırları ayet dışına taşmadan belirlenemez; burada yalnız lafzın işaret ettiği ilişki çekirdeği alınmıştır.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 24
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:224Sözünüzde durmanız, kötülükten sakınmanız ve insanların arasını düzeltmeniz için, Allah'ı yeminlerinize hedef veya siper edip durmayın. Allah, her şeyi işitir ve bilirلِّأَيمَٰنِكُم
- 2:225Allah, sizi yeminlerinizde bilmeyerek ettiğiniz lağıv (herhangi bir kasıt olmadan, kanaate göre yanlış yere yapılan yemin)dan sorumlu tutmaz. Fakat kalbinizin kazandığı yalan yere yapılan yeminden sorumlu tutar. Allah çok bağışlayıcıdır, çok halimdirأَيمَٰنِكُم
- 3:77Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardırوَأَيمَٰنِهِم
- 4:3Eğer öksüz kızlarla evlendiğinizde onlara karşı adaletli davranamamaktan korkarsanız, hoşunuza giden diğer kadınlardan iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Eğer adaleti gözetmemekten korkarsanız, o zaman bir tane ile veya elinizin altındakiyle (sahip olduğunuz câriye ile) yetinin. Doğruluktan ayrılmamak için bu daha elverişlidirأَيمَٰنُكُم
- 4:24Bir de harb esiri olarak sahibi bulunduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlarla evlenmeniz de size haram kılındı. Bütün bunlar Allah'ın üzerinize farz kıldığı hükümlerdir. Bunların dışında kalanlar ise iffetli olarak zina etmeksizin mallarınızla mehir vermek suretiyle evlenmek istemeniz size helal kılındı. O halde onlardan nikah ile faydalanmanıza karşılık mehirlerini kendilerine verin ki, bu farzdır. O mehri takdir edip kesinleştirdikten sonra birbirinizi razı etmenizde bir mahzur yoktur. Şüphesiz ki Allah her şeyi çok iyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidirأَيمَٰنُكُم
- 4:25Sizden her kim hür mümin kadınları nikah edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa, ona da ellerinizin altındaki mümin cariyelerinizden efendilerinin rızası ile nikahlamak var. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. O halde sahiplerinin izni ile ve mehirlerini örfe göre vermek suretiyle cariyelerden iffetli olan, zina etmeyen, dost da edinmeyenlerle evlenin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, o vakit hür kadınlar hakkında gerekli bulunan cezanın yarısı kendilerine lazım gelir. Bu hükümler, içinizden günah işlemekten korkanlaradır. Sabretmeniz ise, sizin için daha hayırlıdır. Allah Gafûrdur, Rahimdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir)أَيمَٰنُكُم
- 4:33Anne, baba ve akrabaların bıraktıkları her şey için bir mirasçı tayin ettik. Yemin akdiyle mirasçı kıldıklarınızın paylarını da verin. Şüphesiz Allah, her şeye şahittirأَيمَٰنُكُم
- 4:36Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Sonra anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komşulara, yakın komşulara, yanında bulunan arkadaşa, yolda kalanlara, sahip olduğunuz kölelere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseyi sevmezأَيمَٰنُكُم
- 5:53İman edenler: "Sizinle beraber olduklarına dair, Allah'a bütün güçleriyle yemin edenler bunlar mı?" derler. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir ve kaybedenlerden olmuşlardırأَيمَٰنِهِم
- 5:89Allah sizi, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezası), ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da bir köle azad etmektir. Verecek bir şey bulamayan kimse için de üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz zaman yeminlerinizi bozmanın cezası budur. Yeminlerinizi koruyun. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar ki, şükredesinizأَيمَٰنِكُم
- 5:108İşte bu, şahitliklerini gerektiği gibi yapmaları, yahut yeminlerinden sonra yeminlerinin kabul edilmemesinden korkmaları için en iyi yoldur. Allah'tan korkun ve emirlerini dinleyin. Allah, doğru yoldan çıkan bir topluluğu hidayete erdirmezأَيمَٰنُ
- 6:109Müşrikler, kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka iman edeceklerine dair en ağır yeminleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır". Onlara mucizeler geldiğinde de iman etmeyeceklerini siz nerden bileceksinizأَيمَٰنِهِم
- 7:17Sonra (onların) önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacağım ve sen, çoklarını şükredenlerden, bulmayacaksınأَيمَٰنِهِم
- 9:12Eğer verdikleri sözden sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, o küfür öncülerini hemen öldürün. Çünkü onların yeminleri yoktur. Ola ki, vazgeçerlerأَيمَٰنَهُم
- 9:13Yeminlerini bozan, Peygamber'i yurdundan çıkarmaya azmeden ve üstelik ilk önce size saldırmaya başlayanlara karşı savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer mümin iseniz her şeyden önce Allah'dan korkmalısınızأَيمَٰنَهُم
- 16:38Kâfirler, "Allah ölen kimseyi diriltmez." diye en kuvvetli yeminleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır, bu ölüleri diriltmek, Allah'ın kendisine karşı bir vaadidir. Ancak insanların çoğu bunu bilmezlerأَيمَٰنِهِم
- 16:48Onlar, Allah'ın yarattığı birtakım şeyleri görmediler mi ki? Gölgeleri Allah'ın kudretine boyun eğip secde ederek, sağa sola döner, dolaşırٱليَمِينِ
- 16:71Allah, rızık yönünden bir kısmınızı diğerlerinden üstün kıldı. Kendilerine bol rızık verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere vermiyorlar ki, onda eşit olsunlar. Durum böyle iken Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlarأَيمَٰنُهُم
- 16:91Bir de anlaşma yaptığınızda Allah'ın ahdini yerine getirin ve pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. Allah'ı üzerinize şahid tuttuğunuz halde, nasıl olur da bozarsınız! Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızı bilirٱلأَيمَٰنَ
- 16:92Bir ümmet, diğer bir ümmetten (sayıca ve malca) daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda aldatma vasıtası yaparak, ipliğini sağlamca eğirdikten sonra onu söküp bozmaya çalışan kadın gibi olmayın. Allah sizi bununla imtihan eder ve şüphesiz hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri kıyamet günü size mutlaka açıklayacaktırأَيمَٰنَكُم
- 16:94Yeminlerinizi aranızda aldatma ve fesada vasıta edinmeyin, sonra sağlam basmışken bir ayak kayar da Allah yolundan saptığınız için, dünyada kötü azabı tadarsınız. Ahirette de size büyük bir azab olurأَيمَٰنَكُم
- 17:71Kıyamet günü bütün insanları önderleriyle çağıracağız. O gün, kimin amel defteri sağ eline verilirse, işte onlar kitaplarını okuyacaklar ve en küçük bir haksızlığa uğratılmayacaklarبِيَمِينِهِ
- 18:17Ey Muhammed! Baksaydın güneşin doğduğu zaman mağaranın sağ tarafına yöneldiğini, batarken de sol taraftan onları makaslayıp geçtiğini görürdün. Onlar, mağaranın geniş bir yerinde idiler. İşte bu Allah'ın mucizelerindendir. Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır; kimi de hidayetten mahrum ederse, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsınٱليَمِينِ
- 18:18Bir de onları mağarada görseydin uyanık sanırdın. Halbuki onlar uykudadırlar. Biz onları sağa sola çevirirdik. Köpekleri de girişte ön ayaklarını ileri doğru uzatmıştı. Eğer onları görseydin, arkana bakmadan kaçardın ve için korku ile dolardıٱليَمِينِ
- 19:52Biz ona Tur dağının sağ yanından seslendik ve onu hususi bir konuşmada bulunmak üzere kendimize yaklaştırdıkٱلأَيمَنِ
- 20:17Ey Musa! Sağ elindeki nedirبِيَمِينِكَ
- 20:69Sağ elindekini atıver, o, onların yaptıklarını yutar. Çünkü onların yaptıkları ancak bir büyücü tuzağıdır. Büyücü ise, her nerede olursa olsun başarıya ulaşamazيَمِينِكَ
- 20:80Ey İsrailoğulları! Sizleri düşmanınızdan kurtardık ve Tûr dağının sağ yanında size söz verdik, üzerinize de kudret helvası ve bıldırcın indirdikٱلأَيمَنَ
- 23:6Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmış değillerdirأَيمَٰنُهُم
- 24:31Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresinizأَيمَٰنُهُنَّ
Bu kök 63 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.