Kök
غوي
Kur'an'da 22 yerde, 18 ayette geçer.
Mekkî · 17Medenî · 1
isim · 11fiil · 11
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 18
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
ٱلغَيِّ3أَغوَيتَنِي2ٱلغَاوِينَ2يُغوِيَكُم1وَلَأُغوِيَنَّهُم1غَيًّا1فَغَوَىٰ1لِلغَاوِينَ1وَٱلغَاوُنَ1ٱلغَاوُنَ1لَغَوِيّٞ1أَغوَينَآ1أَغوَينَٰهُم1غَوَينَا1فَأَغوَينَٰكُم1غَٰوِينَ1لَأُغوِيَنَّهُم1غَوَىٰ1
Geçtiği ayetler
- 2:256Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkar edip, Allah'a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilirٱلغَيِّ
- 7:16Öyleyse, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağımأَغوَيتَنِي
- 7:146Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları, âyetlerimizi anlamaktan uzak tutacağım. Onlar ki, bütün âyetlerimizi görseler de onlara iman etmezler. Doğru yolu görseler de o yolu tutup gitmezler. Eğer sapıklık yolunu görürlerse tutar onu izlerler. Çünkü onlar âyetlerimizi inkâr etmeyi âdet edinmişler ve onlardan hep gafil olagelmişlerdirٱلغَيِّ
- 7:175Onlara, kendisine âyetlerimizi sunduğumuz o adamın kıssasını da anlat; âyetlerden sıyrılıp çıktı, derken onu şeytan arkasına taktı, en sonunda da helak olanlardan olduٱلغَاوِينَ
- 7:202Şeytanların kardeşlerine gelince, onlar öbürlerini sapıklığa sürüklerler, sonra da yakalarını bırakmazlarٱلغَيِّ
- 11:34Ben size öğüt vermek istemiş olsam da, eğer Allah sizi helâk etmeyi murad ediyorsa, zaten öğüt vermemin size bir faydası olmaz. Rabbiniz O'dur ve nihayet O'na döndürüleceksinizيُغوِيَكُم
- 15:39İblis şöyle dedi: "Rabbim! Beni saptırdığın için, mutlaka ben de yeryüzünde onlara günahları süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağımأَغوَيتَنِي
- 15:42Sana uyan azgınlardan başka, kullarımın üzerinde hiçbir nüfuzun yokturٱلغَاوِينَ
- 19:59Sonra bunların ardından öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslerine uydular; onlar bu taşkınlıklarının karşılığını mutlaka göreceklerdir. (Cehennemdeki "Gayya" vadisini boylayacaklardır)غَيًّا
- 20:121Bunun üzerine ikisi de o ağaçtan yediler. Hemen ayıp yerleri kendilerine açılıp görünüverdi. Ve üzerlerine cennet yaprağından örtüp yamamaya başladılar. Âdem Rabbinin emrinden çıktı da şaşırdıفَغَوَىٰ
- 26:91Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştırلِلغَاوِينَ
- 26:94Ve arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlarوَٱلغَاوُنَ
- 26:224Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyarٱلغَاوُنَ
- 28:18Şehirde korku içinde, (etrafı) gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen kimse feryad ederek yine ondan imdat istiyor. Musa ona dedi ki: "Doğrusu sen, besbelli bir azgınsınلَغَوِيّٞ
- 28:63(O gün) haklarında azaba itilme, hükmü gerçekleşen kimseler, "Rabbimiz! Biz nasıl azmışsak, işte bu azmışları da öylece azdırdık. (Onların suçlarından) beri olduğumuzu sana arzederiz. Zaten onlar aslında bizlere tapmıyorlardı." derlerأَغوَينَآ
- 37:32Evet biz, sizi kışkırttık. Çünkü biz azgındıkفَأَغوَينَٰكُم
- 38:82İblis: "Öyle ise izzet ve şerefine yemin ederim ki, ben onların hepsini mutlaka aldatır, saptırırımلَأُغوِيَنَّهُم
- 53:2Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı, azmadıغَوَىٰ
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.