Kök
رجل
Kur'an'da 73 yerde, 66 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Gözünün önüne birinin çıplak ayakla toprağa bastığını getir. Bu kök önce ayak ve yürümeyi anlatır, oradan yaya ve piyade anlamı çıkar. Sonra da pazarda ve cephede yük alan, sözünü tutan kişi tipini işaret eder; mealler çoğu kez sadece erkek ya da ayak deyip bu bağı kaçırır.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileنسو(Nisa)
Nisa daha çok aile ve mahremiyet anlatır. Rical (adamlar) yürüme, yaya ve sahada yük taşıma vurgusu taşır. Kısacası Nisa kadınları, Rical sahadaki adamları anlatır.
bu kökileنكح(nikah)
Nikah bağ kurma ve evlenme işidir. Rical (adamlar) kişi tipini ve yürüme-yaya anlamını taşır. Kısacası nikah eylem, rical kişilerden söz eder.
bu kökileانث(yok)
Anv biyolojik cinsi ve sayısal payları işaretler. Rical (adamlar) görev, şehadet ve sahicilikle anılır. Kısacası Anv cins, Rical kamusal sorumluluk anlatır.
Müfessir diliyle
Yere basıp yürümek; buradan, yaya olma ve toplumsal sorumluluk alan insan tipini de adlandırır.
Hakikat düzeyinde رِجْل, yürüme ve yere temas eden uzvu gösterir (5:6; 7:195; 24:45; 38:42). Bu zeminden, رِجَالًا ‘yaya’ (2:239; 22:27) ve رَجِل ‘piyade’ (17:64) anlamı doğar. Soyut düzeyde رَجُل/رِجَال, içlerinden elçi gönderilen kişi (12:109; 21:7; 6:9; 7:63; 10:2) ve pazarda-cephede sorumluluk taşıyan fail tipini ifade eder (4:32; 4:34; 24:37; 33:23).
Somuttan soyuta
Somut ‘basış/ yürüme’ (5:6; 7:195; 24:45) → ‘yaya/piyade’ (2:239; 22:27; 17:64) → toplumsal sahada duran, yük alan insan (4:34; 24:37; 33:23).
Kardeş köklerden farkı
نسوile farkı
نسو, karşı cins topluluğunu adlandırır ve çoğu kez mahremiyet/aile bağlamında geçer (2:187; 24:31); رَجُل/رِجَال ise şahidlik, kazanım, idare gibi kamusal ve yük üstlenme bağlamlarında belirir (2:282; 4:32; 4:34). İkisi birlikte paydaşlık olarak da zikredilir (4:7).
نكحile farkı
نكح, bağ kurma/akit ve eşleşme eylemini adlandırır (2:221; 2:232; 4:3); رَجُل/رِجَال ise taraflardan birinin kategorisini ve sahadaki fail tipini belirtir (4:34; 2:282).
انثile farkı
أنث, biyolojik cinsi işaretler ve hesap/nisbetlerde kullanılır (3:36; 4:11; 4:176); رِجَال/رَجُل ise sıklıkla görev, şehadet, risalet ve sahicilik vurgusuyla geçer (12:109; 21:7; 4:34; 33:23).
Anlam alanları · 5
Yere basış ve yürüme uzvu
Yıkama, yürüme, delil oluş ve ceza bağlamlarıyla alt uzuv vurgusu.
Yaya/piyade hâli
Korku/hac yolculuğunda yaya oluş ve yaya birlikler.
Kamusal fail ve sorumluluk
Kazanım, idare, ahde sadakat ve ticaretin bile alıkoyamadığı zikir.
Elçilik ve hitap odağı
Gönderilenin içlerinden bir kişi oluşu ve buna itirazlar.
Cinsel sapma uyarısı bağlamı
Şehevî yönelişte sınır aşımı, karşı cinsin terk edilmesi.
Biçimlerin kullanımı
- رِجْل
- Yere basan uzuv; yürüyüş, temizlik, delil ve ceza bağlamlarında.
- رَجُل
- Toplumda yük alan yetişkin birey (erkek cinsinden); elçi/şahit/önder tipinde.
- رِجَال
- Bu bireylerin çoğulu; akuzatifte رِجَالًا ‘yaya’ anlamını da kazanır.
- رَجِل
- Piyade; yaya birlik unsuru.
Güven: Güçlü · incelenen 61 ayetin 22'i açıklandı (%36) · toplam 66 ayetten dengeli örnek
Kökün hem uzuv hem ‘yaya/piyade’ hem de toplumsal fail kullanımları çoktur ve birbirini tutar.
Açık soru: رَجُل ile رِجْل arasındaki anlam köprüsü (yürümeden toplumsal faile) kuvvetli görünüyor; yine de uzmanlaşma derecesi metinde açıkça belirtilmeyebilir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 36
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:228Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç adet süresi beklerler ve Allah'ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri, kendilerine helâl olmaz. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa gizlemezler. Kocaları da, barışmak istedikleri takdirde o süre içersinde onları geri almaya daha layıktırlar. O kadınların, üzerlerindeki meşru hak gibi, kendilerinin de hakları vardır. Yalnız erkekler için, onların üzerinde bir derece vardır. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirوَلِلرِّجَالِ
- 2:239Eğer bir korku hâlindeyseniz, yaya veya binekli olarak giderken kılın, (korkudan) emin olduğunuz zaman da böyle bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ı zikredin (namazlarınızı yine her zamanki gibi huşû ile kılın)فَرِجَالًا
- 2:282Ey iman edenler! Belli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri, Allah'ın, kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Bir de hak kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah'dan korksun da haktan birşey eksiltmesin. Şayet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramıyacak durumda biri ise velisi doğrusunu söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit de yapın. Şayet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, öbürü hatırlatsın, şahitler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş, çok olmuş, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun olduğu gibi; hem şahitlik için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Meğer ki, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alım satım yaptığınız vakit de yine şahit tutun. Ayrıca ne yazan, ne de şahitlik eden bir zarar görmesin. Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur. Üstelik Allah'dan korkun. Allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve Allah her şeyi bilirرِّجَالِكُم
- 4:1Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; kendi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'dan ve akrabalık (bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözeticidirرِجَالٗا
- 4:7Ana, baba ve akrabaların miras olarak bıraktıklarında erkeklerin hissesi vardır. Kadınların da ana, baba ve akrabaların bıraktıklarında hisseleri vardır. Bunlar, az olsun çok olsun, farz kılınmış bir hissedirلِّلرِّجَالِ
- 4:12Eğer hanımlarınızın çocukları yoksa, bıraktıkları mirasın yarısı sizindir. Şâyet bir çocukları varsa o zaman mirasın dörtte biri sizindir. Bu paylar, ölenin vasiyeti yerine getirildikten ve varsa, borcu ödendikten sonra verilir. Eğer siz çocuk bırakmadan ölürseniz, geriye bıraktığınız mirasın dörtte biri hanımlarınızındır. Şâyet çocuklarınız varsa o zaman bıraktığınız mirasın sekizde biri hanımlarınızındır. Bu paylar, yaptığınız vasiyetler yerine getirilip ve varsa borcunuz ödendikten sonra verilir. Eğer ölen bir erkek veya kadının çocuğu ve babası bulunmadığı halde kelâle olarak (yan koldan) mirasına konuluyor ve kendisinin bir erkek veya kızkardeşi bulunuyorsa, bunlardan herbirinin miras payı terekenin altıda biridir. Eğer mevcut olan kardeşler bundan daha çok iseler, bu takdirde kardeşler mirasın üçte birini zarara uğratılmaksızın aralarında eşit olarak taksim ederler. Bu paylar ölenin vasiyeti yerine getirilip ve varsa borcu ödendikten sonra verilir. Bunlar, Allah tarafından bir emirdir. Allah her şeyi bilen ve yarattıklarına çok yumuşak davranandırرَجُلٞ
- 4:32Bir de Allah'ın bazınıza, diğerinden fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin. Erkeklere hak ettiklerinden bir pay vardır. Kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır. İsteklerinizi Allah'ın fazlından ve kereminden isteyin. Gerçekten Allah her şeyi hakkıyla bilendirلِّلرِّجَالِ
- 4:34Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktürٱلرِّجَالُ
- 4:75Hem size ne oluyor ki, Allah yolunda: "Ey Rabbimiz! bizleri bu halkı zâlim olan memleketten çıkar, tarafından bizi iyi idare edecek bir sahip ve bize katından bir kurtarıcı gönder" diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların kurtarılması uğrunda savaşa çıkmıyorsunuzٱلرِّجَالِ
- 4:98Ancak gerçekten aciz ve zayıf olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar hariçٱلرِّجَالِ
- 4:176Senden fetva istiyorlar. Deki: "Allah size kelâle (babasız ve çocuksuz kimse) nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan, fakat kız kardeşi bulunan bir kişi ölürse, bıraktığı malın yarısı o (kız kardeşi)nundur. Çocuğu olmayan kız kardeş ölürse, erkek kardeş ona varis olur. Eğer (ölenin) iki kız kardeşi varsa, bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkek ve kız olurlarsa, erkeğin hissesi, iki kızın hissesi kadardır. Şaşırmamanız için Allah size (hükümlerini) açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendirرِّجَالٗا
- 5:6Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyorوَأَرجُلَكُم
- 5:23Allah'tan korkan ve Allah'ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle dedi: "Onların üzerlerine kapıdan girin. Oradan girerseniz muhakkak galip gelirsiniz. Eğer layıkıyla inanıyorsanız yalnız Allah'a dayanınرَجُلَانِ
- 5:33Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardırوَأَرجُلُهُم
- 5:66Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, hem üstlerindeki, hem de ayaklarının altındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. Onların arasında ılımlı bir grup da vardı. Böyle olmakla beraber onların çoğunun yaptıkları ne kadar kötüdürأَرجُلِهِم
- 6:9Eğer Peygamberi, biz bir melek yapsaydık, yine de onu bir adam şeklinde yapardık ve onları yine düştükleri kuşkuya düşürürdükرَجُلٗا
- 6:65De ki: "O'nun üstünüzden ve ayaklarınızın altından azab göndermeye, yahut sizi fırkalara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yeter". Bak, âyetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz ki, onlar iyice anlasınlarأَرجُلِكُم
- 7:46Cennetliklerle cehennemlikler arasında bir perde vardır. A'raf üzerinde de, her iki taraftakileri simalarından tanıyan kişiler vardır. Bunlar cennetliklere: "selâm olsun size" diye seslenirler. Bunlar henüz cennete girmemiş, fakat girmeyi arzu eden kimselerdirرِجَالٞ
- 7:48A'raftakiler yüzlerinden tanıdıkları kişilere seslenerek şöyle derler: "Ne topluluğunuz, ne de büyüklük taslamanız, size hiç bir yarar sağlamadıرِجَالٗا
- 7:63(Allah'ın azabından) sakınıp da rahmete nail olmanız için, içinizden sizi uyaracak bir adam vasıtasıyla size bir zikir(kitap) gelmesine şaştınız mıرَجُلٖ
- 7:69Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığı ile, size bir zikir gelmesine şaştınız mı? Düşünün ki (Allah) sizi, Nûh kavminden sonra, onların yerine hâkimler yaptı ve yaratılışta sizi onlardan üstün kıldı. Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki, kurtuluşa eresinizرَجُلٖ
- 7:81Çünkü siz kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere gidiyorsunuz. Belki de siz haddi aşan bir kavimsinizٱلرِّجَالَ
- 7:124Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, sonra da bilin ki, sizi astıracağımوَأَرجُلَكُم
- 7:155Bir de Musa, mîkatımız için (tayin ettiğimiz vakitte tevbe için) kavminden yetmiş erkek seçti. Ne zaman ki, bunları o sarsıntı yakaladı, işte o zaman Musa: "Rabbim! dedi, dileseydin bunları da, beni de daha önce helâk ederdin. Şimdi bizi, içimizdekio beyinsizlerin yaptıkları yüzünden helâk mi edeceksin? O iş de senin imtihanından başka bir şey değildi. Sen bu imtihanla dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de hidayete erdirirsin. Bizim velimiz sensin. Artık bizi bağışla, merhamet et, sen bağışlayanların en hayırlısısınرَجُلٗا
- 7:195Onların yürüyecek ayakları, tutacak elleri, görecek gözleri veya işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi çağırın o ortaklarınızı, sonra bana istediğiniz tuzağı kurun ve elinizden gelirse göz açtırmayınأَرجُلٞ
- 9:108O mescit içinde sen kesinlikle namaza durma. Ta ilk gününde temeli takva üzerine kurulan mescit elbette içinde namaz kılmana daha layıktır. Onun içinde günahlarından arınmayı seven kişiler vardır. Allah da arınmış, ak pak olmuş olanları severرِجَالٞ
- 10:2İnsanları (eğri yolun sonundan) korkut, inananlara Rableri nezdindeki yüksek makamları müjdele, diye içlerinden bir adama vahyimizi göndermemiz onlara tuhaf mı geldi? Kâfirler: "Hiç şüphesiz bu besbelli bir sihirbaz." dedilerرَجُلٖ
- 11:78Daha önceleri çirkin işler yapmış olan kavmi harıl harıl koşup geldiler. Lut onlara: "Ey kavmim! İşte size kızlarım, onlar sizin için daha temizdirler. Gelin Allah'tan korkun, beni misafirlerime rezil rüsvay etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?" dediرَجُلٞ
- 12:109Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de o memleketlerin halkındandı, onlar da kendilerine vahiy verdiğimiz birtakım erkeklerden başkası değillerdi. Şimdi o yerlerde şöyle bir gezip görmediler mi? Kendilerinden önce gelip geçenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bir baksalar ya!... Elbette ahiret yurdu müttakiler için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza toplamayacak mısınızرِجَالٗا
- 16:43(Ey Peygamber!) Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bunu bilmiyorsanız Tevrat ve İncil âlimlerine sorunرِجَالٗا
Bu kök 66 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.