Kök
عود
Kur'an'da 63 yerde, 58 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Asa yere atılıyor, yılana dönüyor, sonra yeniden eski hâline çevriliyor (20:21). Buradan insanın toprağa konup tekrar çıkarılması ve uyarıdan sonra aynı yanlışa dönme anlamı açılır (20:55; 2:275). En sonda her şey ilk hâline iade edilir ve herkes Allah’a döndürülür (21:104; 10:4).
Türkçedeki izi
- iade
- Geri verme, eski hâline çevirme demektir.
- adet (gelenek)
- Tekrar eden alışkanlık; kökte dönme fikri var.
- adeta
- Aslı ‘alışıldıkça’ anlamından gelir; aynı kök.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileقوم(kıyamet, ikamet, makam)
Bu kök geri döndürmeyi anlatır. Kardeşi ise ayakta durma ve var oluşu anlatır, geri dönüş yönü yoktur. Kısacası dönmek geri iadedir, dikilmek var olmaktır.
bu kökileبدا(bidayet, ibda)
Bu kardeş başlatmayı, ilk yapmayı anlatır. Bizim kök ise sonra yeniden kurmayı, eski hâle çevirmeyi anlatır. Kısacası o başlatır, bu geri getirir.
bu kökileعثو()
Bu kardeş taşkınca bozgunculuğu yaymayı anlatır. Bizim kök ise bir şeye geri dönmeyi anlatır. Kısacası o yayarak bozar, bu geri döner.
Müfessir diliyle
Önceden bulunan hâle veya konuma geri yönelmek; yahut bir şeyi o eski hâline iade etmek.
Fiil شكلinde kişi aynı fiile yahut yasağa dönüyor (2:275; 5:95; 58:8). IV. bâbda ise kudret sahibi olan geri çeviriyor: yaratılışı iade etmek, toprağa koyup tekrar çıkarmak, ateşe her defasında geri sokmak (10:4; 20:55; 22:22; 21:104). İsimler bu ekseni adlandırır: عِيد dönen gün/vesile (5:114), مَعَاد geri varılacak menzil (28:85).
Somuttan soyuta
En somut kullanım, bir nesnenin ilk durumuna döndürülmesidir: âsânın eski hâline çevrilmesi (20:21) ve toprağa konup oradan tekrar çıkarılma döngüsü (20:55; 71:18). Buradan ahlâkî-normatif nükse (2:275; 24:17) ve kozmik-devrî dönüşlere (36:39; 21:104) yükselir.
Kardeş köklerden farkı
قومile farkı
Ewd yön ve hâl değişimini geriye çevirir; kişi/şey daha önceki konumuna döner (2:275; 7:88-89). Qwm ise bir topluluğun var oluşunu/ayakta duruşunu ve dikilme/istikrar fiilini bildirir; geri dönüş fikrini taşımaz (2:54; 2:60).
بداile farkı
BdA başlatmadır; ilk defa var etme (10:34; 30:11). Ewd bu ilk oluştan sonra yeniden kurma, eski hâle çevirme yahut geri getirme yönünü taşır (10:34; 21:104).
عثوile farkı
Evw taşkınca bozgunculuğu yaymayı anlatır (2:60; 11:85); yönsel bir geriye dönüş içermez. Ewd ise bir fiile/konuma geri dönmeyi ya da iade etmeyi bildirir (24:17; 2:275).
Anlam alanları · 5
Fizikî/içsel iade
Bir varlığın yahut düzenin eski hâline çevrilmesi ve yeniden kurulması.
Nüks: yasak fiile geri dönme
Uyarıdan sonra aynı suça, eyleme yahut tutuma yeniden yönelme.
İnanç/kimlik çizgisine geri çağırma
Bir toplumu eski dinlerine/çizgilerine döndürme baskısı veya böyle bir dönüş iddiası.
Kozmik/devrî dönüş
Varlığın evrelerine geri uğrayışı ve ilk nizama iade edilmesi; gök cisimlerinin devri.
Özel ad: Âd topluluğu
Tarihî bir topluluğun adı; kökün genel anlamını belirlemez, fakat anlatıda sıkça anılır.
Biçimlerin kullanımı
- عَادَ
- Önceki eylem/hâle geri dönmek; nüks etmek (2:275; 5:95; 58:8).
- أُعِيدُ
- Bir şeyi eski durumuna iade etmek; geriye çevirmek/geri getirmek (10:4; 21:104; 22:22).
- عِيد
- Dönüp gelen gün/vesile; tekrar ulaşılan sevinçli buluşma (5:114).
- مَعَاد
- Geri varılacak menzil; dönülecek yer/zaman (28:85).
- عَآئِدُون
- Geri dönenler; eski tutumlarına nüks edenler (44:15).
Güven: Güçlü · incelenen 58 ayetin 23'i açıklandı (%40)
Fiil, IV. bâb ve iki isimdeki tutarlı kullanımlar, hem somut hem kozmik hem de ahlâkî bağlamlarda aynı ‘iade/dönüş’ eksenini gösterir.
Açık soru: مَعَاد’ın somut olarak nereye işaret ettiği bağlamda açık bırakılmıştır (28:85); ayrıntılandırmak metin dışına taşar.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 38
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:275Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, "alışveriş de faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah'a kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardırعَادَ
- 5:95Ey iman edenler, ihramlı iken av hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim kasten onu öldürürse, yaptığı işin vebalini tatması için, öldürdüğü hayvanın dengi ona cezadır ki, Kâbe'ye ulaşacak bir kurban olmak üzere buna yine içinizden iki adaletli kişi hükmeder; yahut (ceza olmak üzere) bir keffarettir ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yahut onun dengi oruç tutmaktır. Allah geçmişi affetmiştir. Fakat kim de bu suçu tekrarlarsa, Allah ondan intikamını alır. Allah damia gâliptir, intikam sahibidirعَادَ
- 5:114Meryemoğlu İsa da: "Allah'ım, Rabbımız, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki, bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın!" dediعِيدٗا
- 6:28Hayır, daha önce gizleyip durdukları karşılarına çıktı da ondan, yoksa geri çevrilselerdi yine menedildikleri şeyi yapmaya dönerlerdi. Çünkü onlar yalancıdırlarلَعَادُواْ
- 7:29De ki: "Rabbim bana adaleti emretti. Her mescidde yüzünüzü O'na doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O'na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksinizتَعُودُونَ
- 7:65Âd (kavmin)e de kardeşleri Hûd'u (gönderdik): "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. (O'na karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?" dediعَادٍ
- 7:74Düşünün ki (Allah) Âd'dan sonra sizi hükümdarlar kıldı. Ve yer yüzünde sizi yerleştirdi: O'nun düzlüklerinde saraylar yapıyorsunuz, dağlarında evler yontuyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini hatırlayın da yeryüzünde fesatçılar olarak karışıklık çıkarmayınعَادٖ
- 7:88Kavminden ileri gelen kibirliler dediler ki: "Ey Şu'ayb! Ya mutlaka seni ve seninle beraber inananları kentimizden çıkarırız, ya da dinimize dönersiniz!" Dedi ki; "İstemesek de mi (bizi yurdumuzdan çıkaracak veya dinimizden döndüreceksiniz)لَتَعُودُنَّ
- 7:89(Andolsun ki), Allah bizi ondan (kâfirlikten) kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönersek, Allah'a karşı iftira etmiş oluruz. Rabbimiz Allah'ın dilemesi hali müstesna geri dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah'a dayanırız. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısınعُدنَا
- 8:19Fetih istiyorsanız, işte size fetih gelmiştir, eğer aşırı gitmez de son verirseniz, hakkınızda daha hayırlıdır. Yok eğer dönerseniz, biz de döneriz. O vakit askeriniz çok da olsa size hiç bir şekilde fayda vermez. İyi biliniz ki, Allah müminlerle beraberdirتَعُودُواْ
- 8:38O kâfirlere de ki: Eğer bu işe son verirlerse daha önce yaptıkları bağışlanacak. Yok yine karşı koymaya başlar, isyana dönerlerse, önceki ümmetlere uygulanan kurallar kendilerine de uygulanacak. (Artık o ilâhî uygulamayı beklesinler)يَعُودُواْ
- 9:70Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh Kavmi'nin, Âd'in, Semûd'un, İbrahim Kavmi'nin, Medyen Ashabı'nın ve o mü'tefikelerin haberi gelmedi mi? Onların hepsine peygamberleri delillerle gelmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmetmiş değildi, lâkin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardıوَعَادٖ
- 10:4Dönüşünüz hep O'nadır. Allah'ın vaadi haktır. Herşeyi ilk baştan yaratan O'dur. Sonra iman edip salih amel işleyenleri hak ettikleri ölçüde mükâfatlandırmak için geri döndürecek olan yine O'dur. Kâfirlere de inkâr ettikleri için kaynar sudan bir içki ve acıklı bir azap vardırيُعِيدُهُ
- 10:34De ki: "Allah'a eş tuttuğunuz ortaklarınızdan, önce yaratıp, sonra da onu çevirip yeniden diriltecek var mı?" De ki, "Önce yaratıp, sonra da onu yeniden yaratacak olan Allah'dır. O halde nasıl yoldan saptırılıyor, döndürülüyorsunuzيُعِيدُهُ
- 11:50Âd kavmine de kardeşleri Hud'u gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Siz sadece iftira edip duruyorsunuzعَادٍ
- 11:59İşte Âd kavmi buydu. Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler ve peygamberlerine isyan ettiler. Başa geçen her zorbanın emrine uyup arkasından gittilerعَادٞ
- 11:60Hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde bir lânetle izlendiler. Bilin ki, Âd kavmi, gerçekten Rablerini inkâr ettiler. Yine bilin ki, Hud'un kavmi olan Âd, defolup gittilerعَادٗا
- 14:9Sizden öncekilerin; Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Onları, Allah'tan başkası bilmez. Peygamberleri onlara mucizeler getirdi de onlar ellerini ağızlarına koydular ve dediler ki: "Biz sizinle gönderileni inkâr ettik ve bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyizوَعَادٖ
- 14:13İnkâr edenler peygamberlerine dediler ki: "Ya sizi mutlaka yurdumuzdan çıkaracağız, ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!" Rableri de onlara: "Zâlimleri mutlaka helak edeceğiz" diye vahyettiلَتَعُودُنَّ
- 17:8Olur ki Rabbiniz size merhamet eder. Ama siz tekrar dönerseniz biz de döneriz. Cehennemi, kâfirler için kuşatıcı bir zindan yaptıkعُدتُّم
- 17:51İsterse gönlünüzde büyüyen başka bir yaratık olun, (Muhakkak öldürülecek ve diriltileceksiniz.) "Onlar: "Bizi kim tekrar diriltecek?" diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa yaratmış olan o kudret sahibi." Sana başlarını sallayarak: "Ne zamandır bu." diyecekler. De ki: "Yakın olması gerekirيُعِيدُنَا
- 17:69Yoksa sizi tekrar denize döndürüp de üzerinize kasırgalar göndermeyeceğinden ve böylece ettiğiniz nankörlük sebebiyle sizi boğmayacağından emin misiniz? Sonra bu yaptığımıza karşı, bizim aleyhimize size yardım edecek bir koruyucu bulamazsınızيُعِيدَكُم
- 18:20Çünkü şehir halkı, sizi ellerine geçirirlerse muhakkak sizi taşlayarak öldürürler veya kendi dinlerine çevirirler ki, o zaman siz dünyada da ahirette de asla kurtuluşa eremezsinizيُعِيدُوكُم
- 20:21Allah buyurdu ki: "Tut onu, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğizسَنُعِيدُهَا
- 20:55Sizi yerden (topraktan) yarattık, yine (ölümünüzden sonra) ona döndüreceğiz. Hem de ondan sizi bir kere daha çıkaracağızنُعِيدُكُم
- 21:104Göğü, kitab dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi, katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu biz bunları yaparızنُّعِيدُهُ
- 22:22Uğradıkları gamdan (dolayı) oradan ne zaman çıkmak isteseler, her defasında oraya geri çevrilirler: "Yakıcı azabı tadın" denirأُعِيدُواْ
- 22:42(Ey Muhammed!) Eğer seni (müşrikler) yalanlıyorlarsa bil ki onlardan önce Nûh kavmi, Âd ve Semûd (kavimleri de kendi peygamberlerini) yalancı saydılarوَعَادٞ
- 23:107Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarızعُدنَا
- 24:17Eğer inanmış insanlarsanız, Allah, bir daha buna benzer tutumu tekrarlamaktan sizi sakındırıp uyarıyorتَعُودُواْ
Bu kök 58 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.