Kök

حبب

Kur'an'da 95 yerde, 85 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Elindeki bir tohumu toprağa koyuyorsun; yerleşip filiz veriyor. Kur’an’da bu kök, kalpte buna benzer bir işi anlatır: gönül bir şeye yönelir, onu yakın bulur ve onu öne alır. Yani kişi seçer, peşine düşer; Allah da bazı tutumları onar, bazılarını reddeder.

Türkçedeki izi

muhabbet
Arapça mahabbah'tan gelir; sevme ve yakın bulma demek.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileخون(hain, ihanet)

    Bu kök, gönlün bir şeye yönelip onu öne almasıdır. Hainlik ise verilen güveni boşa çıkarmaktır. Kısacası sevme/öncelik gönlün seçmesi, hainlik güveni bozmaktır.

    • 2:190Burada sevme kökü 'sevmez' ile geçer; haksız saldırı onanmıyor.
    • 8:58Burada hainlik var; antlaşmayı bozanlar için 'Allah hainleri sevmez' denir.

Müfessir diliyle

Gönlün bir şeye yönelip onu öne alması; yakın bulup tercih ederek ona uygun davranma ve yanında tutma.

Kök, kalpteki yöneliş/tercihi bildirir: kimi şeyleri beğenip isteme ya da onlardan hoşnutsuzluk (2:216; 3:14; 49:12; 3:188). İlâhî özneyle geldiğinde onama ve yaklaştırma, bağışlamayla görünür; olumsuzda reddetme ve uzaklaştırmadır (3:31; 2:195; 61:4; 2:190; 3:32). Somut “tane” anlamı, içe atılan/yerleşen bir çekirdeği; soyutta ise kalpte yeşeren meyli çağrıştırır (2:261; 6:95; 49:7; 20:39).

Somuttan soyuta

Somutta “tane/çekirdek” (حَبّ/حَبَّة) yerleştirilir ve çoğalır (2:261; 6:95); soyutta “mahabbah”ın kalbe konması ve içte süslenmesi, yönelişin yerleştirilmiş bir çekirdek gibi büyüdüğünü ima eder (20:39; 49:7).

Kardeş köklerden farkı

  • خونile farkı

    HBB öznenin yönelişini/onamasını ifade eder; KHWN ise güveni boşa çıkaran nitelik ve fiildir. “Allah hainleri onamaz” reddin hedefi KHWN’dir (8:58; 22:38), HBB’de ise onama/ret kategorik bir tutumdur (2:190; 3:32).

Anlam alanları · 5

  1. İçsel meyil ve beğeni

    Kişinin hoşuna giden şeye yönelmesi, onu öne alması; bazen yanlış da olabilir.

  2. İlâhî onama ve yakınlaştırma (rızâ)

    Allah’ın belli nitelik ve eylemlere onayı; olumluya yakınlaştırma, olumsuza ret.

  3. Tercih ve üstün tutma

    Açık bir karşılaştırmada birini diğerine yeğleme; öncelik hiyerarşisi kurma.

  4. Kişisel yakınlık / dostluk bağı

    Kişiye yönelen gönül yakınlığı; ondan yana durma, onu yanında tutma.

  5. Somut temel: tane/çekirdek

    Habb/habbah: yerleştirilen ve çoğalan çekirdek; soyut meyil için görsel temel sağlar.

Biçimlerin kullanımı

أَحَبّ
Daha önde tutulan; mukayesede göreceli tercih edilen.

Güven: Güçlü · incelenen 62 ayetin 32'i açıklandı (%52) · toplam 85 ayetten dengeli örnek

Kök çok sayıda ayette insanî meyil, ilâhî rızâ ve tercih biçimleriyle tutarlı bir örüntü sergiliyor.

Açık soru: Somuttan soyuta geçişte “tane→kalpte meyil” ilişkisi ima düzeyindedir; doğrudan tanımlama değildir (20:39; 49:7).

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

35 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:165'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 32Medenî · 53
fiil · 69isim · 24sıfat · 2

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 39

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

يُحِبُّ39تُحِبُّونَ6حَبَّةٖ4حَبّٗا4يُحِبُّونَ4حُبّٗا2حُبِّهِ2ٱستَحَبُّواْ2أَحَبُّ2يُحِبُّونَهُم1كَحُبِّ1تُحِبُّواْ1وَيُحِبُّ1حَبَّةٍ1حُبُّ1يُحبِبكُمُ1تُحِبُّونَهُم1يُحِبُّونَكُم1وَّيُحِبُّونَ1وَأَحِبَّـٰٓؤُهُ1يُحِبُّهُم1وَيُحِبُّونَهُٓ1أُحِبُّ1ٱلحَبِّ1أَحَبَّ1حُبًّا1يَستَحِبُّونَ1مَحَبَّةٗ1أَحبَبتَ1أَحبَبتُ1حُبَّ1فَٱستَحَبُّواْ1حَبَّبَ1أَيُحِبُّ1وَحَبَّ1وَٱلحَبُّ1تُحِبُّونَهَا1وَتُحِبُّونَ1لِحُبِّ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:165İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardıيُحِبُّونَهُم
  2. 2:177Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardırحُبِّهِ
  3. 2:190Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmezيُحِبُّ
  4. 2:195Allah yolunda mal harcayın da kendinizi ellerinizle tehlikeye bırakmayın ve güzel hareket edin. Çünkü Allah güzellik ve iyilik edenleri severيُحِبُّ
  5. 2:205İş başına geçti mi yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, ekini ve nesli helak etmek için koşar. Allah ise bozgunculuğu sevmezيُحِبُّ
  6. 2:216Savaş size farz kılındı, gerçi o size hoş gelmez. Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa ki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür. Allah bilir, siz bilmezsinizتُحِبُّواْ
  7. 2:222Ey Muhammed! Sana kadınların ay başı halinden de soruyorlar. De ki: O bir eziyettir Onun için ay başı halinde oldukları zaman kadınlardan çekilin ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendikleri zaman ise Allah'ın emrettiği yerden onlara varın, yaklaşın Şüphesiz ki Allah çok tövbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de severيُحِبُّ
  8. 2:261Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir tanenin durumu gibidir ki, yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var. Allah, dilediğine daha da katlar. Allah'ın rahmeti geniştir. O, her şeyi bilirحَبَّةٍ
  9. 2:276Allah faizi mahveder, oysa sadakaları bereketlendirir. Allah günahta ve inkârda direnen hiç kimseyi sevmezيُحِبُّ
  10. 3:14İnsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacakyerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadırحُبُّ
  11. 3:31De ki, siz gerçekten Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdırتُحِبُّونَ
  12. 3:32De ki, Allah'a ve Peygamber'e itaat edin! Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmezيُحِبُّ
  13. 3:57İman edip iyi işler yapanlara gelince, Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. Allah zalimleri sevmezيُحِبُّ
  14. 3:76Hayır, kim sözünü yerine getirir ve kötülüklerden korunursa, şüphesiz Allah da korunanları severيُحِبُّ
  15. 3:92Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça, gerçek iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilirتُحِبُّونَ
  16. 3:119İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler, siz kitap(lar)ın hepsine inanırsınız, onlarsa sizinle buluştukları zaman "inandık" derler. Başbaşa kaldıkları zaman da kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: "kininizle geberin!". Şüphesiz ki Allah göğüslerin (gönüllerin) özünü bilirتُحِبُّونَهُم
  17. 3:134O (Allah'tan hakkıyla korka)nlar, bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar, insanları affederler. Allah iyilik edenleri severيُحِبُّ
  18. 3:140Eğer size (Uhud savaşında) bir yara değmişse, (Bedir harbinde) o topluma da benzeri bir yara dokunmuştu. O günler ki, biz onları insanlar arasında döndürür dururuz. (Bu da) Allah'ın sizden iman edenleri ayırt etmesi ve sizden şahitler edinmesi içindir. Allah zalimleri sevmezيُحِبُّ
  19. 3:146Nice peygamberler vardı ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostları çarpıştılar; Allah yolunda başlarına gelenlerden yılgınlık göstermediler, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri severيُحِبُّ
  20. 3:148Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah güzel davrananları severيُحِبُّ
  21. 3:152Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vaadini yerine getirmiştir. Allah size sevdiğiniz (galibiyeti) gösterdikten sonra zaafa düştünüz. (Peygamber'in verdiği) emir hakkında tartışmaya kalkıştınız ve isyan ettiniz. Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi, denemek için onlardan geri çevirdi ve sizi bağışladı. Allah müminlere karşı çok lütufkârdırتُحِبُّونَ
  22. 3:159Sen (o zaman), sırf Allah'ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla, onlar için Allah'dan mağfiret dile. (Yapacağın) işlerde onlara da danış, bir kere de azmettin mi, artık Allah'a dayan. Muhakkak ki Allah kendine dayanıp güvenenleri severيُحِبُّ
  23. 3:188O yaptıklarına sevinen ve yapmadıkları şeylerle de övülmek isteyenlerin (onacaklarını) sanma! Onların azaptan kurtulacaklarını da sanma! Onlar için can yakıcı bir azap vardırوَّيُحِبُّونَ
  24. 4:36Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Sonra anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komşulara, yakın komşulara, yanında bulunan arkadaşa, yolda kalanlara, sahip olduğunuz kölelere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseyi sevmezيُحِبُّ
  25. 4:107Kendilerine hainlik edenleri savunma. Muhakkak Allah hain günahkârları sevmezيُحِبُّ
  26. 4:148Allah, zulme uğrayanların dışında, çirkin sözün açıkça söylenmesinden hoşlanmaz. Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilendirيُحِبُّ
  27. 5:13Sözlerini bozdukları için onları lanetledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar. Uyarıldıkları şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma. Çünkü Allah güzel davrananları severيُحِبُّ
  28. 5:18Yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: " O halde niçin günahlarınızdan ötürü (Allah ) size azab ediyor?" Hayır, siz de O'nun yaratıklarından birer insansınız. O dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü Allah'ındır. Nihayet dönüş de O'nadırوَأَحِبَّـٰٓؤُهُ
  29. 5:42Onlar, yalana çok kulak verirler ve çok haram yerler. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Eğer aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletli davrananları severيُحِبُّ
  30. 5:54Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler; müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetlidirler; Allah yolunda mücahede eder, hiçbirkınayıcının kınamasından da korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah, geniş ihsan sahibidir, her şeyi çok iyi bilendirيُحِبُّهُم

Bu kök 85 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.