Sâffât sûresi

Arapça metin ve Türkçe meal, kaynağıyla.

37:1

وَٱلصَّـٰٓفَّـٰتِ صَفّٗا

Andolsun o saf bağlayıp duranlara

37:2

فَٱلزَّـٰجِرَٰتِ زَجۡرٗا

O haykırıp da sürenlere

37:3

فَٱلتَّـٰلِيَٰتِ ذِكۡرًا

Ve o yolda zikir okuyanlara

37:4

إِنَّ إِلَٰهَكُمۡ لَوَٰحِدٞ

Ki sizin ilâhınız birdir

37:5

رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا وَرَبُّ ٱلۡمَشَٰرِقِ

O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, bütün doğuların da Rabbidir

37:6

إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِزِينَةٍ ٱلۡكَوَاكِبِ

Gerçekten biz dünya göğünü (o yakın göğü) bir zinetle, yıldızlarla süsledik

37:7

وَحِفۡظٗا مِّن كُلِّ شَيۡطَٰنٖ مَّارِدٖ

Onu her inatçı şeytandan koruduk

37:8

لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰ وَيُقۡذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٖ

Onlar yüksek (melekler) topluluğunu dinleyemezler. Her taraftan kovulup atılırlar

37:9

دُحُورٗاۖ وَلَهُمۡ عَذَابٞ وَاصِبٌ

Uzaklaştırılırlar. Onlara ardı arkası kesilmez bir azab vardır

37:10

إِلَّا مَنۡ خَطِفَ ٱلۡخَطۡفَةَ فَأَتۡبَعَهُۥ شِهَابٞ ثَاقِبٞ

Ancak kulak hırsızlığı yapanlar olur. Onu da yakıcı bir alev takip eder

37:11

فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَهُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَم مَّنۡ خَلَقۡنَآۚ إِنَّا خَلَقۡنَٰهُم مِّن طِينٖ لَّازِبِۭ

Şimdi onlara sor: "Yaradılışça kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı?" Gerçekten biz onları cıvık bir çamurdan yarattık

37:12

بَلۡ عَجِبۡتَ وَيَسۡخَرُونَ

Fakat sen onlara şaşıyorsun, ama onlar (seninle) eğleniyorlar

37:13

وَإِذَا ذُكِّرُواْ لَا يَذۡكُرُونَ

Kendilerine hatırlatıldığında da düşünmüyorlar

37:14

وَإِذَا رَأَوۡاْ ءَايَةٗ يَسۡتَسۡخِرُونَ

Bir mucize gördükleri zaman da eğlenceye alıyorlar

37:15

وَقَالُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرٞ مُّبِينٌ

Ve diyorlar ki: "Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir

37:16

أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابٗا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ

Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman mı biz tekrar dirilecekmişiz

37:17

أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ

Önceki atalarımız da mı

37:18

قُلۡ نَعَمۡ وَأَنتُمۡ دَٰخِرُونَ

De ki: "Evet, hem de sizler çok aşağılanmış olarak (dirileceksiniz)

37:19

فَإِنَّمَا هِيَ زَجۡرَةٞ وَٰحِدَةٞ فَإِذَا هُمۡ يَنظُرُونَ

Çünkü O (sura üfürmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onların gözleri açılıverir

37:20

وَقَالُواْ يَٰوَيۡلَنَا هَٰذَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ

Eyvah bizlere! İşte bu hesap günüdür." derler

37:21

هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

(Onlara): "İşte bu, sizin yalanlamakta olduğunuz (iyi ve kötüyü) ayırt etme günüdür" denir

37:22

۞ٱحۡشُرُواْ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ وَأَزۡوَٰجَهُمۡ وَمَا كَانُواْ يَعۡبُدُونَ

Toplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru

37:23

مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهۡدُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلۡجَحِيمِ

Toplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru

37:24

وَقِفُوهُمۡۖ إِنَّهُم مَّسۡـُٔولُونَ

Ve durdurun onları, çünkü sorguya çekilecekler

37:25

مَا لَكُمۡ لَا تَنَاصَرُونَ

(Onlara): "Ne oldu sizlere de yardımlaşmıyorsunuz?" (denilir)

37:26

بَلۡ هُمُ ٱلۡيَوۡمَ مُسۡتَسۡلِمُونَ

Hayır, bugün onlar teslim olmuşlardır

37:27

وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖ يَتَسَآءَلُونَ

Onlar, birbirine dönmüş soruşuyorlar

37:28

قَالُوٓاْ إِنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَأۡتُونَنَا عَنِ ٱلۡيَمِينِ

Onlar: "Siz bize (uğurlu görünerek) sağdan gelir dururdunuz" derler

37:29

قَالُواْ بَل لَّمۡ تَكُونُواْ مُؤۡمِنِينَ

(İleri gelenler de) derler ki: "Hayır, siz inanmamıştınız

37:30

وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيۡكُم مِّن سُلۡطَٰنِۭۖ بَلۡ كُنتُمۡ قَوۡمٗا طَٰغِينَ

Bizim de size karşı bir gücümüz yoktu. Fakat siz azmış bir kavimdiniz

37:31

فَحَقَّ عَلَيۡنَا قَوۡلُ رَبِّنَآۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ

Onun için üzerimize Rabbimizin azab sözü hak oldu. Şüphesiz azabımızı tadacağız

37:32

فَأَغۡوَيۡنَٰكُمۡ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ

Evet biz, sizi kışkırttık. Çünkü biz azgındık

37:33

فَإِنَّهُمۡ يَوۡمَئِذٖ فِي ٱلۡعَذَابِ مُشۡتَرِكُونَ

O halde hepsi o gün azabda ortaktırlar

37:34

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ

İşte biz günahkarlara böyle yaparız

37:35

إِنَّهُمۡ كَانُوٓاْ إِذَا قِيلَ لَهُمۡ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسۡتَكۡبِرُونَ

Çünkü onlar, kendilerine: "Allah'tan başka ilâh yoktur" denildiği zaman kafa tutuyorlardı

37:36

وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓاْ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٖ مَّجۡنُونِۭ

Ve: "Biz, hiçbir mecnun (deli) şair için ilâhlarımızı bırakır mıyız?" diyorlardı

37:37

بَلۡ جَآءَ بِٱلۡحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Hayır o, hak ile geldi ve bütün peygamberleri tasdik etti

37:38

إِنَّكُمۡ لَذَآئِقُواْ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡأَلِيمِ

Elbette siz o acı azabı tadacaksınız

37:39

وَمَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Bununla beraber başka değil, hep yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız

37:40

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Sadece Allah'ın ihlaslı kulları müstesnadır

37:41

أُوْلَـٰٓئِكَ لَهُمۡ رِزۡقٞ مَّعۡلُومٞ

İşte onlar için belli bir rızık vardır

37:42

فَوَٰكِهُ وَهُم مُّكۡرَمُونَ

Meyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir

37:43

فِي جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ

Meyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir

37:44

عَلَىٰ سُرُرٖ مُّتَقَٰبِلِينَ

(Onlar) Karşılıklı tahtlar üzerindedirler

37:45

يُطَافُ عَلَيۡهِم بِكَأۡسٖ مِّن مَّعِينِۭ

İçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır

37:46

بَيۡضَآءَ لَذَّةٖ لِّلشَّـٰرِبِينَ

İçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır

37:47

لَا فِيهَا غَوۡلٞ وَلَا هُمۡ عَنۡهَا يُنزَفُونَ

Onda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir

37:48

وَعِندَهُمۡ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ عِينٞ

Yanlarında iri gözlü, bakışlarını kocalarından başkalarına çevirmeyen hanımlar vardır

37:49

كَأَنَّهُنَّ بَيۡضٞ مَّكۡنُونٞ

Sanki onlar örtülüp saklanmış yumurta gibidirler

37:50

فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖ يَتَسَآءَلُونَ

Derken birbirine dönüp sorarlar

37:51

قَالَ قَآئِلٞ مِّنۡهُمۡ إِنِّي كَانَ لِي قَرِينٞ

İçlerinden bir sözcü der ki: "Gerçekten benim bir arkadaşım vardı

37:52

يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُصَدِّقِينَ

Derdi ki: "Sen gerçekten inananlardan mısın

37:53

أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابٗا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ

Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman biz hakikaten cezalanacak mıyız

37:54

قَالَ هَلۡ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ

Siz onu tanır mısınız?" der

37:55

فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِي سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ

Derken bakınır ve onu cehennemin ta ortasında görür

37:56

قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرۡدِينِ

Ona şöyle der: "Allah'a yemin ederim ki, doğrusu sen az daha beni helak edecektin

37:57

وَلَوۡلَا نِعۡمَةُ رَبِّي لَكُنتُ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِينَ

Rabbimin nimeti olmasaydı, ben de bu tutuklananlardan olacaktım

37:58

أَفَمَا نَحۡنُ بِمَيِّتِينَ

Nasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız

37:59

إِلَّا مَوۡتَتَنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِينَ

Nasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız

37:60

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ

İşte bu büyük kurtuluştur

37:61

لِمِثۡلِ هَٰذَا فَلۡيَعۡمَلِ ٱلۡعَٰمِلُونَ

Çalışanlar işte böyle bir kurtuluş için çalışsınlar

37:62

أَذَٰلِكَ خَيۡرٞ نُّزُلًا أَمۡ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ

Nasıl, bu mu daha hayırlı konukluk için, yoksa zakkum ağacı mı

37:63

إِنَّا جَعَلۡنَٰهَا فِتۡنَةٗ لِّلظَّـٰلِمِينَ

Gerçekten biz onu zalimler için bir fitne (imtihan) yaptık

37:64

إِنَّهَا شَجَرَةٞ تَخۡرُجُ فِيٓ أَصۡلِ ٱلۡجَحِيمِ

O bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar

37:65

طَلۡعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ

Tomurcukları şeytanların başları gibidir

37:66

فَإِنَّهُمۡ لَأٓكِلُونَ مِنۡهَا فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ

Mutlaka onlar, ondan yiyecekler de karınlarını bundan dolduracaklardır

37:67

ثُمَّ إِنَّ لَهُمۡ عَلَيۡهَا لَشَوۡبٗا مِّنۡ حَمِيمٖ

Sonra üzerine onlar için kaynar bir içecek vardır

37:68

ثُمَّ إِنَّ مَرۡجِعَهُمۡ لَإِلَى ٱلۡجَحِيمِ

Sonra da dönecekleri yer, şüphesiz cehennemdir

37:69

إِنَّهُمۡ أَلۡفَوۡاْ ءَابَآءَهُمۡ ضَآلِّينَ

Çünkü onlar, atalarını sapıklıkta buldular

37:70

فَهُمۡ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمۡ يُهۡرَعُونَ

Şimdi de kendileri onların izlerinde koşturuyorlar

37:71

وَلَقَدۡ ضَلَّ قَبۡلَهُمۡ أَكۡثَرُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Andolsun ki, onlardan öncekilerin çoğu sapıklıkta idiler

37:72

وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ

Gerçekten biz onlara içlerinden uyarıcı peygamberler de gönderdik

37:73

فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُنذَرِينَ

Sonra da bak o uyarılanların sonu nasıl oldu

37:74

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Ancak Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka

37:75

وَلَقَدۡ نَادَىٰنَا نُوحٞ فَلَنِعۡمَ ٱلۡمُجِيبُونَ

Andolsun ki Nuh bize seslenip dua etmişti de biz de ne güzel kabul etmiştik

37:76

وَنَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ

Biz hem onu, hem ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık

37:77

وَجَعَلۡنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلۡبَاقِينَ

Hem onun neslini bâki kalanlar kıldık

37:78

وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Hem de sonradan gelenler içinde güzel bir namını bıraktık

37:79

سَلَٰمٌ عَلَىٰ نُوحٖ فِي ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bütün âlemler içinde Nuh'a selam olsun

37:80

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız

37:81

إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı

37:82

ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ

Sonra diğerlerini suda boğduk

37:83

۞وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبۡرَٰهِيمَ

Şüphesiz ki İbrahim de onun kolundandı

37:84

إِذۡ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلۡبٖ سَلِيمٍ

Çünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmişti

37:85

إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَاذَا تَعۡبُدُونَ

O babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz nelere tapıyorsunuz

37:86

أَئِفۡكًا ءَالِهَةٗ دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ

Yalancılık etmek için mi Allah'tan başka ilâhlar istiyorsunuz

37:87

فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Siz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz

37:88

فَنَظَرَ نَظۡرَةٗ فِي ٱلنُّجُومِ

Derken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten hastayım" dedi

37:89

فَقَالَ إِنِّي سَقِيمٞ

Derken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten hastayım" dedi

37:90

فَتَوَلَّوۡاْ عَنۡهُ مُدۡبِرِينَ

O zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler

37:91

فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمۡ فَقَالَ أَلَا تَأۡكُلُونَ

Derken bir kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da, "Buyursanıza, yemez misiniz?" dedi

37:92

مَا لَكُمۡ لَا تَنطِقُونَ

(Cevap vermediklerini görünce de): "Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?" (dedi)

37:93

فَرَاغَ عَلَيۡهِمۡ ضَرۡبَۢا بِٱلۡيَمِينِ

Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi

37:94

فَأَقۡبَلُوٓاْ إِلَيۡهِ يَزِفُّونَ

Bunun üzerine birbirlerine girerek ona yürüdüler

37:95

قَالَ أَتَعۡبُدُونَ مَا تَنۡحِتُونَ

İbrahim dedi ki: "A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz

37:96

وَٱللَّهُ خَلَقَكُمۡ وَمَا تَعۡمَلُونَ

Halbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır

37:97

قَالُواْ ٱبۡنُواْ لَهُۥ بُنۡيَٰنٗا فَأَلۡقُوهُ فِي ٱلۡجَحِيمِ

Onlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler

37:98

فَأَرَادُواْ بِهِۦ كَيۡدٗا فَجَعَلۡنَٰهُمُ ٱلۡأَسۡفَلِينَ

Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük

37:99

وَقَالَ إِنِّي ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّي سَيَهۡدِينِ

Bir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir

37:100

رَبِّ هَبۡ لِي مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ

Ey Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et

37:101

فَبَشَّرۡنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمٖ

Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik

37:102

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعۡيَ قَالَ يَٰبُنَيَّ إِنِّيٓ أَرَىٰ فِي ٱلۡمَنَامِ أَنِّيٓ أَذۡبَحُكَ فَٱنظُرۡ مَاذَا تَرَىٰۚ قَالَ يَـٰٓأَبَتِ ٱفۡعَلۡ مَا تُؤۡمَرُۖ سَتَجِدُنِيٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّـٰبِرِينَ

Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi

37:103

فَلَمَّآ أَسۡلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلۡجَبِينِ

Ne zaman ki ikisi de bu şekilde Allah'a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı

37:104

وَنَٰدَيۡنَٰهُ أَن يَـٰٓإِبۡرَٰهِيمُ

Biz de ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim

37:105

قَدۡ صَدَّقۡتَ ٱلرُّءۡيَآۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız

37:106

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡبَلَـٰٓؤُاْ ٱلۡمُبِينُ

Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (dedik)

37:107

وَفَدَيۡنَٰهُ بِذِبۡحٍ عَظِيمٖ

Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik

37:108

وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Kendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık

37:109

سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ

Selam olsun İbrahim'e

37:110

كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız

37:111

إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı

37:112

وَبَشَّرۡنَٰهُ بِإِسۡحَٰقَ نَبِيّٗا مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ

Ona bir de salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak'ı müjdeledik

37:113

وَبَٰرَكۡنَا عَلَيۡهِ وَعَلَىٰٓ إِسۡحَٰقَۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحۡسِنٞ وَظَالِمٞ لِّنَفۡسِهِۦ مُبِينٞ

Hem ona hem İshak'a bereketler verdik. Her ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de açıkça kendi nefsine zulmedenler var

37:114

وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

Andolsun ki biz Musa ile Harun'a da nimetler verdik

37:115

وَنَجَّيۡنَٰهُمَا وَقَوۡمَهُمَا مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ

Hem kendilerini ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık

37:116

وَنَصَرۡنَٰهُمۡ فَكَانُواْ هُمُ ٱلۡغَٰلِبِينَ

Hem yardım ettik onlara da, galip gelenler onlar oldular

37:117

وَءَاتَيۡنَٰهُمَا ٱلۡكِتَٰبَ ٱلۡمُسۡتَبِينَ

Hem kendilerine o belli kitabı (Tevrat'ı) verdik

37:118

وَهَدَيۡنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلۡمُسۡتَقِيمَ

Kendilerini doğru yola çıkardık

37:119

وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِمَا فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Sonrakiler içinde onlara iyi bir nam bıraktık

37:120

سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

Selam olsun, Musa ile Harun'a

37:121

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız

37:122

إِنَّهُمَا مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Çünkü onların ikisi de bizim mümin kullarımızdandı

37:123

وَإِنَّ إِلۡيَاسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Şüphesiz İlyas da gönderilen peygamberlerdendir

37:124

إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ

Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi

37:125

أَتَدۡعُونَ بَعۡلٗا وَتَذَرُونَ أَحۡسَنَ ٱلۡخَٰلِقِينَ

Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi

37:126

ٱللَّهَ رَبَّكُمۡ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi

37:127

فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ

Fakat onlar, onu yalanladılar. Bu yüzden onlar mutlaka (cehennemde) hazır bulundurulacaklardır

37:128

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Ancak Allah'ın ihlaslı kulları müstesna

37:129

وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Ona da sonrakiler içinde şunu bıraktık

37:130

سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِلۡ يَاسِينَ

Selam olsun İlyâsîn'e

37:131

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız

37:132

إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı

37:133

وَإِنَّ لُوطٗا لَّمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Şüphesiz Lût da gönderilen peygamberlerdendir

37:134

إِذۡ نَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ

Hani biz onu ve ailesinin tamamını kurtarmıştık

37:135

إِلَّا عَجُوزٗا فِي ٱلۡغَٰبِرِينَ

Ancak geride kalıp batanlar içinde kalan yaşlı bir kadın hariç

37:136

ثُمَّ دَمَّرۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ

Sonra diğerlerini helak etmiştik

37:137

وَإِنَّكُمۡ لَتَمُرُّونَ عَلَيۡهِم مُّصۡبِحِينَ

Ve siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz

37:138

وَبِٱلَّيۡلِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ

Ve siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz

37:139

وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Şüphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendir

37:140

إِذۡ أَبَقَ إِلَى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ

Hani o bir zaman dolu bir gemiye kaçmıştı

37:141

فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلۡمُدۡحَضِينَ

(Oradakilerle) kur'a çekmiş de kaydırılanlardan (yenilenlerden) olmuştu

37:142

فَٱلۡتَقَمَهُ ٱلۡحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٞ

Derken (denize atılmış ve) kendisini balık yutmuştu. (Kendi nefsini) kınıyordu

37:143

فَلَوۡلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلۡمُسَبِّحِينَ

Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı

37:144

لَلَبِثَ فِي بَطۡنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ

Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı

37:145

۞فَنَبَذۡنَٰهُ بِٱلۡعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٞ

Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık

37:146

وَأَنۢبَتۡنَا عَلَيۡهِ شَجَرَةٗ مِّن يَقۡطِينٖ

Üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik

37:147

وَأَرۡسَلۡنَٰهُ إِلَىٰ مِاْئَةِ أَلۡفٍ أَوۡ يَزِيدُونَ

Biz onu (Yunus'u) yüz bin veya daha çok insana peygamber olarak gönderdik

37:148

فَـَٔامَنُواْ فَمَتَّعۡنَٰهُمۡ إِلَىٰ حِينٖ

O zaman ona iman ettiler de biz onları bir zamana kadar yaşattık

37:149

فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَلِرَبِّكَ ٱلۡبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلۡبَنُونَ

Şimdi sor o seninkilere: Kızlar, Rabbinin de, oğlanlar onların mı

37:150

أَمۡ خَلَقۡنَا ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَ إِنَٰثٗا وَهُمۡ شَٰهِدُونَ

Yoksa biz melekleri dişi yaratmışız da onlar şahit mi bulunuyorlarmış

37:151

أَلَآ إِنَّهُم مِّنۡ إِفۡكِهِمۡ لَيَقُولُونَ

Ha!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar

37:152

وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ

Ha!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar

37:153

أَصۡطَفَى ٱلۡبَنَاتِ عَلَى ٱلۡبَنِينَ

(Allah) kızları oğullara tercih mi etmiş

37:154

مَا لَكُمۡ كَيۡفَ تَحۡكُمُونَ

Size ne oldu? Nasıl hükmediyorsunuz

37:155

أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Hiç düşünmüyor musunuz

37:156

أَمۡ لَكُمۡ سُلۡطَٰنٞ مُّبِينٞ

Yoksa sizin için açık bir delil mi var

37:157

فَأۡتُواْ بِكِتَٰبِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

O halde, eğer doğru söylüyorsanız getirin kitabınızı

37:158

وَجَعَلُواْ بَيۡنَهُۥ وَبَيۡنَ ٱلۡجِنَّةِ نَسَبٗاۚ وَلَقَدۡ عَلِمَتِ ٱلۡجِنَّةُ إِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ

Onlar, Allah ile cinler arasında bir neseb (hısımlık bağı) uydurdular. Oysa andolsun cinler bilirler ki, o yalancılar mutlaka cehenneme götürüleceklerdir

37:159

سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

Allah, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir

37:160

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Fakat Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka (onlar, Allah'ı böyle şirk ile vasıflamazlar)

37:161

فَإِنَّكُمۡ وَمَا تَعۡبُدُونَ

Çünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız

37:162

مَآ أَنتُمۡ عَلَيۡهِ بِفَٰتِنِينَ

Çünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız

37:163

إِلَّا مَنۡ هُوَ صَالِ ٱلۡجَحِيمِ

Çünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız

37:164

وَمَامِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٞ مَّعۡلُومٞ

(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler

37:165

وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلصَّآفُّونَ

(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler

37:166

وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡمُسَبِّحُونَ

(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler

37:167

وَإِن كَانُواْ لَيَقُولُونَ

(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk

37:168

لَوۡ أَنَّ عِندَنَا ذِكۡرٗا مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ

(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk

37:169

لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk

37:170

فَكَفَرُواْ بِهِۦۖ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ

Fakat şimdi onu inkâr ettiler. Ama ilerde bileceklerdir

37:171

وَلَقَدۡ سَبَقَتۡ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir

37:172

إِنَّهُمۡ لَهُمُ ٱلۡمَنصُورُونَ

Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir

37:173

وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلۡغَٰلِبُونَ

Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir

37:174

فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينٖ

Onun için sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir

37:175

وَأَبۡصِرۡهُمۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ

Onlara (inecek azabı) gözetle. Yakında onlar da göreceklerdir

37:176

أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ

Ya şimdi onlar, bizim azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar

37:177

فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمۡ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلۡمُنذَرِينَ

Fakat (azabımız) onların sahasına indiği zaman, (o acı sonuçla) uyarılanların sabahı ne kötüdür

37:178

وَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينٖ

Yine sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir

37:179

وَأَبۡصِرۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ

(İnecek azabı) gözetle! Yakında onlar da göreceklerdir

37:180

سُبۡحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلۡعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ

Senin güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir

37:181

وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun

37:182

وَٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur

Meal: Elmalılı Hamdi Yazır (kamu malı). NÛR bu sayfada yorum yapmaz.